kapat
Anasayfa
|
E-gazete
|
Sarı Sayfalar
|
Arşiv
|
Üye Ol
|
Üye Girişi
|
English
|
Kırmızı Alarm
  
2 Ocak 2009, Cuma
Sabah
 
Spor Günaydın Ekler Dosyalar Servisler Multimedya Astroloji Kültür-Sanat İşte İnsan Emlak Çocuk Yazarlar Çizerler
Gündem Siyaset Ekonomi Yaşam Dünya Teknoloji Turizm Otomobil
 
24 Saat
24 Saat
Susanna Tamaro

'Açgözlülük azgınlaştı'

FİGEN YANIK - SABAH
01.01.2009
Yazar Susanna Tamaro'nun 6 Ocak'ta çıkacak yeni romanı Luisito, yaşlı bir kadınla papağanının dostluğunu işliyor. Tamaro "Yeni yüzyılda, kötülüğün egemen olduğu, açgözlülüğün azgınlaştığı bir dünya görüyorum," diyor..
Yüreğinin Götürdüğü Yere Git, Anima Mundi, Tek Ses İçin gibi kitaplarıyla tanıdığımız, İtalyan yazar Susanna Tamaro, şimdi de Luisito kitabıyla aramızda. Yalnız ve yaşlı bir emekli öğretmenle, bahçesinde bulduğu papağan arasında kısa sürede kurulan sevgi dolu ilişkiyi anlatan Luisito, Susanna Tamaro'nun 10 yıl önce gazetede okuduğu bir haberden etkilenmesiyle şekillenmiş. Papağan Luisito ve yaşlı kadın Anselma'nın alışılmadık ilişkisi, pek çok insan arasında kurulamayan bir sevgi buluşması. Yazar, kitabın filmini çekmeyi de düşünüyor.

- Bu öykü sizi nasıl buldu?
-
Öykü, bir gazete haberinden çıktı. Birkaç yıl önce, yaşlı bir hanımın 40 yıldır sahip olduğu papağanı, belgeleri yok diye elinden alındı. Papağan, kısa süre sonra üzüntüden öldü ve sahibesi de onun peşinden hayatını kaybetti. Yasa ve sevgi arasındaki trajik çatışmayı yansıtan bu olay beni çok etkiledi.

- İtalya'da artık yasalar, insanların evcil hayvanlarıyla aralarında kurdukları bağlara da karışıyor mu?
- Ne yazık ki evet. 10 yıl kadar önce yabanıl faunanın korunması için yasalar çıkartıldı. Buna bağlı olarak, eğer evinde korumaya aldığın bir hayvanın varsa, bunun kafeste doğduğunu, yani yasa dışı olarak yakalanmadığını belgelemek zorundasın. Belki doğru bir yasa, anlattığım olayda olduğu gibi kimi zaman adaletsizliklere mutsuzluklara yol açabiliyor.

- İnsanlar giderek daha da yalnızlaştıklıkları için sevgiyi ve yaşam sevincini hayvanlarda mı arıyor?
- Bu yaşlı ve yalnız insanlar için böyle... Genellikle bir hayvanın varlığıyla huzur buluyorlar. Hekimler de artık bu dostlukların sağlığa iyi geldiğini, yalnızlıktan kaynaklanan depresyonu iyileştirdiğini kabul ediyor.

- Kitabınızda, farklı nesiller arasında iletişim sorunu yaşanması doğal... Büyükanne ve torunları arasındaki iletişim kopukluğu gibi...
-
Evet, kesinlikle öyle. Teknoloji insan hayatına müthiş kolaylıklar getirdi ama insanlar arasındaki ilişkileri derinden değiştirdi. Genellikle toplumun kalpsiz, umursamaz ve barbar bir hal aldığını düşünüyorum. Bu vahşileşme sürecinde büyükanne ve büyükbabalarla torunlar arasındaki sevgi dolu ilişki ve saygı pek çok durumda yaşanmaz oldu.

- Kitapta yaşlı kadın, papağanına o kadar bağlanır ki onun elinden zorla alınmasından sonra ölümü bile göze alır hale gelir. Yaşlı insanlara karşı daha hoşgörülü olmamız gerekmiyor mu?
- Yaşlı insanların içinde bulunduğu derin bir yalnızlık söz konusu. Mesela Anselma, hayatını öğretmenliğe adamış. Öğretmenler eskiden öğrencileriyle hayat boyu süren bir sevgi ilişkisi kurarlardı ve bu onların hayatına büyük bir anlam katardı. Artık böyle değil. İlişkilerin tüketilmesi söz konusu ve bu tüketim pek çok kişinin hayatını mutsuz kıldı.

- 21. yüzyılda dünyanın geleceğini nasıl görüyorsunuz? Bu gidişte sevginin gücü azalıyor mu?
- Yeni yüzyılda bencilliğin, kötülüğün ve yobazlığın egemen olduğu bir dünya görüyorum. İnsancıllığın gittikçe azaldığını, budalaca bir vahşete saplandığımızı, açgözlülüğün azgınlaştığını hissediyorum. Hayatta önemli olanın sevgiye doğru yürüyüş olduğunu anlamaktan acizleştik.
Haberin fotoğrafları