kapat
E-gazete
|
Hava Durumu
|
Sarı Sayfalar
|
Arşiv
|
English
|
Üye Ol
|
Üye Girişi
14 Eylül 2008, Pazar
Sabah
 
Haberler Spor Günaydın Dosyalar Servisler Multimedya Astroloji Kültür-Sanat İşte İnsan Çocuk Kulübü Yazarlar Çizerler
Günaydın Cuma Cumartesi Pazar Emlak
 
24 Saat
24 Saat
Ümraniye’deki bu cami inşaatı, geçen yıllarda ürettiği ucuz ve kalitesiz estetikle tartışma konusuydu.

"M. Âkif'in 'Cami'si ile Kemal'in ki bir değil"

13.09.2008
- Peki ya bu estetiğin popüler yansımasına bakınca ne görürsünüz?
-
Yine, Yahya Kemal'e bir atıfta bulunmak isterim: Üstatla yaptığı sohbetlerden birinde, Servet Sami Uysal şöyle soruyor Kemal'e: "Mehmed Âkif de, siz de İslam şairisiniz, aranızda ne fark var?" Kemal'in yanıtı şudur: "Âkif İslam akaidinin (imanının, dogmasının, şeriatının) şairidir; bense, İslam şiirinin şairiyim. İşte ben bunu, cami örneğiyle açıklamak isterim. Cami, bu bağlamda son derece önemli konumdadır. Örneğin Âkif için cami, Müslümanların bir araya gelerek, topluca Allah'a ibadet ettikleri bir mekândan ibarettir. Dolayısıyla Âkif için Ümraniye'de görgüsüz bir müteahhit tarafından yapılmış ve hiçbir estetiği olmayan bir cami ile, Sinan'ın Selimiye'si arasında, bir fark yoktur. Çünkü ikisi de, Müslümanların topluca Allah'a ibadet ettikleri bir mekândır. İster Ümraniye'de herhangi bir BTB'li bir cami olsun, ister Süleymaniye olsun, fark etmez. Yahya Kemal için mesele böyle değil; Kemal için ikisi arasında şüphesiz bir fark vardır. Çünkü Selimiye, her şeyden önce İslam estetiğinin plastik mükemmeliyetini temsil eder. Şimdi, bu örnekten yola çıkarak ve Türkiye'de özellikle cami mimarisinin son yıllarda gösterdiği vahim gelişmeye bakarak şu sonuca varmamız mümkün olabilir: İslamda artık estetik değil, akait ön planda; İslam'ın bir medeniyet olduğu, hatta estetik - artistik bir medeniyet olduğu giderek göz ardı ediliyor ve onun yerine, bir akaitçi estetiksizlik hâkim olmaya başlıyor.
Haberin fotoğrafları