kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 10 Ocak 2008, Perşembe
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
Kanal 1
ABC
EMRE AKÖZ

Otel lavabosunda abdest alınır mı?

İlk adı Nazlı olan bir okurun, gazeteci Ayşe Arman'a gönderdiği mesaja göre, geçtiğimiz pazar günü Sakıp Sabancı Müzesi'nde şöyle bir olay meydana geliyor:
Nazlı Hanım, kadınlar tuvaletine giriyor... İçeride üç türbanlı kız var... Kabinden çıktığında kızlardan birini ayağını lavaboya uzatmış, abdest alırken görüyor... Yerler ve lavabonun civarı ıslanmış durumda... Yandaki lavaboda ellerini yıkarken, türbanlı kızın sıçrattığı sular Nazlı Hanım'a geliyor... "Burası bu için uygun bir yer değil" dediğinde ise, "Başka yer yok, ne yapayım" cevabını alıyor... (Hürriyet, 9 Ocak)
Benzeri bir olaya ben de Temmuz 2005'te şahit oldum:
Abant Platformu'nun Erzurum Polat Renaissance Oteli'nde düzenlediği, "Eğitimde Yeni Arayışlar" sempozyumunu izlemiştim.
Öğle yemeğinden sonraki manzara şöyleydi: Bazı katılımcılar, namaz için lavaboların başına geçmiş, abdest almakta... Sular etrafa sıçramakta... Ortalık su gölü...
Bunu yapanların çoğunluğu, dört bir yandan gelen, profesörler de dahil, akademisyenlerdi.
Tepem attı!
Çünkü otelin asansörleri gayet hızlıydı ve odalara çıkmak iki, üç dakikadan fazla sürmüyordu.
Bir zahmet git odana, abdestini orada al birader!
Her milletten, her inançtan müşterinin bulunduğu bir otelin lavabosunu abdesthaneye çevirmek, bence en azından "adabımuaşerete" aykırı bir davranıştı.
Bir örnek... "Bulduğun gibi bırak" toplumsal yaşamın önemli ilkelerinden biridir.
Nasıl tuvaletten çıkarken sifonu çekiyorsak, lavabo gibi ortak kullanım alanlarını da bulduğumuz gibi bırakmalıyız.
Bu tip başka deneyimlere de sahip olduğum için... Aksiyon dergisinde yayınlanan röportajda, önce kendini "laik" ve "çağdaş" gören kesimin anti-demokratik ve elitist yaklaşımını eleştirdim. (14 Mayıs 2007)
Ama ardından da ekledim:
"Bu kesimin eğitici-öğretici bir rolü olduğu da unutulmamalı. O kesim adabımuaşereti öğreten bir kesim. Onları da rahatsız etmemek lazım. Çünkü bu kesimin Türkiye'ye öğrettiği şeyler var. Dolayısıyla o kesime de AKP'nin fazla yüklenmemesi gerekiyor. Bu kesim dindar olmayabilir ama AKP'nin ve muhafazakâr kitlenin görüşlerini dile getiren insanların da, 'bunların bir bildiği var' demesi lazım."
Tahmin edeceğiniz gibi bu saptama ve temenni güme gitti!
Meseleyi biraz daha açayım...
Türkiye hızla ilerliyor... Bunun sonucu olarak dindar - muhafazakâr kitleler "modern" dediğimiz yaşam alanlarına akıyor: Mesela uçağa biniyor, beş yıldızlı otellerde kalıyor, görkemli merkezlerde alışveriş yapıyorlar.
Bu harika bir gelişme!
Ancak bu insanların bir kısmı; bu modern yaşam alanlarında nasıl davranacaklarını, oraların usulünü, erkânını bilmiyor.
İşin bir başka kötü yanı da şu: O modern alanlar da, muhafazakar kesimlerin ihtiyaçlarına (abdest almak, namaz kılmak gibi) uygun inşa edilmemiş durumda.
Nasıl kadın taraftarlar gelmeye başlayınca (ya da gelebilmeleri için) stadyumlara temiz ve düzgün kadın tuvaletleri yapıldıysa...
Büyük kentlerdeki; alışveriş merkezi, müze, konser salonu, otel gibi ortak kullanım mekânları da bu ihtiyaçlara uygun olarak yapılmalı ya da yeniden düzenlenmeli.
Bir misal: Geçenlerde, Malezya'nın başkenti Kuala Lumpur'daki, 'hip' denilen ultra-modern bir otelde kaldık.
Odadaki masanın çekmecesinde, cildi çok şık bir "Kuran" ve hemen yanında "kıbleyi" gösteren ok işareti vardı.
İşte bu kadar basit!