kapat
E-gazete
|
Sarı Sayfalar
|
Arşiv
|
Üye Ol
|
Üye Girişi
|
Okur Temsilcisi
|
English
|
Kırmızı Alarm
  
29 Ekim 2008, Çarşamba
Sabah
 
Spor Günaydın Ekler Dosyalar Servisler Multimedya Astroloji Kültür-Sanat İşte İnsan Çocuk Kulübü Yazarlar Çizerler
Gündem Siyaset Ekonomi Yaşam Dünya Teknoloji Turizm Otomobil
 
24 Saat
24 Saat

'Ev yemeği gibi müzik yapmaya çalışıyorum'

ÖZGÜR ÇAKIR - SABAH
28.10.2008
Sezen Aksu'nun son albümü Deniz Kızı'nda birlikte çalışan ve Onno Tunç'un kardeşi, müzisyen Arto Tunçboyacıyan 1 Kasım'da Cemal Reşit Rey'de konser verecek. Tunçboyacıyan insanların suni işler dinlemeye alışmasını eleştiriyor..
Tüm dünyada onlarca ünlü müzisyenle farklı projelere imza atmış olan Arto Tunçboyacıyan 1 Kasım Cumartesi günü İstanbul'daki Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda Continental Breakfast başlıklı konser vermek için Türkiye'ye geldi. Balafon üstatı Aly Keita, perküsyon, gembri ve vokallerde Aziz Sahmaoui ile aynı sahnede birlikte çalacak sanatçı farklı kütürlerden gelmiş diğer müzisyenlerle beraber bir tür müzikal çokkültürlülük örneği sunacak. Tunçboyacıyan hem Keita'ının hem de Sahmaoui'nin kendi alanlarında imza sahibi olduklarını belirterek, her iki sanatçının da dünyanın her yerine kendi lezzetini götürebilecek değerler olduklarını söylüyor. Aly Keita'nın 600 senedir balafon çalan bir aileden geldiğini anlatan Tunçboyacıyan, sanatçının Fildişi Sahilleri'nde doğduğunu ama aslen Malili olduğunu ve kendisi gibi kültürel problemler yaşadığını vurgulayarak sitem ediyor: "Ben de buralıyım ama buralı değilmişim gibi davranılıyor. Mantalite hala geri. Elbiseler değişmiş, binalar değişmiş ama kafalar hala aynı ve hatta daha da geri. Osmanlı dönemi bence bu anlamda daha ileride. O dönemde sanata verilen değer daha fazlaymış."

MÜZİK HAYATIN SESİ
Türkiye'de günümüz müzik piyasasını da konuştuğumuz Arto Tunçboyacıyan, suni bir hayat yaşandığını ve bunun da kulak duyuşunu belirlediğini söylüyor. Farklı kültürlerden gelen müzisyenlerin aynı sahnede olmasıyla ortaya her zaman dünya müziği çıkamayacağına da dikkat çeken Tunçboyacıyan, müzikle hayat arasındaki bağın samimi olması gerektiğine inandığını da ifade ediyor ve ekliyor: "Müzik hayatın sesi. İnsanlık mantalitesini anladığın zaman sesin neyi temsil ettiği ortaya çıkıyor ve bir süre sonra kulakla görmeye başlıyorsun ve ben galiba o dönemdeyim" diyor. Yaptığı müziği avantgarde folk olarak tanımlayan Arto Tunçboyacıyan bu türü de şöyle tanımlıyor: "Dondurulmuş ürünleri mikrodalgada ısıtarak yapılan yemekler var, bir de ev yemeği var. Biz ev yemeği yapmaya çalışıyoruz. Belki tek farkı ev yemeği lezzetini koruyarak o yemeğe küçük şeyler ekleme çabasıdır."

ELEŞTİRİLER HAKSIZ
Sezen Aksu'nun Deniz Kızı adlı son albümünde sekiz parçanın düzenlemelerini de yapan Tunçboyacıyan Türkiye'deki mantalite eksikliğinin bir örneğini de albüm için bazı köşe yazarlarının yaptığı eleştirilerde hissettiğini söylüyor. "Duyma şekli suni olduğu için doğal bir şeyler duyunca şaşırıyorlar" diyen Tunçboyacıyan ekliyor: "50 yaşındaki bir insanın 16 yaşındaki insanın yazdığı gibi aşk şarkıları yazacak hali yok. Kendi hayat görüşünü ifade ediyor ve insanlar da kakıp o sanatçıya 'bu ne olmamış' diyor. Eleştirileri haksız buluyorum. Sezen'in (Aksu) son albümü beş yıl sonra burada daha anlaşılır olacak. Sezen'in çıkardığı sesle yaşadığı değer tutuyor ama Türkiye'de çoğu müzisyen böyle değil." Yurtdışında yaşayan ve Armenian Navy Band adlı projesine de devam ettiren sanatçı, Türkiye'de grubun sırf ismi yüzünden bile tepki aldığını vurguluyor ve sözlerini şöyle noktalıyor: "Notaların dini ırkı yoktur. Sadece baharatlar yani küçük farklar vardır."