kapat
Anasayfa
|
E-gazete
|
Sarı Sayfalar
|
Arşiv
|
Üye Ol
|
Üye Girişi
|
English
|
Kırmızı Alarm
  
17 Nisan 2009, Cuma
Sabah
 
Spor Günaydın Ekler Dosyalar Servisler Multimedya Astroloji Kültür-Sanat İşte İnsan Emlak Çocuk Yazarlar Çizerler
Gündem Siyaset Ekonomi Yaşam Dünya Teknoloji Turizm Otomobil
 
24 Saat
24 Saat

Yetim muhtaç olmuş kuru soğana!

ESİN KÜÇÜKTEPEPINAR - SİNEMA
16.04.2009
Yönetmen Atalay Taşdiken ilk filmi Kız Kardeşim'de iki öksüzün hikâyesini naif bir biçimde anlatıyor ve bir sonraki filmi için de meraklandırıyor..
Benzeri 'kimsesiz çocuk hikâyeleri'nde olduğu gibi Mommo-Kız kardeşim filminde de gerçeküstü bir taraf var. Ne de olsa bir acımasız dış dünya var, bir de bu kimsesizlik hissiyatından kaçılarak sığınılacak bir hayal dünyası. İster Dickens yazmış olsun ister Anadolu'nun bağrından kopsun; benzer noktalar biraz da iki dünya arasındaki çizginin pek kaypak olması. Konya'nın Çavuş Köyü'nde iki öksüzün trajik öyküsünü yaşanmış bir olay üzerinden anlatan filmde ise korkuların sembolik hali bir 'öcü' şeklinde, yöresel deyişle 'mommo' olarak karşımıza çıkıyor. Oysa gerçek 'öcü'nün farazi yaratıklar ve hurafelerde değil, bizzat onları çevreleyen koşullarda olduğu ortada. Anneleri ölünce yeniden evlenen babaları tarafından ihmal edilen, üvey anne tarafından istenmeyen, ölümün eşiğindeki dedelerinin yanında bildik şevkat ve ilgiden uzak yuvarlanıp giden Elif ve Mehmet Bülbül'ün hali pek vahim. Senaryosunu da yazdığı bu ilk sinema filmiyle karşımıza çıkan Atalay Taşdiken, onca yoksulluk ve kimsesizlik içindeki iki kardeşin dayanışma hallerini fazla dramatizasyona girmeden naif bir anlatımla sunuyor. Zaten filmin finali hariç, ajitasyon yaratmaktan kaçınma endişesinin takdir edilecek tarafı var elbette. Ancak iki çocuğun ilahi yalnızlığını gayet şahane ıssızlık manzaraları içinde vurgulayan Taşdemir, iki kardeşin birbirlerinde buldukları teselli konusunda da aynı 'manzaralama' eğilimi nedeniyle mevzunun sinemasal akıcılığına sekte vurduğu söylenebilir malesef. Elbette 'top oynadım, acıktım' hareketliliğinde bir çocukluk halleri beklemesek de sürekli hüzünlü bir varoluşla elele ortalıklarda dolaşan bu iki çocuğun hikayesi her türlü çatışmadan uzak bir şekilde, etraflarındaki muhtelif öcü sembolleriyle ilerleyince güzelim görüntüler uzamış. Aynı zamanda neredeyse gerçeküstü bir alemde geçiyor gibi görünen bu manzaralardaki gerçeküstü halin bir cazibesi de var. Ayağı ve belli ki yüreği de aksak baba, dedikoducu kadın komşular, düşmanca karşılarına dikilen üvey kardeş misali altı çizilen bu öcülerden kaçış ihtimalinin Almanya'daki teyzenin mektuplarıyla sembolize edildiği film, çocuklar için hayatı yırtma ihtimalinin zayıflığını vurgularken nihayetinde genelde gayet zarif ama dramatik olarak sizi yüzeyde bırakabilir. Şahsen, bir ara dedenin çocuklara fani bir hikaye anlatırken endişeli minik Elif'in 'evlenecek misin' sözüyle ha bire lafa karıştığı sahnenin doğallığına bayıldım. Taşdiken'in sinemadaki derdini de mühimseyerek bir sonraki filmini merak ediyor insan.

Orijinal Adı:
Mommo
Yönetmen: Atalay Taşdiken
Oyuncular: Elif Bülbül, Mehmet Bülbül, Mete Dönmezer, Mustafa Uzunyılmaz, Mehmet Usta
Süresi: 94 dakika