kapat
E-gazete
|
Sarı Sayfalar
|
Arşiv
|
Üye Ol
|
Üye Girişi
|
Okur Temsilcisi
|
English
|
Kırmızı Alarm
  
8 Ekim 2008, Çarşamba
Sabah
 
Haberler Spor Günaydın Ekler Dosyalar Servisler Multimedya Astroloji Kültür-Sanat İşte İnsan Çocuk Kulübü Çizerler
Sabah Günaydın Cuma Cumartesi Pazar
 
24 Saat
24 Saat
Günaydın  
ŞİRİN SEVER

Didem Erol gerçeği

Didem Erol'un Tarantino anılarından, ünlü yönetmenlerin onun ayaklarına olan aşkından bana fenalık geldi. Temcit pilavı gibi her röportajında bizi buna inandırmaya çalışması yetti gari! Tamam anladık; güzel kadın, hoş kadın, etkilenmişlerdir muhakkak, kayıtsız kalamamışlardır, inandık. Sonuçta belgeli, fotoğraflı, şahitli de konuşuyor kadın... Ama bu kadar abartmak, lastik gibi uzatmak şart mı yahu? Fakat sen istediğin kadar konuş, ne oluyor sonuçta? Hayat karşına birden bire 'sen misin böyle konuşan' diye bir Didem Erol anısı daha çıkarıyor. Hafta sonu balık-şarap eşliğinde Nurgül Yeşilçay'la muhabbet ediyoruz, o da bir Didem Erol-Tarantino anısı patlatmaz mı Cannes dolaylarından! İşte Cannes'da başına gelenler: "Martin Scorsese'nin bir konferansındayız. Beni tanıyan bir Fransız gazeteci, yanıma gelip röportaj yapmaya başladı. Ben gayet mutluyum, anlatıyorum bir şeyler... Birden sağ tarafta arkada bir hareket, bir koşuşturmaca, bütün gazeteciler aynı yöne doğru hücumda. Benimle röportaj yapan kadın da beni bırakıp o tarafa koşmaya başladı. 'Ne oluyor, kim geldi ki' diye döndüm. İzdiham Tarantino ve Didem Erol yüzündenmiş meğer! Bakakaldım onlara öylece. O anda Didem Erol, Tarantino'nun kulağına bir şeyler fısıldadı. Tarantino dönüp bana el salladı. Ben gördüm yani! Didem Erol gerçeği budur." Hakikaten budur! 'Amma hafife almışım kadını' diye kendi kendimi kınadım ve Erol'un şöhreti, süksesi ve albenisi karşısında saygıyla eğildim bir kez daha...