kapat
E-gazete
|
Sarı Sayfalar
|
Arşiv
|
Üye Ol
|
Üye Girişi
|
Okur Temsilcisi
|
English
|
Kırmızı Alarm
  
7 Ekim 2008, Salı
Sabah
 
Haberler Spor Günaydın Ekler Dosyalar Servisler Multimedya Astroloji Kültür-Sanat İşte İnsan Çocuk Kulübü Çizerler
Sabah Günaydın Cuma Cumartesi Pazar
 
24 Saat
24 Saat
MELİHA OKUR

Özel sektörün dış borcu YTL'ye çevrilir mi?

Kriz, krizdir! "Kriz, bizi etkilemez" söylemi doğru değildir. Küresel dünyada yaşadığımızı unutup, "Biz çok güçlüyüz" havası atmak kimseye yarar sağlamaz. Önemli olan "Kriz yönetimidir." Unutmayın, her krizin kaybedeni olduğu gibi kazananı da vardır. Son mali kriz, "Önce batacaksın, sonra kurtarılacaksın!" biçiminde devam ediyor. Artık, "Kâr benim, zarar vatandaşın olsun!" diyen fon yöneticileri ve bankacılar yok. Hepsi birer birer sahneden çekiliyor. Ortalık toz duman! Durum ne? Gelin birlikte değerlendirelim.
- Önce ABD: Kesin olan şu, Wall Street' in parlak çocukları kaybetti. Artık yuppieler için küresel yolculuk çok farklı olacak. ABD'de sokaktaki vatandaş krizi az hasarla atlatmak istiyor. Ama ortaya çıkan zarar faturası durumu karmaşık hale soktu. Kurumların birbirine güveni kalmadı. Bu durum bunalımı derinleştiriyor. Parlak çocukların zararlı oyuncakları haline dönüşen türev piyasaların yol açtığı "zehirli atıkların" yarattığı kötü tablo, reel ekonomiyi abluka altına aldı. ABD ekonomisi resesyon (durgunluk) tehdidi altında.
- Sonra Avrupa: Bugüne kadar bankacılık sistemindeki sorunları hasıraltı etmeyi başaran Avrupa, bir anda tüm bankacılık sistemindeki sorunları masanın üzerine döktü; boğuşuyor. Bankalar, "yarısı özel-yarısı kamu" desteği çerçevesinde yeniden yapılandırılıyor. Bu yapılandırmaya bağlı Avrupa'da bankacılık sistemiyle ilgili krizin yol açtığı faturaya ilişkin somut bir veri yok. Ancak tahmin yapılıyor. Mali krizin yol açtığı sistemdeki 600 milyar dolarlık zararın dörtte birinin AB'ye ait olduğu söyleniyor.
Eski Avrupa (Almanya, Fransa, İngiltere) resesyon tehdidi altında.
Yeni Avrupa'yı oluşturan ve gelişmekte olan ülkeler kategorisinde değerlendirilen eski Doğu Bloku ülkeleri ise kapılarına gelip dayanan krizi şimdilik izliyor.
- Sıradaki blok Asya: Yıllardır ihracata dayalı büyüme stratejisiyle yollarına devam ettiler. Cari fazla veriyorlar. Japonya'nın 1, Çin'in 1.9 trilyon dolar rezervi var. Hindistan 297 milyar, Güney Kore 243 milyar, Tayvan 282 milyar, Singapur 175 milyar, Hong Kong 158 milyar dolar rezerve sahip. Tüm dünya hem Asya'yı hem de 5.4 trilyon doları olan Körfez ülkelerini takibe aldı. Asya ülkelerinin AB ve ABD'nin içine gireceği durgunluk nedeniyle ekonomileri yavaşlayacak. İddia o ki, Asya bankalarında "zehirli atık" yok.
- Peki Türkiye nerede? Gelişmekte olan ülkeler liginde küme düşmemeye çalışıyor. Ligde kalması için iki konuda sınav vermesi gerekiyor.
İlki; IMF ile ne olacağı belli olmayan ilişkimizin ve iç açıcı görünmeyen AB ile yolculuğumuzun yanına mali disipline sahip çıkacak yepyeni bir çapa koymamız şart! Yapılacak iş belli, bir süre önce açıklanan orta vadeli mali program, yabancı yatırımcı ikna edilerek güçlendirilmeli.
İkincisi ise 75 milyar dolar açık pozisyonu olan Türk özel sektörünün döviz cinsinden dış borçlarını bir an önce YTL'ye dönüştürmek gerekiyor.
Zira kaybedecek vakit yok!..