kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 15 Mayıs 2007, Salı
Son Dakika
ARAYIN
atv
Kanal 1
ABC

Erdoğan: Laiklik hepimiz için güvence

Yeni Haber
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti'nin; demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olduğunu ve öyle kalacağını vurguladı. Erdoğan, "Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir, öyle de kalacaktır. Hepimiz demokrasiden, laiklikten, sosyal ve hukuk devletinden yanayız. Bu bizim ortak paydamızdır. Bundan kimse taviz veremez." dedi. Erdoğan, "Bazıları anlamak istemese de bu ülkede hepimiz din üzerinden siyaset yapmaya karşıyız. Laikliği hepimizin yaşam biçimleri için bir güvence olarak gördük, görüyoruz" şeklinde konuştu.

Başbakan Erdoğan, İstanbul'da gerçekleştirilen Uluslararası Basın Enstitüsü(IPI) 56'ıncı Dünya Kongresi ve Genel Kurul Toplantısı'nın kapanış oturumuna katıldı. Erdoğan burada dünyanın önde gelen basın ve medya kuruluşlarının yöneticilerine hitap etti.

Hilton Otel'deki toplantıda konuşan Erdoğan, batı medyasının son zamanlarda Türkiye ile ilgili yaptığı yorumlara tepki göstererek, ülkenin yanlış yansıtıldığını savundu.

Türk insanının demokrasiyi tam anlamıyla özümsemiş olduğunu vurgulayan Başbakan Erdoğan, demokrasiyi tüm özgürlükleriyle, taviz vermeden yaşama konusunda Türk milletinin her fırsatta iradesini sergilemediğini kaydetti.

Erdoğan, "Ama maalesef zaman zaman dünya medyasında Türkiye ile ilgili geçmişten gelen önyargılara dayalı klişeleşmiş haberlerin yayınlandığını, yorumların yapıldığını da üzülerek görüyoruz." ifadelerini kullandı. Erdoğan, yapılan haberlerin Albert Einstein'i haklı çıkardığını dile getirdi.

Erdoğan şöyle konuştu: "Demekki gerçekten de önyargıları kırmak atomu parçalamaktan daha zormuş. Bunu ulusal bazda görüyoruz bunu maalesef uluslararası camiada da görüyoruz. Yazılanları gördügümde çoğu zaman 'Bu bahsettikleri hangi ülkedir?' diyorum. Çünkü Türkiye olamaz diyorum. Dünyanın başka yerlerinde, mesela Fransa'da ortalığı yangın yerine çeviren, yakıp yıkan kitlesel gösterilere tanık olduk. Kimse bu görüntülere bakıp kaç tane Fransa olduğunu sormadı, sormuyor. Bizde insanlarımız demokratik olgunluk içinde şiddete başvurmadan toplanıp miting yapınca hemen 'İki Türkiye var' denilmeye başlandı. Bunun kabul etmek mümkün değildir."

Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olduğunu ve öyle kalacağını vurgulayan Erdoğan, "Hepimiz demokrasiden, laiklikten sosyal ve hukuk devletinden yanayız. Bu bizim ortak paydamızdır. Bundan kimse taviz veremez." dedi. Gerçekleştirilen mitinglerin ortak paydasının demokratik, laik hukuk devleti olduğunu anlatan Erdoğan şöyle devam etti: "Bundan taviz vermemiz mümkün değildir bunun da böyle bilinmesi gerekir. Bazıları anlamak istemese de bu ülkede hepimiz din üzerinden siyaset yapmaya karşıyız. Laikliği hepimizin yaşam biçimleri için bir güvence olarak gördük görüyoruz. Elbette demokratik rekabet siyasette farklılaşmayagetirir. ama o farklılaşma demokrasi, laiklik ve din gibi insanlarımızın ortak değerleri üzerinden yapılamaz. Din üzerinden yapılamayacağı gibi laiklik üzerinden de siyaset yapılamaz. Demokratik rekabet, siyasi farklılaşma bu alanın dışında cereyan etmelidir. Biz dün bunu savunduk bugün de bunu savunuyoruz.

Son mitinglere bakılınca siyasi muhalefet sorunu ya da boşluğu olduğu sonucu çıkarılabilir. Ama kimse olup bitenleri farklı saiklerle biraraya gelen heterojen kitlelere bakıp Türkiye'de bir kamplaşma yaşandığını asla düşünmemelidir. Demokratik tanımı gereği özgürlükçü ve çoğulcudur. Eğer iki Türkiye'den kasıt çoğulculuksa Türkiye'de iki değil daha çok ses olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Türkiye'de çok sesli bir demokrasinin yerleşiyor olması ne kimseyi şaşırtmalı ne de kortkutmalıdır."

Başbakan Erdoğan medyanın önemine de değindi. En açık ve şeffaf toplumun özgür bir medya ortamında yaşayabileceğini belirten Erdoğan şunları söyledi:

"Bu bakımdan özgür ve çok sesli bir medya ortamı en açık toplumların ön şartıdır hem de neticesidir. Türkiye'de medyadaki çok sesliliğe önem veriyoruz. Bir ülkede basın özgürlüğünün kısıtlanması, toplumun meselelerni açıkça vederinlemesine tartışamaması anlamına gelir. Basın özgürlüğü beraberinde büyük toplumsal sorumluluk da getirmektedir. İfade özgürlüğünde olduğu gibi öncelikle ahlaki sorumluluktur.

Türkiye'de medyanın geldiği nokta ile demokrasimizin ulaştığı olgunluk düzeyi sayesinde her şey açıkça ve derinlemesine konuşuluyor, tartışılıyor.Bu ortam en hassas konuların toplumsal mutabakatların sağlanmasına vazgeçilmez katkılarda bulunmaktadır. Memnuniyetle ifade etmek isterimki Türkiye Cumhuriyeti 84 yaşına girerken medyamız, demokrasimizin canlılığını sağlayan en önemli unsurlardan biri haline gelmiştir. Basın özgürlüğü içinde gazetecilerin güvenliği ve mesleklerni özgürce icra edebilmeleri önemli bir yer tutuyor. Türkiye'de son 20 yılda bu konuda geri dönüşü olmayan ilerlemeler olmuştur."

CHA