|
|
Damadım olur musun?
Edirne'de yaşamaya başladığında Fethullah Gülen Hoca'nın fazla eşyası yoktu. Bir yatak, battaniye, kitaplar... Erzurum'a dönmeyeceği ortaya çıkınca Hüseyin Top ona bir ev tutmuştu. Aradan bir iki ay geçti ki... Bir de ne görsünler; Fethullah Gülen evi bırakmış camide yaşamaya başlamış... Hem de nerede? Edirne kara ikliminin hakim olduğu, kışları zorlu geçen bir kenttir. Bu nedenle, şimdiki gibi çift katlı, yalıtımlı pencere sistemleri eskiden yoktu. Onun yerine iki pencere birden yapılırdı. İki pencere arasında da bir kişinin yerleşebileceği büyüklükte bir boşluk bırakılırdı. İşte Gülen burada, yani camiin penceresinde yatıp kalkmaya başlamıştı. Peki niye böyle bir karar almıştı. Fethullah Gülen'in Said Nursi ile paralellik gösteren bir özelliğine daha burada şahit oluyoruz: Kadınlardan uzak durmak.
SAHABELERİ ÖRNEK ALDI Olay şuydu: Biraz varlıklı kız babaları; okumuş, çoğunlukla memur, geleceği parlak delikanlıları damat edinmek istiyordu. Genellikle tarımla uğraşan bu babalar, kızlarının köy hayatından kurtulmasını istiyordu. Diğer gençler gibi Gülen'e de adeta dadanan babalar olmuştu: "Sana kızımı vereyim. Yakışıklısın, okumuş adamsın. Dükkanım var, evlerim var. Alın oturun rahat edin." Kapısının böyle bir taleple çalınması Gülen'i rahatsız ediyordu. Israrlar karşısında iyice bunalmıştı. Bu yüzden evi terk etmiş ve cami penceresinde yaşamaya başlamıştı. Böyle yaparak kendini dine verdiğini, dünya nimetlerinden uzak duracağını da göstermek istiyordu. Fethullah Gülen Hoca askere gidene dek, üç yıl kadar orada yaşadı. Sanki İslam'ı kabul eden ilk kişilerin (sahabeler) çektiği acıları, sıkıntıları o da çekmek istiyordu. Yatağını taşın üstüne sermiş, sobasız, mangalsız yatıyordu. Herkes bu haline şaşıyordu. Karda kışta çekilecek bir hayat değildi. Bir bakıma gereksizdi de... Hüseyin Top Hoca anılarında şöyle diyor: "Sahabeler de çok sıkıntı çekti ama onların memleketi hiç olmazsa sıcaktı. Hocaefendi ise Edirne'nin eksi 20'yi bulan kışında dahi orada yatıyordu."
|