kapat
E-gazete
|
Sarı Sayfalar
|
Arşiv
|
Üye Ol
|
Üye Girişi
|
Okur Temsilcisi
|
English
|
Kırmızı Alarm
  
28 Eylül 2008, Pazar
Sabah
 
Haberler Spor Günaydın Dosyalar Servisler Multimedya Astroloji Kültür-Sanat İşte İnsan Çocuk Kulübü Yazarlar Çizerler
Günaydın Cuma Cumartesi Pazar Emlak
 
24 Saat
24 Saat
Kahraman’a göre Ramazan çadırları ve Ankara’daki AKP genel merkezine komşu olan Başyazıcıoğlu gibi cami örneklerinin kaynağı, üretilen değil, tüketilen kültürden kaynaklanıyor.

İşportacı yaşam biçiminin son versiyonu: Ramazan çadırları ve panayır kültürü

05.09.2008
- Ya meydanlarda kurulan Ramazan çadırlarının durumu?
- İşte bu önemli bir mesele, söz ettiğim bu 'işportacı' yaşam kültürünün kültürel versiyonu, bu Ramazan çadırlarıdır, çadır ve panayır kültürüdür. Bunun hiçbir anlamı ve dayanağı yoktur. Ramazan duygu ve düşüncesinin yaşatılması böyle olmaz, çünkü bu, başından bu yana konuştuğumuz simulasyon olgusunun en bariz örneğidir. Bizim, bu durumun ötesine geçebilecek bir kültürel animasyonu arama yoluna gitmemiz şart. Yoksa Taksim'e, Sultanahmet'e, AVM'ler önüne Ramazan panayırı kurarak bir yere varmamız zor. Bunlar, başka amaçlar için tüketilen yerler olur sonra. Yani kültür, sadece tüketilmesi ile ölçülmez. Aynı zamanda ne kadar üretildiği ile de ilgilidir. Biz Türkiye'de kültürü ha bire en sıradan veya yavan ya da beleşten tüketmekle ilgileniyoruz. Oysa asıl sorun, üretilen kültürünün sınırlılığı ile ilgili. Şimdi, Ramazan'ın ürettiği uhreviliğin düzeyi tartışılabiliyor mu? İslam gerçeği ortada, onu belirleyen estetik ve kültürel yapı ile doku ile ilgili ise ortada hiç bir şey yok... Burada bir çelişki var: "Ben hayatımı İslam'a göre tanzim edeceğim, ama İslam'ın kültürel bileşenleri bunda yer almayacak." İşte asıl sorun burada. Kültürün, bizim gündelik yaşantımızın dışına çıkması...