kapat
E-gazete
|
Sarı Sayfalar
|
Arşiv
|
Üye Ol
|
Üye Girişi
|
Okur Temsilcisi
|
English
|
Kırmızı Alarm
  
28 Eylül 2008, Pazar
Sabah
 
Haberler Spor Günaydın Dosyalar Servisler Multimedya Astroloji Kültür-Sanat İşte İnsan Çocuk Kulübü Yazarlar Çizerler
Günaydın Cuma Cumartesi Pazar Emlak
 
24 Saat
24 Saat

Karantinadalar ama haberleri yok

MÜJGÂN HALİS
27.09.2008
Kuduz nedeniyle karantinaya alınan Van'ın Çatak ilçesinde, 6 bin ki.i durumdan bihaber. lçede hayvan giri. çıkışı denetlenmiyor, hayvan kesimi kontrolsüz ve sağlıksız bir şekilde sürüyor. Yöneticiler ise astıkları bir tabelayla durumu kurtarmaya çalışıyor..
Sarp dağların arasında içinden geçen Sortkin Nehri'yle şirin bir ilçe Çatak. Hafızalarımızda 'kırsalında meydana gelen çatışmalarla' yer etse de, şimdilerde yeni bir sorunun merkezi. İlçe halkının artık rutin haline gelen 'olağanüstü' hayatlarını kâbusa döndüren ise, kuduz bir köpek. Bayrama karantinada giren Çatak'a gittik ve bir ilçe nasıl karantina altında yaşar görmek istedik.

ÖNÜNE GELENİ ISIRDI
11 Ekim günü Çatak'ın üstündeki mezralardan birinden ilçeye giren köpek, arkadaşlarıyla oynayan Şehabettin Balkan'a gözünü diktiğinde, ilçenin kâbusu da başlamış oldu. Köpek küçük Şehabettin'i bir süre kovaladıktan sonra, üstüne atladı, kollarından ve sırtından var gücüyle ısırdı. Küçük çocuk; arkadaşlarının yardımıyla azgın köpeğin saldırısından kurtuldu ama köpek bununla yetinmedi. Birkaç yüz metre ileride evinin önünde oturan Selim Babur (50) üstüne doğru hızla gelen köpeğin ikinci hedefi oldu. Kalçasından ve bacağından ısırılan Babur, hayvanın elinden ancak kardeşinin yardımıyla kurtulabildi. Köpeğin hedefi ilçenin küçük çarşısıydı. Önüne geleni ısırmaya başladı. Esmanur Hasan (10), Malik Demirağaç (14), Selim Kıpçak (11) ve Abubekir Sungur (6) da köpeğin ısırıklarından nasiplerini aldılar. Bir-iki derken, köpek tarafından ısırılanlar devlet hastanesinde soluğu aldıklarında, hastanenin tek uzman doktoru olan, aynı zamanda başkehkimlik görevini de sürdüren Engin Korkutan, bir acaiplik olduğunu fark etti ve durumdan kaymakam Cemal Demiryürek'i haberdar etti. Bu arada çocukları köpek tarafından ısırılanlar da, belediye görevlileri ile birlikte köpeğin peşine düşmüşlerdi. Pompalı tüfekle öldürülen köpeğin kuduz olup olmadığını anlamak için, kafası kesildi ve araştırma için bölgedeki tek birime, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'na bağlı Elazığ Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü'ne gönderildi. Enstitü'den 17 Eylül'de gelen cevap yazısında şu ifadeler yer alıyordu: "Gönderilen marazi maddelerin viroloji laboratuarında yapılan muayenesinde kuduz müspettir." Bir yandan köpek tarafından ısırıldığı tespit edilen yedi kişi için aşı takvimi oluşturulurken, bir yandan da 10 günlük karantina kararı alındı. Buna göre ilçeye 10 gün süreyle hayvan giriş ve çıkışı yapılmayacak, kesim işlemi durdurulacaktı.

SADECE BİR TABELA SABAH
Van muhabiri Ercan Demirci'yle karantina yasağını nasıl deleceğimiz üzerine senaryolar yaza yaza 80 kilometrelik Van-Çatak yolunu kat ettiğimizde ilk karşılaştığımız kişi Fenerbahçeli küçük Mesut'tu. "Burada kuduz hastalığı tespit edilmiştir," yazılı derme çatma tabelanın yanında oyun oynuyordu. Bize tabelayı gösterirken ona karantinayı sorduk. Mesut'un değil karantinadan, sözcüğün anlamından bile haberi yoktu. Az ötede yolcu bekleyen şoför Sıtkı Babur ise, ilk izlenimimizi doğruluyordu. Babur bütün ilçenin karantinada olduğunu ancak bunu gösteren tek şeyin ise kırmızı bir tabelaya alel acele yazılmış bu ibare olduğunu anlatırken, ancak ilçe halkının bu kadarını bile bilmediğini söylediğinde, duyduklarımıza gülelim mi ağlayalım mı bilemedik. Kente rahatça girebileceğimiz belli olmuştu, ilçe merkezine senaryolarımızı bir yana itip yaya olarak yol alırken mavi önlükleriyle ilköğretim öğrencileri etrafımızı çevirdi. Kuduz onlar için esprili bir oyun gibiydi. Gördüklerini, duyduklarını heyecanla anlatıyorlardı. İçlerinden biri de sargılı ellerinde tuttuğu elmayı ısırmaya çalışan 11 yaşındaki Şehabettin Balkan'dı. Elinden ve sırtından ısırılmıştı ve doktora kendi başına gitmişti. Şehabettin'le birlikte gittiğimiz Cumhuriyet İlköğretim Okulu'nun Batılı öğretmenlerinin söyledikleri ise, şaşkınlığımıza tüy dikti. "Karantinayı mynet'ten öğrendik," diyordu biri. Bir diğeri, "Annem aradı, ondan duydum," diye sürdürüyordu. Çatak'ın yaklaşan soğuğuna hâlâ alışamayan öteki ise, "Kışları kat kat giyindiğimiz halde donuyoruz, çocuklar okula çıplak ayakla geliyor, bu çocuklara kuduz bile bir şey yapamaz," diye tamamlıyordu sözü. Halbuki kaymakam Demiryürek çok değil iki gün önce basını karşısına alarak, "Kaymakamlık olarak öğrenciler için okullara ve idari yetkililere konuyu belirten yazı göndermemiz ve haberdar etmemiz, ilçe giriş ve çıkışlarına tabela asılarak halkın bilgilendirilmesi, sahipli hayvanların aşılanması, gerekli ilaç ve malzemelerin temin edilmesi kararları alındı," demişti.
Haberin fotoğrafları