kapat
E-gazete
|
Hava Durumu
|
Sarı Sayfalar
|
Arşiv
|
English
|
Üye Ol
|
Üye Girişi
13 Eylül 2008, Cumartesi
Sabah
 
Haberler Spor Günaydın Dosyalar Servisler Multimedya Astroloji Kültür-Sanat İşte İnsan Çocuk Kulübü Yazarlar Çizerler
Günaydın Cuma Cumartesi Pazar Emlak
 
24 Saat
24 Saat

Özel efektlere dayalı görkemli bir masal

ATİLLA DORSAY
ATİLLA DORSAY
10.07.2008
İLİŞKİLİ HABERLER
Özel efektlere dayalı görkemli bir masal
Yapımcı-yönetmen George Lucas'ın Cannes'daki Indiana Jones basın toplantısında kendi filmlerinin başarısız bir taklidi olarak nitelediği Narnia Günlükleri, yeniden ve devam bölümüyle dönüyor. İkinci Dünya Savaşı sırasında taşrada eski bir şatoya gönderilen ve orada, bir duvardaki gizli dolaptan geçerek tarihin derinliklerindeki Narnia ülkesine dalan dört kardeş, bu kez iki yaş daha büyük olarak karşımızdalar. Geçiş bu kez Londra'nın göbeğinde, bir metro istasyonunda yaşanıyor. Bir tren geçiyor, bir deli rüzgar esiyor. Ve hop! Onlar Narnia'dalar. Böylece kimi H.G. Wells romanlarından ve ünlü Geleceğe Dönüş serisinden bile daha kolay biçimde, bir zaman (ve üstelik mekân) yolculuğu yaşanıyor. Kardeşler bir sahilde, kalıntılar arasındaki bir ülkede geçmiş yüzyıllara dönüyor, kötü bir kralın yeğeni genç veliahtı öldürüp tahta geçme entrikalarına karşı çıkmaya çabalıyorlar. İlk filmdeki gibi, bu yine tam bir masal. Ülkeyi koruyan ve adı Aslan olan bir aslan (kelime oyunu yapmıyorum, aynen öyle!), her türden konuşan ve savaşan hayvanlar (özellikle can dostu bir kunduz, silahşör bir fare, kötülere karşı savaşımda uçak görevi yüklenen kartallar, mitolojinin santor denen yarı at-yarı insan yaratıkları, vs.) bu ezeli savaşta (yani iyiyle kötünün savaşımında) insanların yanında yer alıyorlar. Filmin dakikabaşı özel efektleri yerli yerinde, aksiyon ise dur durak bilmeyen bir tempoyla akıp gidiyor. Masal öğesi öylesine baskın ki, arada sanki "Benim, bu yaşta birinin bu filmde ne işi var?" diye soran sesler duyar gibi oluyorsunuz (olasılıkla kendi sesiniz zaten!). İlk yarı nedense çok karanlık: İç mekanlarda geçen savaş sahnelerinde nerdeyse göz gözü görmüyor... Allahtan ikinci yarıda olaylar açık havada yaşanıyor ve yapımcıların karanlık merakı, filmi öldürmekten kıl payı kurtuluyor. Savaş sahneleri etkileyici. Hele doğanın canlanıp bizimkilere yardım ettiği bölümler: Örneğin ağaçların tıpkı Macbeth'i andıran biçimde yürümesi, yerin yarılıp düşman savaşçılarını yutması, vs. Ama bu film ve bu seri, sonuç olarak, başta Yüzüklerin Efendisi olmak üzere son dönemin birçok ünlü fantastik filminden etkiler taşıyor. Ve bu açıdan özgün olamıyor. Demek ki gişeleri memnun etse de, sinema tarihinde pek iz bırakacak gibi değil.

NARNIA GÜNLÜKLERİ: PRENS KASPİYAN**
(The Chronicles of Narnia: Prince Caspian)
Yönetmen: Andrew Adamson
Senaryo: A. Adamson, Christopher Markus, Stephen McFeely
Görüntü: Karl Walter Lindenlaub
Müzik: Harry Gregson-Williams
Oyuncular: Ben Barnes, Georgie Henley, Skandar Keynes, William Moseley, Sergio Castellitto, Peter Dinklage/Disney yapımı.
Haberin fotoğrafları