kapat
10.02.2002
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
banner
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 GALOP
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPUS
 HYDEPARK
 İNANÇ
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 DİYET
 TATLILAR
 CİNSELLİK
 PAZAR SABAH
 KİTAP
 SİNEMA
 SANAT
 RENKLER
 GURME
 TARİH
 SUNNY
 HİGH-TECH
 YAT&TEKNE
 NET YORUM
 NET GÜNDEM
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 

Ana oğluna, baba kızına hayat verdi

Hasan ve Emine Kamacı çifti çocuklarına aynı anda organlarını veren ve yaşamalarını sağlayan dünyanın ilk ve tek mucize ailesi..
Baba Hasan Kamacı'nın karaciğerinin bir parçası İrem'i, anne Emine'nin karaciğerinin bir parçası ise İlker'i hayata döndürdü. İlker, İrem, Sabahat ve Ünal... Onlar, organ nakli sayesinde hayata yeniden "merhaba" dedi. Yaşamdan umutlarını kestikleri bir anda, doktorların mucize yaratan elleri onların imdadına yetişti; hepsi de ölüme teğet geçti. Bu yazı dizisindeki isimler, uygun organa kavuşup hayatta kalan hastalardan sadece bir kaçı...

Hasan ve Emine Kamacı çifti, 1983'de evlenirken nereden bileceklerdi "Dünyanın ilk ve tek mucize ailesi" olacaklarını... Genç çift, akraba evliliğinden dolayı üç çocuğunda da aynı felaketin acısını yaşadı. İlk çocuklarını kurtaramadılar ama daha da güçlendiler ve aynı hastalıkla pençeleşen diğer iki çocukları için organlarını vererek onları hayata döndürdüler. Hasan Bey, kızı İrem'e; Emine Hanım, oğlu İlker'e karaciğerinin bir parçasını verdi ve böylece "dünyanın ilk ve tek mucize ailesi" olarak tıp tarihindeki yerlerini aldılar. Ameliyatların üzerinden yaklaşık sekiz yıl geçti ve ailenin bütün fertleri gayet sağlıklı. Çocukları için üç kez ölüp ölüp dirilen genç anne baba, onların "organ nakli" sayesinde hayatta kalmalarına hala inanamıyor. Kamacı ailesinin yaşamı, pekçok insana ibret ve cesaret kaynağı oluyor.

İLKNUR ŞANSSIZDI
Hasan Kamacı ile Emine Hanım, evlendiklerinde, genç Hasan daha spor akademisinde öğrenci. Okulunu bitirdiğinde vatani görev için eşiyle beraber İzmir'e yerleşiyor Hasan. Bir yıl sonra İlknur dünyaya geliyor. Ancak aile olmanın saadetini sadece beş yıl sürebiliyorlar. Çünkü İlknur'un sarılık olduğu ortaya çıkıyor. Hasan, ailesini alıp apar topar İstanbul'a dönüyor ve beden eğitimi öğretmenliğine başlıyor. Bu sırada genç çift, İlknur için çalmadık kapı bırakmıyor. Son durak İstanbul Tıp Fakültesi oluyor. İlknur'un asıl rahatsızlığı burada belli oluyor ve acı gerçek yüzlerine tokat gibi çarpıyor: Siroz.. Üstelik İlknur'un körpecik ciğeri, hastalığın amansız pençesinde eriyip gitmiş bile. 15 gün ömür biçilen İlknur'a organ bulmak, için bir mucize gerekiyor. Ama şans, minik İlknur'a gülmüyor. Daha hayatın ne demek olduğunu bile anlayamayan İlknur'u, Azrail apar topar götürüyor.

İKİNCİ YIKIM
Emine Hanım, 1991'de bir erkek çocuk dünyaya getiriyor ve sevince boğuluyor genç çift. İlknur'un anısına, 'İlker' adını koyuyorlar yavrularına. İlker 1 yaşındayken bir de kız kardeşi oluyor: İrem. Ama akraba evliliği nedeniyle ana rahmine sağlıksız embriyo olarak düştüğü için İlker de İrem de ablalarının kaderiyle burun buruna geliyor. Hasan Bey, "Eşim de ben de İlknur'un rahatsızlığı yüzünden karaciğer ve organ nakli konusunda okumadık kitap, bırakmamıştık. Henüz 3 yaşındayken İlker'de de benzer belirtileri sezince, bir kez daha yıkıldık" diyor ve devam ediyor: "Ama İlker daha şanslıydı. Hastalık ilerlememişti. Yılmadık ve mücadele etmeye karar verdik." Doktor bir akraba, İlker'i gözlem altına alıyor. Ameliyatı Türkiye'de yaptırmanın riskli olacağını, İlker'i Fransa'daki arkadaşına sevkedebileceğini söylüyor.

Yurt dışına gidebilmek için Sağlık Bakanlığı'nda müşavir olan bir tanıdık devreye giriyor. Hasan Bey'e Dr. Mehmet Haberal'dan, onun bu konudaki başarılarından söz ediyor. Hasan Kamacı, çocuklarıyla aynı kaderi yaşayan Atatürk'ün, "Beni Türk hekimlerine emanet edin" sözünü hatırlıyor ve "Hekimlerimizin ne eksiği var?" diyerek eşi ve çocuklarıyla beraber Ankara'da alıyor soluğu. Dr. Haberal, Başkent Hastanesi'nde karşılıyor acılı aileyi. "İsterseniz ameliyat ettiğim hastalarla görüşün. Hepsi de gayet sağlıklı. Yine de şüpheniz olursa tercih sizin" diyerek güven telkin ediyor genç çifte. Hasan Bey o andaki izlenimini "Doktorun sözleri de duruşu da çakı gibiydi" sözleriyle ifade ediyor. İlker'e çare aramaya gelen genç çift, üçüncü yıkımı da kontroller sırasında İrem'de yaşıyor. Aynı hastalık İrem'e de musallat oluyor. Ama İrem'i ameliyat etmek için erken olduğunu söylüyor Dr. Haberal. İrem, doktorlarca kontrol altına alınıyor. Ve Kamacı çifti, önce minik İlker'i Dr. Mehmet Haberal'ın hayat veren ellerine teslim ediyor...

İlker ve İrem okulun gözdesi
İrem (10) ve ağabeyi İlker (11) artık doktorlardan korkmuyor. Ablaları İlknur'u resimlerden tanıyorlar sadece. Ama onun yaşadığı acıları çok iyi biliyorlar. İlker, mahallenin kalecisi. İki dakika yerinde duramayacak kadar enerji dolu. Üstelik başkasının karaciğeriyle yaşayan tek kaleci olduğunun da bilincinde. Koyu bir Galatasaraylı. İrem, ağabeyine göre daha çekingen. "Ameliyattan sonra dergide çıkan resimlerimizi okula götürmüştüm" diyor sessizce. Hasan Bey, o günlerde okulda gördükleri büyük ilginin sebebini yıllar sonra anlıyor böylece. İrem, en çok resim dersini seviyor.

VE BEKLENEN AN...

Çocuğum için canımı verirdim
Gerekli testleri yapan Dr. Haberal, İlker için uygun karaciğer araştırmaya başlıyor ekibiyle. "O yıllarda Türkiye'de organ bulmak daha zordu. O yüzden birinci derece akraba olarak beni teste aldılar ve benim dokularımın uygun olduğu anlaşıldı" diyor Emine Hanım. 1994 yılında bir bahar günü, büyük bir umutla ameliyat masasına yatıyor ana - oğul. "Bu ameliyat, son şanstı. Çocuğum için değil ciğerimi, canımı bile vermeye hazırdım" diyor Emine Hanım. İlker'in sağlıksız karaciğerinin yerine, annesinin karaciğerinden bir parça nakledilerek başarılı bir ameliyat gerçekleştiriliyor. İlker, annesinden önce açıyor gözlerini. Emine Hanım ayıldıktan sonra ilk iş, İlker'in odasına koşuyor. Oğlunu sağlıklı görünce sevinç gözyaşları döküyor.

YAŞAMA SIRASI İREM'DE

Tıpkı doğumu gibi, İrem'in ameliyatı da abisinden tam bir yıl sonra oluyor. Aslanlar gibi babası, İrem'e yeniden can vermek için ameliyat masasına yatıyor. Hasan Bey ameliyata güle oynaya gidiyor: "İknur'u kaybettikten sonra çok bilgilendik organ nakli konusunda. İlker için biraz endişelenmiştim. Yoğun bakımdayken gözünü açana kadar hastane koridorlarındaki sandalyelerde uyumuştum. Camdan bana doğru bakınca 'Yırttı benim oğlum!' dediğimi anımsıyorum. Ama İrem'de daha rahattık. Ameliyattan 1.5 ay sonra da tekrar okula dönüp işe başladım"

YARIN:
* Kadavra'dan karaciğer nakli ile en uzun yaşayan hasta.

* Evleneceği gence "Ölecek bir kızla neden nişanlanıyorsun?" diye tepki gösterdiler.

* Doktoru, hayatını kurtarmakla kalmadı, ev ve iş verdi.

* Hayata döndüğü hastanede sekreterlik yapıyor ve organ nakli bekleyen yüzlerce hastaya cesaret veriyor.

Özlem YURTÇU



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır