kapat
10.01.2002
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
banner
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 GALOP
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 PAZAR SABAH
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
6 elle yoğurup, bol köpükle yıkadılar!

Görev aşkıyla yanıp tutuşan ben Ayşegül Aldinç, sanki çok ihtiyacım varmış gibi, bir günümü güzellik ve bakım ünitesinde, halk arasında bilinen adıyla spa'da (!) geçirdim
Uzun Reha Muhtar haberlerinin değişmez ezgileri eşliğinde hamamda başlayan turumuz, jakuzi ve masajla devam etti. Cilt bakımına ihtiyaç görmediler, bilesiniz

Müthiş gazeteniz 'Pazar Sabah'ın yaratıcılarından Emre Bey telefonda, köşemin sabit kalmak suretiyle.benim müteharrik olmamı önerip 'biraz ortalara çıkın; gidin, görün izlenimlerinizi yazın' deyince görev görevdir diye hemen kabul edip 'peki n'apicaam?' diye sordum. 'Mesela spa'ya gidin onu yazın' diye cevap verdi. Ben bu cümleyi tabiyatıyla 'sıpaya binin onu yazın' şeklinde anladım. Biraz bozulmadım desem yalan olur. 'Ne yani elalemin soytarısı biz miyiz? Üstelik bu karda kışta..' filan diye içimden geçirirken laf yolunu bilip bulunca anlaşıldı ki o, eşeğin evladı olan sıpa değildir.

VE TESLİM OLDUM

Yeni lenduha otelimiz The Ritz Carlton'un içindeki güzellik ve bakım ünitesi spa'dır. Vaktiyle Belçika'ya seyahatlerimiz sırasında Spa isimli kasabayı gitmiş görmüşlüğümüz vardır; öyle anladık diye cahil bilmeyin. Fakat nedendir bilmem, ömründe müteaddit kereler masaja, bakıma maruz kalmış bir kardeşiniz olarak olay mahaline girdiğimde bir çekingenlik gelsin üzerime.

İlkokulda annemin beni öğretmenime takdim ederken 'eti sizin kemiği benim buyrun alın' şeklinde teslim ettiği anın duygusunu yaşadığımı itiraf etmek zorundayım. Gelelim izlenimlere: Görev mahaline vasıl olduğumda 'neresidir?' diye sual edince alt kata buyur ettiler.

Elime peştemalla bornozu verip hoş bir genç hanımı da önüme katarak beni soyunma bölümüne aldılar. Reha Muhtar'ın uzun haberleri sunarken fonda mütemadiyen verilenfmelodisi eşliğinde hamam bölümüne geçtik. Genç hanım,.göbek taşına uzanmamı rica etti. Uzandım. Aa.. O ne beni yıkamaya başladı. Yalan olmasın en son biri beni yıkadığında (ki annemdi) sanırım 7-8 yaşlarındaydım.

İki kese bi sabunfderken kıpırdamadan.akıbetimi beklemeye başladım. Çağdaş natırım hanfendi gayet kibardı dediğim gibi, ama n'olur n'olmazdıfsabun kalıbını ya da hamam taşını kafama yiyebilirdim. Zira küçükken yıkanma esnasında debelendiğimde annem tarafından bu şekilde cezalandırılırdım. Yıkanma faslı bittiğinde ömrümde hiç bu kadar uzun yıkanmadığımı düşündüm. Ben pirüpak olmuştum parmak uçlarım da böyle büzük büzük olmuştu. (Bunun fiziksel nedenini merak edenler için Bkz. 'Lüzumsuz Bilgiler Ansiklopedisi 79. sayfa)

HIYAR SUYUNU DİKTİM

Kurulandım ve 'soğukluk' denen bölüme alındım. Soğukluk sıcaktı! Hamamın dekoruna uygun pirinç tepsi-sehpaların üzerinde, içinde portakal veya hıyar dilimleri doğranmış sürahilerden su ikram ettiler. Biraz dinlendikten sonra beni hoş ve loş bir odaya aldılar.

Kocca bir jakuzi içinde kokulu köpüklü sularla bir beş dakika foşurdamam istendi. Foşurdadım. Sonra, hakikaten insanın kendini 'sultan' gibi hissetmesine neden olacak 'sultan' ya da 'six hand' yani 'altı el' denen; üç hanımın fevkalade bir kareografi ile gerçeklestirdiği masaja tabi tutuldum. Vücudumun iki yanını yoğuran güzel masözler, Güher ve Süher Pekinel kardeşler usulü göz teması ve mimiklerle anlaşıyorlardı.

Masaj, sıcak siyah taşların vücudumda gezdirilmesiyle nihayete erdi. Artık şekillendirilmeye hazır hamur gibiydim.fBu işlemler sırasında dikkatimi çeken şey tüm mekana, masaj yatakları üzerine ve jakuziye serpilmiş gül yapraklarıydı. Sen'at hayatımın başlarında çıktığım gazino sahnelerinde kafama yediklerim de dahil hiç bu kadar gül yaprağını bir arada görmedim (deermişim).

Yıkama yağlama faslından yekpâre çıkabilen beni, son aşamada yüz bakımı bekliyordu. Bu safhada pek kayda değer bir olayımız yok. Bakım uzmanı hanımın 'cildimi ne kadar da iyi koruduğumu' söylemesi dışında tabii (bi mahsuru yok ise araya reklam aldık!)

MÜTHİSSTİMMSF!

Veda vakti geldiğinde 'Nasıl? Memnun kalmış mıydım?' sorusuna cevap verirken öyle pelteleşmiştim ki ağzımı toparlayamadım. 'Ohffss müthifsstimmsf, tefsekkürffüsssfedterimmss' gibi bir şeyler gevelediğimi hatırlıyorum.

Yönetimden ricam en kötü görevimin bu ve benzeri biçimde olması. Hay aklınızla bin yaşayın sırtınızdan kese başınızdan sabun eksik olmasın inşallah.



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır