kapat
26.12.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 GALOP
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 PAZAR SABAH
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 

Kıprıs gezmesi badem ezmesi

Şeker bayramı Kıbrıs ve dış temsilciliklerimizde törenlerle kutlandı. (yok! bu milli bayramların klişesiydi.) Biz ("Elele Hülya" ve ben) aslında Paris temsilciliğimizde kutlamayı tercih ederdik ama sağolsunlar Kıprıs'tan çağırdılar. Biz de n'aptık gittik. Sizlerin tepenize karlar yağarken biz orada ılıman bir iklimin hastalığa davetiye çıkaran pervasızlığında sereserpe idik. Politik anlamda da sıcak günlere denk gelen gezimizde iki ülke arasındaki kakış tepişliğin sebeplerini otelde yaşadıklarımla hemhâ!l ettik.

Ufak kurnazlıklarla geçici çözümler üretmeye çalışırken asıl meselenin nasıl da uzağında kaldığımızın farkında bile olmayacağımıza karar verdik. Gelelim niye bunları düşündüğümüze...

Bendimize sığmaz taşardık
Aylar öncesinden beş yıldızlı bir otelle bağlanan bayram işinin sözleşmesinde nasıl bir odada kalmak istediğinizi bildirip de sevgili kız arkadaşınızla kalacağınız odaya girdiğinizde iki kişilik tek yatak gördüğünüzde cininiz yerde mi durur tepenize mi çıkar (madem empati yapıyoruz erkek okuyucuysanız bile bu örnekte siz de kızsınız yağma yok) ben sakin sakin resepsiyona buraya kız arkadaşımla balayına gelmediğimi anlatmaya çalıştığımı ifade etmeliyim. Elimi belime koyarak, "telefonlara çıkmayıp kaçan müdür"ün beş dakika içinde odayı aramasını buyurmam ise yaklaşık iki saatlik ümitli bekleyişimin sonrasına denk geliyor.

Beş dakika içinde meselenin halli yolunda adım atmazlarsa ben uzunca bir adım atarak odayı değil adayı terkedeceğimi söyledim. Bu Okan Bayülgen'in binayı terketmesine hiç benzemezdi dedik mi yapardık bendimize sığmaz taşardık. Final de ne mi oldu kısa bir sürede sözleşmede bildirilen odadaydık!

Zarfın fiyakası artar ya mazruf?
Bu rehavet vurdum duymazlık bu çarıklı erkânıharp kurnazlığı gayetle sık karşılaşılan durumlar olma yolunda azimle ilerlerken sadece benim şikayetim olarak sınırı dar bir durum arzetmiyor ayrıca isteyene istediği kadar örnek veririm en yakın komşumuza ne kafalar tutabilecek tesis ve doğaya sahipler oysa. Ama gel gör ki işletmeler insanlar tarafından yapılıyor. Zarfın fiyakası zamanla ve olanaklarla artabilir ama ya mazruf? O hiç değişeceğe benzemiyor. Neyi niye idare edeceğiz acaba? Allah akıl versin ne diyeyim?

Ne güzel
Levent'te Yeşim sokakta "Mustafa'nın köpek kuaförü" tabelasını göreceğiniz tek katlı bir bina var. Oraya gidin içeri girin kendinizi hiç olmadığınız kadar mutlu hissedeceksiniz. Orası hem pansiyon hem de kuaför. Mustafa Bey ve kız kardeşi gayet sıcak insan gibi insan ve sahici hayvansever dostlar. Sokakta yardıma muhtaç olarak bulduğum ve beraberce adını "Leyla" koyduğumuz siyah bir yavru köpeği pansiyonlarında misafir ediyorlar. Gerçek hayvanseverlik böyle olur diye düşünmekteyim. Teşekkürler Mustafa. Yalnız Leyla'yı değil sokağa insafsızca terkedilen bazı ev köpeklerine ve sokağın doğal hayvan örtüsü (!) yardıma muhtaç köpeklere de sahip çıktığın için, onları sevip koruduğun için. Ne güzelsin sen. Bu arada sahipsiz köpeklere sahip bulmak amacıyla kurulan bir sitenin adresini ilgilenenlerinize vermek isterim: www.evsizhayvanlar.com.

"Pati pata" adıyla veterinerlik hizmeti veren sevgili Dr. Fazıl ve arkadaşlarına da teşekkürler. Her veterinerin hayvan dostu olmadığını esefle müşahade ettim efendim merak buyurmayınız.

İtirazım var
Ebru Şallı kardeşimiz Halit Kıvanç büyüğümüzün kendisini sunuculukta yeterli bulmaması üzerine "o kendi işine baksın, buna o karar veremez" diye densizce bir laf etmiş. Etmeseymiş keşke. Edemez de zaten. Halit Kıvanç tabii ki buna karar verecek üç kişiden biridir. Ebru'ya da susup itaat etmek düşer. Bakın Hande Ataizi'ne Halit Kıvanç'ın kendine yönelik eleştirisine "o ne derse doğrudur" şeklinde akıllı ve saygılı bir cevap vermiş.

Şu güzellik denen şey IQ ve EQ ile beslense tadından yenmeyecek... Yok ama, mümkün görünmüyor. Bence tez elden Halit Kıvanç'tan özür dilemelisin Ebru.



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır