kapat
18.11.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 HYDEPARK
 ANKETLER
 SİNEMA
 SANAT
 KİTAP
 MÜZİK
 TARİH
 GURME
 GEZİ
 OTOMOBİL
 YAT&TEKNE
 HIGH-TECH
 WEEKEND
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 CANLI
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Tutkunun mobilyaları!

Hastabakıcım olmaktan çıkıp sevgilim olmaya geçtiği günü hatırlıyorum.

Sessiz bir kadındı; sanki konuşursa sadece beni neşelendirmek için konuşurdu!

Ara sıra da, nakaratı "Kimsem yok/Sevdiklerim de başkalarını seviyor" diye Türkçe'ye çevrilebilecek bir şarkı mırıldanırdı.

O gün beni kırık dökük yatağımdan özenle kaldırdı. Salondaki kanepenin üzerine uzanmaya ikna etti.

Ve o günün akşamı başladı üçlü aşkımız: Ben, o ve kanepemiz...

Televizyonda eski; siyah-beyaz film vardı; benim öksürüklerim gitgide azalmıştı ve onun kanepeye usulca iliştirdiği tombul kalçalarından yükselen sıcaklık bütün odayı ısıtıyordu...

Çıt çıkarmadan izledik filmi!

Ardından öteki programları izledik... Yemek tariflerini, yaban kedileri belgeselini, bir kas geliştirme aletinin bitmek bilmeyen reklamını...

Suya hafifçe kendini bırakır gibi sırtını bana yaslayışını da unutmadım.

Sabaha karşı televizyonun hışırtısıyla uyandığımda onu kollarımda uyurken bulmuştum...

Bir yazar "İnsan yalnız kalmaktan korktuğu için aşık olur" der. İyi de, yalnız kalamamaktan korkan bir adamı hastabakıcı kılığında ziyaret eden aşka ne demeli?

O günden sonra "kanepemiz"den hiç ayrılmadık. Orada çene çaldık; elimize aldığımız tabaklardan atıştırarak bastırdık açlığımızı; onun üzerinde seviştik, uyuduk...

Ne dünya, ne de uzağında olduğum ülkemden gelen haberler ilgilendiriyordu beni. Bizim "ülkemiz" hepi topu bir mobilyadan ibaretti ve çok genişti...

Biz o "ülke"de çok mutluyduk!

Biliyorum, bütün bunlar şimdi çok geride kaldı.

Sen de biliyorsun; kendini her gün yeniden kurmaya çalışırken geleceği unutur aşklar... Ama gelecek ne yapıp edip gelecektir!..

***
Bunları anlatan arkadaşımın yüzüne baktım. Güleç yüzünün kıyısına keskin bir keder izi yerleşmişti.

"Geriye ne kaldı peki?" diye sordum ona...

"Her zaman olduğu gibi!" dedi; "sadakatine asla güvenilmeyecek anılar kaldı geriye!"

Sonra yüzü aydınlandı...

"Ama kanepe hep yanımda!"

"Nerede?"

"Üzerinde oturuyoruz!" Eliyle belli belirsiz okşuyordu kanepenin kumaşını, o sırada farkettim! "Kaç yıl geçti, o kadar uzaktan getirdim. Gümrükte ne sıkıntılar çektim. Ne yazık ki, eskiyen yüzünü geçen yıl değiştirmek zorunda kaldım."

"Bunu hiç anlatmamıştın!"

"Hıı!.. Son günlerde 'aşklardan daha sağlam, daha kalıcı, daha inatçı aşk eşyaları var!' diye yazıp çizmeye başlayınca anlatmak istedim. Sandığımız gibi özel bir armağan filan olmuyor bu eşyalar! Garip değil mi?.. Hani geçenlerde yazmıştın ya, marketten birlikte alınmış kulak temizleme çubukları kutusu ya da işte böyle; sıradan bir kanepe, aşkın cisimlenmiş hali olup çıkıveriyor. İlişki bitiyor fakat onları bitiremiyorsun!.. O eşyalar canlı kalıyor!"

"Yani, bu kanepede artık başka bir kadınla mahrem anlar yaşayamadığını mı söylüyorsun?.."

Sustu arkadaşım.

Öyle bir sustu ki, başka konular açmanın bile yararı olmayacağını anladım. "Hoşça kal!" deyip ayrıldım evinden.

Ben çıkarken hâlâ kanepesinde oturuyordu...

ALTYAZI
John Merrick: Size sormak istediğim bir şey var doktor...

Dr. Treeves: Nedir?

J. Merrick: Beni iyileştirebilir misiniz?

Dr. Treeves: Kendinizi iyi hissetmenizi sağlayabilirim, ama iyileştiremem.

(David Lynch'in 1980 yapımı müthiş filmi "Fil Adam"dan hassas bir diyalog.)



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
  Kasko sigortanıza en uygun  
 rakamı ödediğinizden emin  misiniz?
Evet
Hayır
Bilmiyorum
Kaskom yok
Arabam yok
   
HAFTANIN SOYLEŞİSİ
Nuriye Akman'ın bu haftaki söyleşisi için tıklayınız

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır