kapat
15.11.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 GALOP
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 HYDEPARK
 ANKETLER
 SİNEMA
 SANAT
 KİTAP
 MÜZİK
 TARİH
 GURME
 GEZİ
 OTOMOBİL
 YAT&TEKNE
 HIGH-TECH
 WEEKEND
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 CANLI
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 



Ağaç dürüst, insan değil

Bakmasını bilene, bir zerrede bin dünya görünür. Bakmasını bilmeyene bin dünyada bir zerre bile görünmez. DSP İzmir Milletvekili Suat Çağlayan'ın fotoğraf makinesi, zeytin ağaçlarına saklanmış insan figürlerini öyle ustaca saptamış ki, insanı ekonomik ve siyasi terör dehşetiyle büzüldüğü dünyasından söküp çıkarıyor, yaratılmışların birliğini köpürdeten hayret dalgalarına atıyor...
-Serginizi gezdim. Her bir fotoğrafınız önünde dakikalarca durup ağaçtaki detayları seyrettim. Gösterdiğiniz manzaranın muhteşemliği bir yana, onları fark edişinizi öncelikle kutlamak isterim. Hele de bir politikacı olduğunuz düşünülürse...
-Bu, öncelikle çocuk doktoru olmanın avantajı. Çocuğu tanıyabilmek, hastalığına tanı koymak için çok küçük ayrıntıları değerlendirmek zorundasınız. Bu da insana geniş bir görüş açısı getiriyor. Doğaya da böyle bakmaya başlıyorsunuz. Ege bölgesinin en büyük zenginliği de zeytin ağacı.
-Aslında Karadenizlisiniz...
-Evet. Trabzon'da bakıyordum, Ege'de görmeye başladım. Zeytin başta olmak üzere her türlü ağaca ilgim var. Zeytin ağacı bin yıl yaşıyor. On yıllık çocukluk döneminde gövdesi düz. Gençlik dönemi elli yıl sürüyor. Ondan sonra olgunluk dönemi başlıyor, gövdesi bir yığın kıvrım kazanıyor, yeni dokular elde ediyor. Zeytin ağacının yaşını insanın on katı diye düşünüyorum ben. Dörtyüz-beşyüz yaşındaki zeytin ağacını kırk- elli yaşındaki insan gibi değerlendiriyorum. Yaşı ilerledikçe, gövdesindeki o kıvrımlar arttıkça sanki yaşlı bir insanın alnındaki kıvrımlara benziyor. Her bir kıvrımda geçen yılların bütün deneyimleri var. Sanki geçirdiği dönemlerin fotoğrafını çekiyor zeytin ağacı ve daha sonra onu yansıtıyor.
-Bunu en iyi zeytin ağacı mı yapıyor?
-Bütün ağaçlarda bu var ama ömür meselesi tabi. Zeytin kendini yeniden doğuran ağaç. Ölü dokusunun üzerinden yeni filiz sürüyor. Gövdesindeki yumruları güç zamanlarında depo olarak kullanıyor. Böylece ölümsüzlük kazanıyor. Kutsal kitaplara göre Nuh Tufanından sonra yaşamın varolduğunu gösteren ilk ağaç. Tanrının insanlarla barıştığını gösteren bir gösterge. Ayrıca o, Tufana direnen bir ağaç.
-Gövdedeki kadınsı görüntüleri nasıl yorumluyorsunuz?
-Zeytin ağacı çok doğurgan. Meyvesiyle yaşatan, yağıyla ışık ve sağlık veren bir ağaç. O bir dişi diye düşünüyorum. Bu kadar yaratan bir öge erkek olamaz. Gerçekten de orada gördüğünüz figürlerin, çizgilerin birçoğu kadınsı figürler
-Erkeksi figürler de var.
-Onlar da var, bakıyorsunuz Herkül gibi bir figür var ama ben bunu zeytin ağacı erkek kılığına girmiş diye düşünüyorum. Kendinde olan enerjiyi bir başka şekilde göstermiş. Bazen bir matkap şekline giriyor ağaç
-Ağaç matkap olmaya mı özeniyor?
-Ben mitolojiyle yorumladım onu. "Ölen kralların mezarını açmak için matkap şekline girdim" diyor. Zeytin ağacı çok mutlu olduğu zamanlarda da dans ediyor. Dans eden kadın figürleri var içinde. Bir bakıyorsunuz çığlık haline gelmiş. Diyorum ki "Ölüm Tanrısı Hades'i gördüm, çığlığım ondandır". Sanki Ölüm Tanrısıyla geçirmiş olduğu anın fotoğrafını çekmiş ve o fotoğrafı gövdesinde yansıtıyor.
-Bunlar sizin yorumlarınız, ama şu açık ki ağaçların, bilimin henüz keşfedemediği, bizim bildiğimizden çok farklı bir yaşamları var.
-Tabii söylediklerim bilimsel değil ama bu benim hayal gücüm. Zeytin ağacının karşısına geçtiğim zaman "Acaba bunda ne var?" diye bakıyorum. Uzaktan bir şey görmeyebilirsiniz ama küçük kareler halinde bakarsanız ayrıntılar izlenebiliyor.
-Bense şöyle yorumladım. "Bir şey", aslında "her şeyi" birden barındırır. Ağaçta bunu çok açık bir biçimde görüyorsunuz. Belki doğanın diğer varlıklarında da bu var ama o kadar kolaylıkla görülemiyor. Yani bir varlık bütün varlıkları içeriyor diye düşünüyorum. Ya da sizin yorumunuzdan hareketle; ağacın da gözleri var.
-Evet, görüyor gibi değerlendirmek olası. O an ne yapmak istediyse veya bir birikiminin sonucunu bir görüntüyle yansıtıyor, o görüntü kalıcı hale geliyor. O film çekiliyor ve kalıyor o gövdede .
-Eminim ki dağlara da bu gözle baksanız, çok enteresan şeyler göreceksiniz.
-Evet, Muğla'da, Çine deresinde blok kayalar var, çok ilginç, oraya gideceğim fotoğraf çekeceğim.
-Görülecek çok şey var, yeter ki görmeye niyet esin ve elinde doğru araç olsun. Görüleceklerin bazılarını fotoğraf makinesiyle tespit ediyorsunuz ama kalp gözüyle gören insanlar da var.
-Siz mikroskoptaki görüntüleri bir görebilseniz! Gerçekten dersiniz ki bunu hangi sanatçı yaptı? Detayları görebilmek, insanın iç dünyasıyla dış dünyanın barışıklığının göstergesi. Günlük yaşam içerisinde insanlar iç dünyalarının coşkunluğunu dış dünyaya veremiyorlar. Çocuklar gelmişti benim sergiye, onüç- on dört yaşlarında. "Biz göremiyoruz" dediler önce. "Gelin" dedim, "fotoğrafa küçük küçük kareler halinde bakın ne göreceksiniz?" Çocuklar başladılar görmeye. Gerçekten burada bu da var dediler. Aa ben görmedim onların gördüğünü. "Keşke yanımda olsaydın, o zaman ben onu büyütürdüm" dedim. Herkes görüyor yeter ki baksın, yeter ki ilgilensin. Bu iç dünyayla dış dünyanın barışı, aynı zamanda insanlararası ilişkilerde de barışa götürür insanı.
-Ağaçlar ve insanlar arasında kurduğunuz ilgiyi, tersinden düşündünüz mü hiç? Bu ağaç fotoğraflarında, insan figürleri ve detayları var. Acaba insan bedeninin fotoğraflarını çekseniz de üstündeki ağaç figürlerini ve detaylarını gösterseniz bize, nasıl olurdu?
-Hiç bakmadım öyle.
-Ben olsam öyle bir şey de yapar ve ikisini yan yana getirirdim. Mesela bir insan kolu ile ağac dalının benzerliğine şaşardık o zaman.
-İkisini yan yana getirmek güzel bir şey olurdu herhalde. Örneğin o parmaklarını toprağa sokmuş bir el gibi duran ağaç kökü görüntüsüyle o dediğinizi yan yana getirmek...
-Yaşlı bedenlerle daha da iyi sonuç alırdınız. Sadece bir bacağı bile ağaç gibi çalışabilirsiniz
-Ağaca biraz haksızlık gibi olur ama
-Herşey, tek bir şeyi gösteriyor. Çok büyük bir varlık puzzle'ı var. Niye haksızlık olsun ki?
-Ağaç tabii gösterdiğiyle çok dürüst. İnsan ağaç kadar dürüst değil, İnsan gösterişçi, hep içinde olmayanın gösterisi var.
-Ama biliyorsunuz bir mikro bir de makro kosmos var ve insan tabiatın tümünü kendisinde hem ruhen hem de fiziksel olarak barındırıyor. İnsanda sadece ağaç değil ki insanda deniz de var, başka şeyler de.
-Çok doğru. İnsandaki ağacı göstermek, ağaçtaki insanla birlikte çok çarpıcı olurdu. Bakın şu fotoğrafa, bence bir balerin var orada.
-Doğru çok benziyor. Bu ağaç balerin mi gördü de peki?
-Bence hayal etti en azından ama o hayalini yaşama geçirdi. Ağaç da hayal eder. Şu bakışlara bakın, buğulu gözler bunlar. İnsanlara çok iyi gözle bakmıyor. Yani "ben size bunca iyiliği yapıyorum siz beni kesiyorsunuz" diyor. Ege bölgesindeki zeytin ağacı katliamına adeta sitem ediyor.
-Peki bu fotoğraftaki ağaçta kolye takılmış bir kadın boynu var. Kolye takmış bir kadına mı özenmiş ağaç?
- Belki yanından geçti, belki öyle birini hayal etti. Onun da sevgileri var onun da huzursuzlukları var.
-Bu fotoğrafta da hem gözler var, hem de bir cenin sanki
-Evet, ben de bir çocuk doktoru olarak öyle gördüm onu.
-Aynı zamanda da bir volkan ağzı gibi. İnsanı zorla şair yapar bu ağaçlar.
-Öyleyse, size şiirimden okuyayım: Zeyin Ağacıyım Ben: Ben on bin yaşında bir ermişim/ Ve dünyaya Nuh ufanından sonra ilk ben gelmişim/ O gün bugün yaşam vermeye çalışım size/ zeytinimle yağımla/ Beğenmediniz/ Barışasınız diye zeytin dalı gönderdim size/ Ak güvercinin ağzında/ Dinlemediniz/ Gövdemde Anadolu kadınına ördürdüğüm güzellikleri sundum size/ Baktınız ama görmediniz/ Oysa ki ben zeytin ağacıyım/ Meyvamda yaşam/ Yağımda ışık/ Dalımda barış var benim/ Gövdemdeyse gizem/ Ben tek Tanrılı, çok Tanrılı bütün dinlerin kutsal ağacı/ Ben tüm canlıların baş tacıyım/ Bana bakıp geçmeyin/ yaklaşın ve beni görün/ çünkü ben/ kökleri öpülesi zeytin ağacıyım.



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
HAFTANIN SOYLEŞİSİ
Nuriye Akman'ın bu haftaki söyleşisi için tıklayınız

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır