|
|
|
|
|
|
Oğlunun acısını yazarak anlattı
Eczacı Mustafa Seyhan 20 yaşındaki oğlunu dört ay önce bir trafik kazasında kaybetti. Bugüne kadar mektuptan başka bir şey yazmayan acılı baba teselliyi yaşadıklarını kaleme almakta buldu. Seyhan yazdıklarını Ne Olur Kurtarın Beni" adlı kitapta topluyor.
Mustafa ve Fatma Seyhan çifti oğullarını yetiştirmiş, okutmuş ve bir yerlere getirmiş olmanın verdiği mutluluk ve gururla sürdürüyorlardı yaşamlarını. İlk oğulları Murat, eğitimini Amerika'da tamamlamış işini oturtmuş ve Manhattan'da yaşıyordu. Küçük oğulları Hasan Üsküdar Amerikan Lisesi'ni bitirmişti ve Amerika'da işletme eğitimi görüyordu. Ortanca oğulları Özgür ise, Galatasaray Lisesi'ni bitirdikten sonra Sabancı Üniversitesi'nin birinci sınıf öğrencisiydi. Bir aile başka ne isteyebilirdi ki? Bütün çocukları iyi eğitim almış, geleceğe güvenle bakar hale gelmişlerdi. Ancak bir trafik kazası onların mutlu aile tablosunu alt üst etti. Geçen haziran ayında oğulları Özgür'ün trafik kazasında hayatını kaybetmesi aileyi yıkan ilk darbe oldu. Özgür, kuzeni Başak Akçakaya'nın kullandığı otomobilin, Sabancı Üniversitesi önünde bir kamyonla çarpışması sonucu ağır yaralanmıştı. Başak ise Özgür'den daha şanslıydı. Bilinci açık, hastaneye ulaşmıştı. Olay yerine gelen bir ambulansla önce Kartal Devlet Hastanesi'ne kaldırılan Özgür'ü daha sonra babası Özel Acıbadem Hastanesi'ne nakletti. Ancak yapılan tüm müdahalelere rağmen Özgür hayatını kaybederken Başak Akçakaya'nın tedavisi aynı hastanede devam etti. Başak şimdi sağlığına kavuştu ve hayatına kaldığı yerden devam ediyor. Ancak Özgür geride sadece acılı bir aile ve gözü yaşlı arkadaşlar bıraktı. Oğulları Özgür Seyhan'ın ölümüyle yıkılan aile, onun yokluğunu bir türlü kabullenemezken, evlerinin duvarlarını süsleyen resimlerine bakarak hasret gidermeye çalışıyor. Mustafa Seyhan oğlunun ölümünden sonra yaşadığı yoğun duyguları kaleme alıp bir kitap haline getirdi. Seyhan bu olayda onları yıkan ikinci darbenin yakın akraba oldukları Başak Akçakaya ve ailesinin Özgür'ün ölümünden sonra acılarını paylaşmak bir yana olayı örtbas etmeye çalışmaları olduğunu söylüyor. Mustafa Seyhan yaklaşık dört aydır geçirdiği kabus dolu günleri anlattığı kitabının adını " Ne Olur Kurtarın Beni" koymuş. "Bununla ne anlatmak istiyorsunuz?" diye sorduğumuz Seyhan, kaza anında olay yerinde bulunan bir görgü tanığının anlattıklarının kendisini derinden yaraladığını söylüyor. Görgü tanığı Başak Akçakaya sürekli "yandım anam, ölmek istemiyorum, ne olur kurtarın beni" diye feryat ettiğini, ancak her yere birlikte gittikleri, kaza anında yanında oturan kuzeni Özgür'ün durumunu ise hiç merak etmediğini söylemiş. Başak ve ailesinin bu ilgisiz tavırlarının kaza sonrasında da devam ettiğini belirtiyor Seyhan. Acıbadem Hastanesi'ne geldiğinde bilinci yerinde olan ve konuşan Başak Akçakaya'nın oğlu Özgür Seyhan'ın ölümüyle birlikte yoğun bakıma alındığını iddia eden baba Mustafa Seyhan diğer iddialarını ise şöyle sıralıyor: "Başak'ın cezasının ileride biraz daha azalması için onu apar topar yoğun bakıma aldılar. Şu anda Başak "mağdur sanık" olarak yargılanıyor. Bu işten sıyrılmak için daha pek çok oyunları var. Jandarma raporunu değiştirmeye kalkışmışlar, ancak karakoldan bir görevli bunun öbür dünyası da olduğunu belirterek teklifi reddetmiş. Onlar böyle davrandıkları için bundan sonra ben de bir baba olarak oğlumun bütün haklarını sonuna kadar savunacağım." Yakın akrabaları olan Akçakaya ailesiyle artık hiçbir diyaloglarının kalmadığını söyleyen Seyhan: "Bizimle konuşup 'ne yapacağız' diyerek acımızı paylaşmadılar. Bu yazdığım kitap Tekirdağ'da Akçakaya ailesinin ellerine teslim edildi. Okuduktan sonra belki neler çektiğimizi anlarlar" diyor. Taslak halindeki kitabının henüz ilk bölümünü yazdığını söyleyen Seyhan, sağlığına kavuştuğunda yazmaya devam edeceğini belirtiyor: "Güç bulduğumda devam edeceğim. Tamamlandığında bastırmayı düşünüyorum. Ayakta durabilmek için günde 14 ilaç alıyorum. Ben hiçbir zaman yazarlık iddiasında değilim. Ancak meşhur bir laf vardır. 'Söz uçar yazı kalır' diye." Çiçeklerle donattıkları oğulları Özgür'ün mezarını her hafta ziyaret eden Seyhan çifti, artık bu mezarın ikinci evleri olduğunu söylüyorlar. Acılı anne Fatma Seyhan, "Bu acının tarifi imkansız. Diğer taraftan yaşananlar da çok çirkin. Gelip 'Bu ikimizin acısı. Birini toprağa verdik biri bu durumda ne yapalım?' deselerdi iş bu boyutlara varmazdı. Bu bir kaza bu bir cinayet değil ki" diyor.
Neslihan Tunç / Gülcan Demirci
|
|
|
|
|
|
|
|
|