kapat
E-gazete
|
Sarı Sayfalar
|
Arşiv
|
Üye Ol
|
Üye Girişi
|
Okur Temsilcisi
|
English
|
Kırmızı Alarm
  
23 Kasım 2008, Pazar
Sabah
 
Spor Günaydın Ekler Dosyalar Servisler Multimedya Astroloji Kültür-Sanat İşte İnsan Çocuk Kulübü Yazarlar Çizerler
Gündem Siyaset Ekonomi Yaşam Dünya Teknoloji Turizm Otomobil
 
24 Saat
24 Saat

''Türkiye'de aile içi şiddetin bahaneleri'' raporu

Giriş Saati : 23.11.2008 13:38
Güncelleme : 23.11.2008 23:02
Yeni Haber
Şefkat-Der Kadın Hayata Tutunma Evleri'ne 1995 yılından bugüne kadar sığınan 9 bin kadın ve genç kızın maruz kaldığı şiddet olayları araştırılarak, bir rapor haline getirildi.

Şefkat-Der, ''25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması İçin Uluslararası Mücadele Günü'' etkinlikleri kapsamında, ''Türkiye'de Aile İçi Şiddetin Bahaneleri ve Şiddetin Engellenmesine Yönelik Şiddet Gören Kadınların Kendi Çözüm Önerileri'' adlı bir rapor düzenledi.

Derneğin Kadın Hayata Tutunma Evleri'ne 1995 yılından beri sığınan 9 bin kadın ve genç kızın maruz kaldığı şiddetin gerekçeleri üzerinde durularak yapılan araştırma sonucu düzenlenen raporda, aile içi şiddetin bahaneleri şöyle sıralandı:

''Kadının cinsel ilişkiye girmek istememesi, fazla kilo aldığı iddiası, çocuk doğuramaması veya erkek çocuk doğuramaması, yemeğin tuzlu, yanmış, soğuk ya da güzel olmaması, erkeğin giyeceğinin iyi ütülenmemesi, kapının geç açılması, kadının hasta olması ve iyileşememesi, izinsiz dışarı çıkılması, çocuğun başarısızlığı, sobanın yanmaması, çocuğun babaya benzememesi, kadının boşanmak istemesi, erkeğin başka kadınlarla olan ilişkisine karışılması, çalışan kadının maaşının tamamını erkeğe vermemesi, berdel evliliği ret etmesi, kadının çalışmak istemesi, erkeğin işsiz kalması, ailenin ekonomik sıkıntı çekmesi, erkeğin tuttuğu takımın yenilmesi, alkol ve kumar alışkanlığı olan eşin kadın tarafından uyarılması, erkeklerin kendi arasındaki maço erkek tartışması.''

Raporda, erkeğin uyguladığı fiziksel bazı şiddet yöntemlerine örnek olarak da ''Yumruk, tekme, sopa, kemer kullanılarak, yüze, göze, kafaya, göğse, sırta ve dize vurulması'', ''Yüze, göze, asit, kezzap gibi yanıcı maddeler atılması'', ''Kaynar su, çay suyu, kahve suyu fırlatılması'', ''Yanan sigaranın çıplak vücutta söndürülmesi'', ''Bıçakla ve silahla yaralama'' gösterildi.

KADININ EN ÇOK ÜZÜLDÜĞÜ ŞİDDET TÜRLERİ

Raporda, gördüğü şiddetten dolayı büyük bölümü suç duyurusunda bulunmayan kadının en çok, ''Çocuklarının, evde bulunan misafir ya da akrabalarının, sokakta yabancıların önünde'' şiddet görmekten dolayı üzüldüklerine yer verildi.

Kadının, gördüğü şiddetin vücudunda gözle görünür bir iz bırakması halinde de üzüntüsünün arttığına işaret edildi.

Raporda, kadına yönelik şiddetin önlenmesinde kadınların bazılarının kendilerine ait önerilerinin olduğuna da yer verildi.

Kadınların bazıları önerilerinde, kendilerine uygulanan şiddet türünün aynısının erkeğe de uygulanmasını talep etti.

Rapora göre, şiddete maruz kalan kadınların önerileri arasında, ''Şiddetin yüz kızartıcı suçlar kapsamına alınması, şiddet gösteren erkeklerin akıl ve ruh sağlığı yönünden tedavi edilmesi ya da televizyon, gazete, internet ve belediyelerin reklam panolarında teşhir edilmesi'' de bulunuyor.

Kadınların bir kısmı da şiddetten korunmak için kimlik değişikliği veya estetik ameliyat dahil 24 saat korumalı tedbir istiyor.

Şefkat-Der, araştırma sonucu hazırlanan raporu, bazı şiddet mağduru kadınlar ile yarın dernek genel merkezinde düzenlenecek toplantıyla kamuoyuna duyuracak.

(AA)