kapat
E-gazete
|
Sarı Sayfalar
|
Arşiv
|
Üye Ol
|
Üye Girişi
|
Okur Temsilcisi
|
English
|
Kırmızı Alarm
  
25 Ekim 2008, Cumartesi
Sabah
 
Spor Günaydın Ekler Dosyalar Servisler Multimedya Astroloji Kültür-Sanat İşte İnsan Çocuk Kulübü Yazarlar Çizerler
Gündem Siyaset Ekonomi Yaşam Dünya Teknoloji Turizm Otomobil
 
24 Saat
24 Saat

Meme kanserinde ROLL tekniği umut vaat ediyor

Giriş Saati : 25.10.2008 11:21
Güncelleme : 25.10.2008 22:19
Yeni Haber
İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim üyesi ve İstanbul Meme Kanseri Konferansı Başkanı Prof.Dr. Cihan Uras, "Meme kanseri olan kadınları en çok düşündüren konu olan ameliyat sonrası şekil bozukluğu, radyoaktif madde ile tümörlerin işaretlenerek cerrahi olarak çıkarılması olan ROLL tekniği ile ortadan kalkıyor. Aynı yöntem koltukaltı bezlerinde de uygulanarak gereksiz beze alımını da önlüyor" dedi.

İstanbul'da gerçekleştirilen Meme Kanseri Konferansı ve Ulusal Meme Kanseri Konsensus toplantısı'nda değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Uras şu bilgileri verdi:

"Günümüzde meme kanserinin tedavisinde önemli gelişmeler kaydedilmektedir. Bu sayede meme kanseri daha kolay tedavi edilebilen bir hastalık haline gelmeye başlamıştır. Artık kalıplaşmış standart tedaviler yerine kişiye özel tedavi seçenekleri tercih edilmektedir. Örneğin kemoterapi veya hormonoterapi yapılması düşünülen bir kadında gen profilleri çıkarılmakta ve bunun sonucunda kadın yüksek riskli çıkmaz ise kemoterapi yerine hormonoterapi tercih edilmektedir. Yine büyük bir tümör nedeniyle memesinin alınması gereken bir kadında önce kemoterapi yapılarak tümör küçültülmekte ve sadece bu bölge çıkarılarak memenin alınma gerekliliği ortadan kaldırılmaktadır."

"ROLL TEKNİĞİ GEREKSİZ DOKU ALIMINI ÖNLÜYOR"


Yeni geliştirilen roll tekniği hakkında bilgi aktaran Prof.Dr. Cihan Uras şu bilgileri verdi:

"Radyoaktif madde ile bu tümörlerin işaretlenerek cerrahi olarak çıkarılması(ROLL tekniği) yeni bir yöntemdir. Burada tümör içersine radyoaktif madde verilmekte ve ameliyatta (gama prob) dedektör aracılığı ile onkolojik prensipler için yeterli olacak bir meme dokusu ile birlikte tümör çıkarılmaktadır.

Bu yöntem sayesinde ele gelmeyen tümörler doğru ve yeterli olarak çıkarılmaktadır. Gereksiz yere fazla meme dokusu çıkarılmadığı için memede görünüm bozukluğu oluşmamaktadır. Aynı zamanda bu işlemle birlikte koltuk altındaki ilk beze (sentinel lenf bezi) de bulunarak çıkarılmaktadır (SNOLL tekniği) İlk beze de kanserli hücre yok ise geri kalan bezeler gereksiz yere alınmamaktadır.

Bu da kadınları koltuk altı bezelerinin tümü alındığı zaman ilerideki yaşamlarında karşılaşabilecekleri sorunlardan korumaktadır. Tüm bezeler alındığında yaşam boyunca karşılaşabilecekleri en önemli problem kol şişmesidir.

"MEMEYİ KORUMAK ÖNEMLİ"

Günümüzde meme cerrahisinde amacımız mümkün olduğunca kadınların memelerini onkolojik prensiplere bağlı kalmak kaydı ile korumaktır" diye konuşan Prof.Dr. Uras "Ancak meme içersinde tümörün çok odaklı olduğu durumlar gibi bazı şartlarda memenin tamamının alınması gerekmektedir. Bu şartlarda kadınlarımız eğer isterse deri koruyucu mastektomi dediğimiz işlem yapılarak aynı seansta meme dokusu yerine protez yerleştirilebilir.Bu sayede kadının vücut imajında değişiklik olmamaktadır. Bu işlem sırasında meme başıda meme dokusu ile birlikte çıkarılmaktadır. Ancak bu konferansta da tartışıldığı gibi cilt ile beraber meme başının da korunması tercih edilmeye başlanmıştır" dedi.

"HER KADIN YAŞAM BOYU RİSK ALTINDA"

Prof. Dr. Cihan Uras, her kadının yaşam boyu risk altında olduğu gerçeğinin altını çizerek "Meme Kanserinde erken teşhis çok önemli. Her kadın ilk muayeneye 35 yaşında başlamalı, sorun yoksa 40 yaşından sonra devam etmelidir" dedi. Gençlerde de meme kanseri riski olduğunu ifade eden Uras, "Yapılan istatistiklerde ülkemizde genç nüfusta meme kanseri oranı artmış gözüküyor. Genç yaşta evlenip bu riski taşıyan kadınların en büyük korkusu çocuk sahibi olamama düşüncesi. Genç yaşta meme hastası olan kadınlar, kemoterapi tedavisi öncesinde embriyo dondurup saklatabilir,tedavi bittikten sonra çocuk sahibi olabilirler" diye konuştu.

MEME KANSERİ HARİTASI OLUŞTURULACAK

Öte yandan İ.Ü. Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vahit Özmen'in koordinatörlüğü'nde İstanbul ve Marmara Üniversiteleri işbirliği ile Türkiye'nin meme kanseri haritasını oluşturmak üzere İstanbul Bahçeşehir'de Meme Kanseri Erken Tanı ve Tarama Projesi başlatıldı. The Breast Health Global Initiative tarafından en başarılı projelerden biri olarak ödüllerilen proje aşamalı olarak tüm Türkiye'de uygulanacak. Sponsorluğunu Bahçeşehir Belediyesi ve Roche Müstahzarları'nın yaptığı, yaşları 50-69 arasında değişen kadınlar arasında gerçekleştirilecek proje, 2018 yılına kadar devam edecek ve projenin ilk sonuçları 2 yıl sonra açıklanacak.

EMZİRME VE MEME KANSERİ İLİŞKİSİ

İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Öğretim Üyesi Ulusal Meme Konferansı Konsensus Toplantısı Başkanı Prof. Dr. Vahit Özmen, meme kanserinin ağrısız bir hastalık olduğunu tümörün ağrı yapmadan büyüdüğünü hatırlatarak şunları söyledi:

"Hasta ağrım yok, bende yoktur demeyip öngörülen gerekli periyodlarda muayene olmalıdır. Meme kanserinde ağrı ancak meme aktığı, yara olduğu zaman olur. Doğum yapmanın meme kanseri riskini kadın emzirdiği için azalttığı savunulur. Ülkemizde İstanbul, İzmir gibi batı illerimize süt verme oranı 15 ay iken doğu bölgelerimizde üç yıl. Türk kadınında şu anda meme kanseri oranı Avrupa'ya göre daha az, ancak yaşam koşulları batılılaşmaya devam ettikçe bu oran artacaktır".

Özmen ayrıca erkeklerde meme kanseri riskinin kadınlara oranla az olduğunu , 50 yaşından sonra kontrol ettirmelerinin iyi olacağını belirtti.

"TEK ÇARE KADINLARI BİLİNÇLENDİRMEK"

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi ABD Başkanı, Kocaeli Meme Hastalıkları Derneği Başkanı Mustafa Dülger ise konuşmasında özetle şu görüşlere yer verdi: "

İstanbul, İzmir, Ankara gibi batı illerimizde görülme oranı yüzde 50-80 civarında iken doğu illerimizde yüzde 70 civarındadır. Bu oranları tersine çevirmenin tek çaresi kadın nüfusunu bu konuda daha fazla bilinçlendirmektir.Amacımız, memeyle ilgili bilimsel çalışmalara katkıda bulunmak, dergi çıkararak bilimse yayınlar yapmak, Türkiye'de meme ile uğraşan tüm dernekleri ir çatı altında toplamak".

İ.Ü Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Medikal Onkoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nil Molinas Mandel ise meme kanseri bilinçlendirme ayı içinde olunduğunu belirterek "Ailesinde yakın derece bu hastalığı taşıyan kişiler varsa, örneğin bir anne 40 yaşında meme kanseri olmuşsa kızı 10 yıl önce yani 30 yaşında muayeneye gitmelidir" dedi.

(ANKA)