kapat
12.11.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 HYDEPARK
 ANKETLER
 SİNEMA
 SANAT
 MODA
 KİTAP
 MÜZİK
 TARİH
 GURME
 GEZİ
 OTOMOBİL
 YAT&TEKNE
 HIGH-TECH
 WEEKEND
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 CANLI
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 

50 yıl önce

Türk gazeteciliğinin son altmış yılının içinde yaşamış olan Bedii Faik'in anlattığı birçok olayın yıllar içinde defalarca tekrarlanmış olması, aynı sıkıntılarda dönüp durmamızın kaynaklarını da gösteriyor.

Bedii Faik "Matbuat Basın derkeen... Medya"nın ilk cildinde, CHP'nin tek parti iktidarı dönemindeki Türk gazeteciliğini anlatmıştı. İkinci ciltte; 1950'de Demokrat Parti iktidarının arifesinde ve iktidarın ilk yıllarında yaşananlar anlatılıyor.

60 yıllık bir gazeteci; sayısız "siyasi" ve "muktedir" görmüş, tanımış, izlemiştir. Çok tekrarlanmış bir sözle, "gazeteci hancı, siyasiler yolcu"dur. Gazeteler, gazeteciler kalır, siyasiler ve iktidarlar gelip geçerler.

Bayar'ın cipi...
1950 seçimleri öncesindedir. Tan gazetesinden Serteller ayrılmış; Halil Lütfi Dördüncü, yurt dışındaki ataşelik görevinden dönmüş olan Ali Naci Karacan ile birlikte gazeteyi çıkarmaya devam etmektedir. Bedii Faik de Tan'da yazmaktadır.

Demokrat Parti'nin liderleri Celal Bayar ile Adnan Menderes bir gün Tan'ı ziyaret ederler. Bedii Faik bir soru sorar: "İktidara geçince başbakanın kim olacağını hiç konuştunuz mu?" Adnan Menderes'in cevabı genç gazeteciyi çok duygulandırır. Şöyle der Menderes: "Bedii Bey, şunu aklınızdan hiç çıkarmayın, biz ikbal için bu yola girmiş insanlar değiliz, iktidarda hiçbirimiz görev almayacağız." Menderes bu sözleri "hararet ve heyecan" içinde söylerken, Bayar da "başını sallayarak" iştirak eder.

Daha sonra Ali Naci Karacan, Batı'daki devlet adamlarının mütevazı yaşayışlarını anlatır ve Türkiye'deki "resmi saltanat"tan şikâyet eder. Bu kez Bayar konuşur: "Bütün bunlar; o yatlar, beyaz trenler, hatta bırakınız onları, lüks arabalar ve resmi makam şatafatları, hepsi hepsi, iktidara geldiğimiz gün tarihe gömülecektir. Muhalefetteki gezilerimi yaptığım cip, benim için en mükemmel makam arabasıdır."

İktidar istemeyenler
Bayar'ın sözünü ettiği "cip"in, bugün her tarafta görülen şık ve markalı ciplerle ilgisi tabii ki yoktur. Bu cip, daha çok köylerde kullanılan o günlerin gerçek cipidir.

Bu konuşmadan bir yıl sonra Demokrat Parti iktidara gelmiştir. "Görev almayacağız" sözünü hatırlayan olmaz; bu sözü "söyleyen" başbakan, "iştirak eden" de cumhurbaşkanı olur. "Cip"e gelince, Bayar sadece ilk gün Meclis'e seçim gezilerinde bindiği ciple gelir, sonra hep birlikte makam otolarına, yatlara, özel trenlere geçilir.

Savaş halinde basın...
Bedii Faik, Demokrat Parti hükümetinin Kore'ye asker göndermesini de anlatıyor. CHP, Meclis'ten karar alınmamış olduğu için muhalefet yapmaya çalışır ama basın Kore'ye asker gönderilmesine "coşkulu" bir destek verir. Bedii Faik şöyle diyor:

"Kore Savaşı'na katılmamızın, basının burnuna getirdiği ilk kokunun tiraj olduğu saklanamaz! Bunda anormal bir taraf da yoktur ama, gide gide iş kimin daha çok kahramanlık menkıbesi uyduracağı veya duygu sömürüsünün en sunturlusunu bulup çıkaracağı noktasına kadar dayanmıştır ki, yanlış olan buydu!"

Bugün bazı ipleri tutup çektiğimiz zaman, uçlarının yarım yüzyıl öncesinde olduğunu görüyoruz.



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
HAFTANIN SOYLEŞİSİ
Nuriye Akman'ın bu haftaki söyleşisi için tıklayınız

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır