Fon, 'Birleşme teşvik olmaktan çıktı' dedi, uygulamayı bitirdi
TMSF, 1 Kasım'dan itibaren bankaların birleşmesini teşvik için getirilen sigorta primi teşvikini kaldırdı. Fon birleşmeler nedeniyle şimdiye kadar 273 milyon YTL prim alamamıştı.
Krizlerin etkisiyle mali bünyeleri zayıflayan bankaların birleşmesi için Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) tarafından getirilen birleşen bankanın sigorta primini (toplanan mevduat karşılığında TMSF'ye ödenen prim) 2 yıl yarısı kadar ödenmesi maddesini Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kaldırdı. TMSF bu kararı uzmanlarının hazırladığı bir rapor doğrultusunda aldı. Raporda ise prim teşvikinin özellikle yabancı bankaların Türk bankalarına olan yoğun talebi nedeniyle teşvik olmaktan çıktığı ve sadece prim kaybına neden olduğu belirtiliyor. Buna göre bir çok banka sadece bu avantajı elde etmek için küçük bankalar ile birleşme yoluna dahi gidiyor. 273
milyon YTL kayıp 2001 yılında yaşanan krizin ardından banka birleşmelerini teşvik etmek için alınan karar sonrası birleşen 10 banka şimdiye kadar TMSF'ye yaklaşık 273 milyon YTL daha az sigorta primi ödedi. Ancak bundan sonrakı birleşmeler de artık prim kaybı olmayacak. Birleşen veya devralan bankalar bugüne kadar toplam 179 milyon 114 bin YTL prim avantajı sağladı. 2 yıllık süre nedeniyle önümüzdeki dönemlerde Halkbank, Akbank, Finans Katılım Bankası ve Yapı Kredi Bankası'nın toplam prim avantajı tutarının 94 milyon 142 bin YTL'ye ulaşacak. TMSF uzmanlarının hazırladığı raporda aynı Finansbank ve Fiba bank'ta olduğu gibi Akbank ve AK Uluslararası Bankası birleşmesinde birleşme döneminde AK Uluslararası Bankası'nın mevduat tutarının 132 bin YTL olduğu, bu durumda birleşmeyle elde edilecek 58.5 milyon YTL tutarındaki prim avantajının AK Uluslararası Bankası'nın mevduat tutarının çok üzerinde ve özkaynaklarının yüzde 46'sına denk geldiği tespit edildi. Adabank satışında da Fon'un satış gelirinden fazla prim gelir kaybı ile karşılaşabileceği sonuçlarına ulaşıldığının ifade edildiği raporda şunlar ifade ediliyor: "Halk Bankası'nın özelleştirilmesinde de Adabank'a ilişkin alınan kararda gündeme gelen ve eşit rekabet şartlarının oluşmasına engel teşkil eden benzer bir olumsuzluğun ortaya çıkabileceği düşünülmektedir."