Borçların altından kalkamayan Baymak'ı düze çıkaran, fabrika müdürüyken bugün patron koltuğunda oturan Murat Akdoğan, "Bu iş ihtilal yapmaya benziyor. Kaybederse asarlar, kazanırsa kahraman yaparlar" dedi.
Krizler öğretici. Kimi şirketler batıp yok olurken, kimileri de yeniden doğuyor. Baymak'ın öyküsü zor günler geçiren bütün şirketlerde ders kitabı olarak dağıtılmalı bence. 1967 'de Bayraktaroğlu Ailesi tarafından kurulan Baymak, Türkiye'de pek çok ilki, örneğin ilk modern kat kolöriferini ve ilk termosifonu yaparak isminden söz ettirmişti. 1990'lara geldiğinde Kartal'daki fabrikasına yaptığı yatırımlarla daha da büyümüş, ancak büyümeyi dış kaynaklarla finanse ettiği bir sırada çıkan Körfez Krizi'nin kurbanı olmuştu. Aile bireyleri teker teker sahayı terk ederken, Baymak, piyasaya ve bankalara yaklaşık 20 milyon dolar borçlanmışken, fabrika artık çalışmıyorken, bir fabrika müdürü çıktı ortaya. İsmi Murat Akdoğan'dı. "Bence girişimci çok ama iyi yönetici az. Girişimciliği bilimsel yönetim anlayışıyla birleştirmeyen şirketler batmaya mahkum" diyecek kadar liderliğine güvenen fabrika müdürü o gün 25 yaşındaydı ve Baymak'ı bu krizden çıkaracağına yüzde yüz inanıyordu...
KİRALIK ATÖLYEDE BAŞLADIK * Konkordato ilan edildiğinde kaç kişi kalmıştınız? Baymak 1992'de konkordato ilan etti. Fabrika elimizden alınmıştı. Kağıt üzerinde bir şirket görünüyorduk. Ben ve yanımda çalışan 3-5 işçi kalmıştık. İşe 300 metrekare kiralık bir atölyede başladık.
* Peki siz ne adına bu işe giriştiniz. İki kardeş gitmiş olsa da Koray Bayraktaroğlu hala şirketteymiş. Size mi devretti sorumluluğunu? Devrettiyse şayet, siz 25 yaşında bir gençken altına girdiğiniz sorumluluktan ürkmediniz mi? Beni 25 yaşında fabrika müdürü yapan insanlar adına bunu yapmam gerektiğini hissettim. Patronumu yalnız bırakmak istemedim.
* Bu cesareti kimden aldınız, babanızdan mı? Benim babam ilkokul öğretmeniydi. Önümde iki idol vardı, biri babam diğeri Atatürk'tü. Babam o kadar zorluklar çekti ki, ona rağmen bir başına 10 daireli bir apartman dikmeyi başardı. Öğretmen arkadaşlarına gelip kooperatif kuralım, ama paramız çok az, o yüzden yarım gün de bizzat inşaatta çalışalım demişti. Hiçbir arkadaşı kabul etmedi. Bir gün babam eve bir paket getirdi. Bize hediye aldığını zannettim. Oysa paketin içinden bir ev maketi çıktı. 'Bu benim hayalim' dedi. 'Bunu yapacağım.' Babam Yakacık'ta aldığı bir arazide bunu yaptı. İnşaatın hem amelesi hem de ustası oldu. Babamdan çok etkilendim. Mücadeleyi gördüm. İmkansız denen şeyi imkanlı hale getiren bir idol vardı önümde. Aslında ben garantiyi tercih edip, bir makine mühendisi olarak herhangi bir işe girebilirdim. Bu batıştan bir sorumluluğum yoktu, gidebilirdim. İnanmak çok önemli. Herkes imkansız diyor. Para yok, pul yok. Fabrika yok. Sadece borç var. Ben dedim ki, bu iş ihtilal yapmaya benziyor. Kaybederse adamı asarlar. Kazanırsa kahraman yaparlar.
* Liderlik özelliğinizin kuvvetli olduğunu düşünüyorsunuz... Şunu gördüm, büyük başarılara hesap yaparak ulaşılmıyor. O hedefe duygusal olarak bağlanınca gerçekleştiriliyor. Bir de şirketleri krizlerden yöneticiler çıkartamaz, liderler çıkartır bence.
KOMAYA BİLE GİRDİ * İdolleriniz var ama yol göstericiniz yoktu yani... Yoktu. Elimde borç dışında hiç bir şey yoktu. Yan sanayiye, bankalara, işçiye, devlete borç vardı. Baymak ve patronlarım çok dürüst battı. Hiçbir üç kağıt yoktu. Önce servisleri topladım. Onlara dedim ki durumumuz böyle ve siz garanti hizmetini yerine getirmek zorundasınız. Ben mücadele edeceğim ama size verecek bir param yok. İnanıyorsanız kalın, yoksa gidin dedim. 70 servis vardı ve bir iki kişinin dışında hepsi kaldı. Gerçekten canla başla bana verdikleri sözü tuttular. Yan sanayicilerle de konuştum ve onları da ikna ettim.
* Tüm bunlar yaşanırken ciddi bir de hastalık geçirmişsiniz? Biz hep zorluklardan beslendik. 1994'te bu mücadeleyi verirken, çok ciddi bir hastalık da yaşadım. Bir gün işten çıkıp, ders anlatmak için üniversiteye gittim. Birden kendimi kötü hissettim. Hastanede komaya girdim. Beynimde bir tümör bulundu. Sonuçta yaşama şansımın az olduğu söylendi. Patronum Koray Bayraktaroğlu'nun girişimiyle, ABD'de tedavi oldum. Enfeksiyon olduğu ortaya çıktı. Doktorlar altı ay dinlenmem gerektiğini söylüyordu ama ben gündüzleri işe gittim. Akşamları serum takıldı.