|
|
 |
|
 |
  |
|
Doğal cennet sizlere ömür
TRAKYA'DA sanayileşmenin öteki yüzü. Tarıma hayat veren Ergene Nehri havzasında, fabrika atıkları yüzünden çevre felaketi yaşanıyor. Su zehir oldu, ürün yetişmiyor, kokudan insanlar kaçıyor.
*** Kendi atıklarımızla bas edemezken ithaller geldi
Türkiye kendi ‘tehlikeli atıkları’yla baş edemezken ithalleri de işe tuz biber ekiyor! Tehlikeli Madde ve Kimyasalların Kontrolü yönetmeliğimiz var ama tek maddesi dahi uygulanmıyor !.
TÜRKİYE, sanayileşmeyle birlikte giderek artmaya başlayan tehlikeli atıkların depolanması sorunuyla karşı karşıya... Henüz kendi atıklarıyla baş edemezken bir de Batı'dan ithal tehlikeli atık gönderilmesi, işe tuz biber ekiyor. 1993 yılında 'Tehlikeli Madde ve Kimyasalların Kontrolü' adlı bir yönetmelik çıktığını hatırlatan İTÜ Çevre Mühendisliği öğretim üyesi Prof. Dr. İlhan Talınlı, bugüne kadar bu yönetmeliğin hiçbir maddesinin uygulanmadığını söylüyor. Bu yönetmelik kapsamında köprülere, yollara kimyasal madde kontrol kulübeleri yapıldığını belirten Prof. Talınlı "Ama bunların çoğunun içi malesef boştur" diyor. Prof. Talınlı şöyle konuşuyor: "Bu yüzden sanayicisi de, atık üreticisi de, ithal eden de elini kolunu sallaya sallaya dolaşıyor. Gelişmiş ülkeler bunları gelişmekte olan ya da üçüncü dünya ülkelerine satarak bu ülkelerde gömülmesini, atılmasını ya da satılmasını sağlıyorlar."
HALK NASIL BİLİNÇLENSİN? İTÜ Metalürji Mühendisliği öğretim üyesi Prof. Dr. İsmail Duman da Türkiye'nin tehlikeli atık konusunda ciddi bir başarısızlığı olduğunu kaydediyor. Halkın da bu konuda bilinçli olmadığını belirten Prof. Duman "İzmit'te bir zararlı atık deposu yapıldı. Ama ne yazık ki bu depo deprem bölgesi üzerine kuruldu. Üstelik yapı ruhsatsız. Bir tehlikeli atık deposu ve yakma tesisi düşünün ki yapının kendisi ruhsatsız. Böyle bir komedinin yaşandığı ülkede halk nasıl bilinçlensin!" Çevrenin korunması konusunda radikal eylemlerle adını duyuran Greenpeace'in Akdeniz Ofisi Yetkilisi ve Toksik Maddeler Kampanya Sorumlusu Banu Dökmecibaşı, Türk halkının bu konuda yeterli bilince erişmediğini söylüyor. Halkın bilinç düzeyinin kampanyalarla birlikte geliştiğini kaydeden Dökmecibaşı "Yakından yaşayanlar bu işin bilincine varıyor" diyor.
AŞAMA KAYDEDİLDİ İNSANLARIN özellikle son yıllarda karşılaşılan vakalar sonucu eskisine oranla biraz daha aşama kaydettiğini vurgulayan Dökmecibaşı, şunları söylüyor: "Samsun ve Sinop'ta zehirli varil olayı yaşandı. Sinoplular tehlikeyi çok daha çabuk kavradılar. Çünkü varillerin depolandığı yer, insanların yaşadığı yerin ortasındaydı. Bir sürü kampanya yaptılar. Ama Samsun'da depolanan yer uzak olduğu için insanlar uzun süre bir şey yapmadı. Ne olduğunu bilemiyorlar çünkü o insanlara 'buraya atık depoluyoruz' bile denmedi. Eğer hükümet bu konuda direncini göstermezse; bütün yasal zemine rağmen bu vakalar gerçekleşebiliyorsa o zaman Türkiye yakın dönemde zehirli atık deposu olmak durumuyla karşı karşıya kalır."
|
|
|
|
|
|
 |
|
 |
|