kapat
Anasayfa
|
E-gazete
|
Sarı Sayfalar
|
Arşiv
|
Üye Ol
|
Üye Girişi
|
English
|
Kırmızı Alarm
  
19 Mart 2009, Perşembe
Sabah
 
Haberler Spor Günaydın Ekler Dosyalar Servisler Multimedya Astroloji Kültür-Sanat İşte İnsan Emlak Çocuk Çizerler
Sabah Günaydın Cuma Cumartesi Pazar Buzz
 
24 Saat
24 Saat
UMUR TALU
Dipsiz Kuyu

'İçeride' olmak!

Kültürel dokumuzda, demir parmaklık ardındakine genellikle "kader kurbanı" denir.
Biz gazeteciler için "kader" ne olabilir?
Bu ülkede, düşüncesini özgürce ifadeye çalıştıkları, özgür habercilik yaptıkları, sivil veya askeri iktidar eleştirdikleri, toplumsal düzene muhalif oldukları için çok sayıda yazar ve gazeteci ile yakınları çile çekti.
Ama hapiste, ama işkencede, ama işsiz bırakılarak, ama tehdit alarak...
Ve kafaya, enseye, göğse kurşun;, kapıya, arabaya bomba, çapraz ateşle.
Bu ülkede, kimi siyasi iktidar da, kimi darbeci ve faşist, faşizan da... Güç korumak, güç kazanmak, toplum karıştırmak için gazeteci, yazar öldürülmesine çanak tuttu, fırsat verdi, tetikçi saldı.
İsimlerini bildiklerimiz oldu; unuttuklarımız, asla üstünde durmadıklarımız bile.
Lakin o başka bir "kader".
Darbeciyle, müttefiki kıdemli katillerle, cinayet organizatörleriyle, gazeteci hedef gösterenle veya hedefe koyanla aynı yastığa baş koyabilmek de başka bir "kader".
Bizim meslekte, "kader kurbanları"nın ciddi bir kısmı, demirparmaklık bir yana, kendini, belki bazen zorla, ama genellikle iradesiyle, "Komutan odası"na, "Darbe tasarım odası"na, "Başbakan odası"na, "İktidar odası"na, "Patronun gazetecilik dışı işlerinin odası"na kapatanlardan oluşur.
Ruhumuzu, vicdanımızı, kişiliğimizi, toplumsal sorumluluğumuzu, insanlığımızı, yeteneğimizi, bağımsızlığımızı ilk hapsettiğimiz "kafes", "iç sesimizi unuttuğumuz esas içerisi" onlar olur!
Özgür haber, kitap, yazı yazmak yerine, senaryo yazarı veya kâtibi olmak öyle bir kaderdir.
Sivil veya askeri, maddi veya manevi iktidarlara yamanarak kiminin "Şah oldum" sanması, kiminin "piyonlaşması" öyle bir kaderdir.
Bunlar gazetecilik değildir.
Darbeciliği belki mahkeme yargılar; ama gazeteciliğin esas yargı yeri gazetecilerin ve toplumun vicdanıdır...
Bu hakikaten kader mi, bu kadere değer mi diye!
Bir de şöyle bir kader var: "Gazetecinin darbecileri" dışarıda, "Darbecinin gazetecisi" içeride. Bu da kanun karşısında herkesin eşit sayılması olmalı!


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.

Ayrıntılar için lütfen tıklayın