kapat
E-gazete
|
Sarı Sayfalar
|
Arşiv
|
Üye Ol
|
Üye Girişi
|
Okur Temsilcisi
|
English
|
Kırmızı Alarm
  
12 Ekim 2008, Pazar
Sabah
 
Haberler Spor Günaydın Dosyalar Servisler Multimedya Astroloji Kültür-Sanat İşte İnsan Çocuk Kulübü Yazarlar Çizerler
Günaydın Cuma Cumartesi Pazar Emlak
 
24 Saat
24 Saat
Belgesel film, bugün Altın Portakal Film Festivali’nde gösterilecek.

Vagon dolusu hikâyeler

PERVİN METİN
10.10.2008
İki komşu ülke İran ve Türkiye arasında 2001 yılından beri yolcu taşıyan, Haydarpaşa'dan hareket edip Tahran'a kadar giden TransAsya treni, bir belgesele konu oldu..
Daha önce Ağustos Karıncası adlı belgeselle Altın Portakal alan yönetmen Bingöl Elmas'ın çektiği, yapımcılığını Şehbal Şenyurt'un üstlendiği TransAsya adlı belgesel film, dört gün süren yolculuk sırasında yaşanan vagon dolusu öyküleri anlatıyor. 2001 yılından beri yolcu taşıyan TransAsya treni, Haydarpaşa'dan Tahran'a kadar gidiyor. Filmde tren yolculuğu, Ömer Hayyam'ın, Fuzuli'nin, İbni Sina'nın memleketi İran'ın köklü tarih ve coğrafyasıyla harmanlanıp anlatılıyor. Kültür Bakanlığı'nın desteklediği TransAsya, bu yıl 45.'si düzenlenen Altın Portakal Film Festivali'nde 'Ulusal Belgesel Film' kategorisinde, 27 filmle birlikte yarışıyor. Farsça ve İngilizce altyazısı olan 72 dakikalık filmin İstanbul'daki ilk gösterimi ise 1001 Belgesel Film Festivali'nde yapılacak.
Çekim ve kurgu aşaması bir yıl süren film, birbiriyle ilişkisi dostluk ve düşmanlık sınırında gezinen İran ve Türkiye'nin, ortak değerlerini, geçmişini ve ortak kelimelerini, TransAsya yolcularının 'küçük' ama asıl olan öyküleriyle anlatıyor. Film için yolcularla ve tren görevlileriyle yapılan röportajların yanı sıra, İranlıların evlerinde de çekimler gerçekleştirilmiş.

İKİ ÜLKENİN ORTAK DEĞERLERİ AKTARILIYOR
Yönetmen Elmas, filmi çekmeye iki yıl önce TransAsya treniyle İran'a yaptığı yolculuk sırasında karar verdiğini anlatıyor: "İran'a yaptığım ilk seyahatimde yanı başımızdaki ülkenin kültürünü, coğrafyasını tanımadığımızı fark ettim. Bu ülkeyle ilgili hep olumsuz şeyler duyuyorduk. O nedenle tanışmak ve gözlemlemek istedim. Özcan Yurdalan'ın Ahşap Fanus adlı kitabı ise benim için önemli bir kılavuzdu. Trende İranlıların dışında Avrupalı yolcular da vardı. İran'a Farsça öğrenmek için giden İngiliz ve Almanlarla tanıştık. Yolculuk boyunca çok güzel arkadaşlıklar, dostluklar kurduk. Tedirgin oldukları için konuşmak istemeyen İranlılar, yolculuk sonunda bizi evlerine davet edip çekim yapmamıza izin verdi."
Yolculuk sırasında, tüm dünyada İran'a dair üretilen senaryoların dışında bambaşka bir ülkeyle karşılaştıklarını anlatan Elmas, şöyle devam ediyor: "Toplum olarak benzerliklerimiz, ortak zevklerimiz ve kelimelerimizin olduğunu öğrendik. Onlar Türkiye'yi yakından takip ediyorlar ve seviyorlar. Bizim ise önyargılarımız var. En çok rahatsız oldukları şey ise Arapça konuştuklarının sanılması ve çölde yaşadıklarının düşünülmesi. Filmde de, köklü bir kültür ve güçlü bir coğrafyaya vurgu yapmak istedik."
Belgesel, kasım ayında Fas'ta yapılacak Agadir Film Festivali'nde de gösterilecek. Yönetmen Elmas, TransAsya'nın farklı bir tren olduğunu belirterek, nedenini şu cümlelerle özetliyor: "İran ve Türkiye'de bir sürü ortak değerlere, ortak geçmişe, en uzun sınır komşuluğuna rağmen birbirine yabancılaşmış halklar yaşıyor. Film, bu atmosfer ve politik söylemlerin yamacında TransAsya yolcularının öykülerini anlatmayı amaçlıyor; dünya halinin ahvalinin, TransAsya yolcusunun payına düşen, öykülerine yansıyan biçimini belirgin kılmayı önemsiyor."
Haberin fotoğrafları