kapat
E-gazete
|
Sarı Sayfalar
|
Arşiv
|
Üye Ol
|
Üye Girişi
|
Okur Temsilcisi
|
English
|
Kırmızı Alarm
  
2 Ekim 2008, Perşembe
Sabah
 
Spor Günaydın Ekler Dosyalar Servisler Multimedya Astroloji Kültür-Sanat İşte İnsan Çocuk Kulübü Yazarlar Çizerler
Gündem Siyaset Ekonomi Yaşam Dünya Teknoloji Turizm Otomobil
 
24 Saat
24 Saat
Türkiye ve UNESCO’nun desteğiyle onarılan tarihi Mostar Köprüsü göz kamaştırıyor.

Saraybosna: Neşe ve hüzün zamanı

ATİLLA DORSAY
01.10.2008
Avrupa'daki son büyük soykırıma uğrayan Bosna'da cıvıl cıvıl bir ortam var. Ancak hemen ardında savaşın silinmeyen hüznü duruyor..
Bosna, Bosna... Beş yüz yıllık ortak tarihimize, aramızda yaşayan, dostumuz, yakınımız olan birçok ırkdaşına, mesafe olarak hiç de uzak sayılmamasına rağmen birtürlü gereği gibi yaklaşamadığımız, sorunlarını yeterince benimseyemediğimiz, ilgi ve sevgi çemberimiz içine alamadığmız ülke... Saraybosna ziyaretim sayesinde Bosna'yı gördüm. Kentin çevresini de gezdim, Mostar'a da gittim. Ve savaşın bitiminden, "Avrupa'daki son büyük soykırım"ın uygar dünyanın müdahalesi ve NATO bombardımanları sayesinde bitmesinden 13 yıl sonra ve de olayların baş sorumlusu Radovan Karaciç'in Lahey divanında "insanlık suçu"yla yargılandığı şu günlerde, olup biteni daha iyi kavradım.

400 YILLIK OSMANLI EGEMENLİĞİ
Önce karşılaştığım, alabildiğine yeşil bir çevrenin içine yerleşmiş, cıvıl cıvıl bir gençliğin sokaklarda kaynaştığı neşeli bir kent oldu. Ama sonra ardındaki hüznü keşfettim. Nasıl olmasın ki, eski Saraybosna'dan çevredeki modern banliyö binalarına hemen tüm yapılar, hâlâ savaş mermileriyle delik-deşikti. Savaşta neredeyse tüm bir kuşağın yok olması yüzünden, ortalıkta gözüken erkekler kızlardan azdı. Yoksulluk sürüyor, ekonomi canlanamıyor, sokaklarda özellikle kadın dilenciler göze çarpıyordu. Bosna ve Hersek Cumhuriyeti artık bağımsızdı, ama sorunlu ve mutsuzdu. Osmanlı'nın ilk kez 15. yüzyıl sonlarında ayak bastığı Bosna, 1457'de tümüyle Osmanlı egemenliğine girmiş. Saraybosna'yı kateden Milyaçka nehrinin kenarına ayni yıl ilk cami yapılmış: ahşaptan... Kentin kurucusu sayılan İsa İshakoviç Bey, camiyle birlikte hamam, köprü, kervansaray, bugünkü çarşının nüvesini oluşturan bir avuç dükkan ve bir bent inşa ettirmiş. Çarşı içinde müze olmuş eski bir bedestende, İsa Bey'in "kuruluş beyannamesi" duruyor.

ARTIK BİR AVRUPA KENTİ
1477'de Bosna bir sancak oluyor, Ayas Bey de ilk sancak beyi. Sonra bir vilayet... 16. yüzyılda ise, bugün hemen hepsi ayakta olan birbirinden güzel Osmanlı mimari örnekleriyle donanıyor. Osmanlı'nın gitgide zayıflamasıyla birlikte, zor günler başlıyor. Ve imparatorluk, 1878 Berlin Anlaşması'yla, Bosna-Hersek'i Avusturya- Macaristan İmparatorluğu'na devretmek zorunda kalıyor. Gerçi buna direniyorlar. Ama sonunda Avusturyalılar gelip yerleşiyor ve yeni bir kültür başlıyor. Avrupa mimarisinde binalar, katolik ve Anglikan kıliseleri, imar hareketi, ilk faytonlar, aydınlanan sokaklar, vs. Saraybosna artık bir Avrupa kentidir ve hep öyle kalacaktır.
Haberin fotoğrafları