kapat
E-gazete
|
Sarı Sayfalar
|
Arşiv
|
Üye Ol
|
Üye Girişi
|
Okur Temsilcisi
|
English
|
Kırmızı Alarm
  
2 Ekim 2008, Perşembe
Sabah
 
Haberler Spor Ekler Dosyalar Servisler Multimedya Astroloji Kültür-Sanat İşte İnsan Çocuk Kulübü Yazarlar Çizerler
Magazin Sağlık Televizyon Yazarlar Kültür Sanat
 
24 Saat
24 Saat
Vildan Atasever: Benim için hayatta en önemli şey huzur. Ayrıca dürüstlüğe çok önem veriyorum. İlişkilerimde ve çevremde doğallık ve samimiyet arıyorum.

Alınan ödüllerle övünmek büyük bir yanlış!

01.10.2008
Türk Sineması'nın iki ödüllü genç oyuncusu Vildan Atasever: İlk filmiyle ödül alan tek insan ben değilim. Dünyada bunun çok örneği var. Zaten alınan ödül ile övünmenin büyük bir yanlış olduğunu düşünüyorum ..
Su sıralar 'Gece Sesleri' adlı yeni dizisi ile gündemde olan Vildan Atasever, "İlk filmiyle ödül alan ilk insan ben değilim" dedi ve ekledi: "Dünyada da, Türkiye'de de bunun örnekleri var aslında. Ben bu heyecanı iki kere yaşadım. Ama elde ettiğiniz başarıyı kullanmanın en kötü yolu, sürekli onunla övünmektir. Bu çok büyük bir yanlış!" Cosmopolitan dergisinin ekim sayısı için Özge Zeki'nin sorularını yanıtlayan Vildan Atasever, çalışma disiplinini ve yeni projelerini anlattı.

GENCİM, ENERJİM VAR
* Sette olmadığınız bir gününüz sabahtan itibaren nasıl geçer?
Mutlaka dinlenmekle geçiyor. Setin verdiği o yorgunluğu üzerimden atmam gerekiyor. Kitap okumaya çalışıyorum. Bunu sette de yapıyorum zaten. Evde olduğum, boş günüm pek olmuyor aslında; genel olarak başka işler çıkıyor. Ben çalışmayı daha çok seviyorum.

* İşkolik bir ruh mu hakim size?
Gencim; şu anda çok enerjim var. Bir de ileride bu kadar çok enerjim olmayacağını düşünüyorum. Çalışmayı, koşturmayı seviyorum. Hayatımın bu döneminde üretmem gerekiyor, evde oturmam değil. Ne kadar çalışır, üretirseniz o kadar zinde oluyorsunuz. Evde oturduğum zaman kendimi işe yaramaz hissediyorum.

* Dinlenmek için ne yaparsınız?
Spor yapıyorum. Bir spor kulübüne üyeyim ve pilates, yoga gibi bütün aktivitelerine katılmaya çalışıyorum. Yüzüyorum, at biniyorum. Golf oynamaya başladım. Yakında ses derslerine başlayacağım. Bu durum; daha iyi yerlere geldikçe daha çok çalışmak gereği gibi bir şey. Çıtayı daha da yükseltebilmek için çalışmak gerek. Kendimi geliştirmeye ve daha da zenginleştirmeye çalışıyorum çünkü; ben oyuncuyum. Benim işim, her şeye açık olmak. Yarın bir karakter geldiği zaman, hazır bir şekilde 'Evet ben bunu oynarım' diyebilmem gerekiyor. Mesela at sahnesi varsa at binebiliyor olmalıyım.

İŞİMİ İYİ YAPMALIYIM
* Kariyerinize ödüllerle başladınız. Şimdi hayalleriniz neler?
İlk filmiyle ödül alan ilk insan ben değilim. Dünyada da, Türkiye'de de bunun örnekleri var aslında. Ben bu heyecanı iki kere yaşadım. Ama elde ettiğiniz başarıyı kullanmanın en kötü yolu, sürekli onunla övünmektir. Bu çok büyük bir yanlış. Ben 'İki Genç Kız' filmindeki performansımla ödül aldım. Bundan sonra da yapacağım işler iyi olmalı. Önce yaptığım işi iyi yapmalıyım. Daha sonra Zeki Demirkubuz'un yönettiği 'Kader' filmiyle 'En İyi Film Ödülü'nü aldık. 18. Uluslararası Ankara Film Festivali'nde de 'En İyi Kadın Oyuncu Ödülü'nü aldım. Benim için çok gurur verici bir durum. İki filmde oynuyorsun ve ikisi de 'En İyi Film Ödülü' alıyor. Artık önüme bakıp daha çok çalışarak, kendimi daha da geliştirerek, daha iyi performans göstererek, daha düzgün adımlar atmam gerekiyor. Bu sadece oyunculuk için değil, tüm hayatımda böyle çok titiz davranıyorum. Çok disiplinliyim.

HAYATI KENDİMCE YAŞIYORUM

* Rolünüze nasıl hazırlanıyorsunuz?
Öncelikle karakterle empati kurarak... 'Ben olsaydım ne yapardım' diye düşünüyorum. Bir de gerçekçi hikayeleri çok seviyorum. Rolüme kendimden de bir şeyler katmam gerekiyor çünkü o karaktere hayat veren benim. Empati kurarak bir karakter yaratmaya çalışıyorum.

* Proje seçimini yaparken bu kriterlere de dikkat ediyorsunuz öyleyse...
Tabii, gerçekçi olmasını istiyorum mümkün olduğunca. Ben seçilenim aslında. Yani önce beni seçiyorlar, projelerini gönderiyorlar ve ben de içlerinden en iyilerini seçmeye çalışıyorum. Seçimlerimiz çok önemli bu işi yaparken. İlk başladığınız zaman bazı şeyler şans olabiliyor ama sonra kendi seçimlerinizle ayakta kalıyorsunuz.

* Ünlü olmak hayatınızda neleri değiştirdi, hayatınızdan memnun musunuz?
Hiçbir şey değişmedi hayatımda. Beni çok daha fazla insan tanıyor sadece. Sokağa çıktığım zaman tanımadığım insanlarla oturup sohbet edip, konuşup, birbirimizin gözlerinin içine bakıp gülümseyip, merhabalaşıyoruz.

* Nasıl bir his hayranlarınızla konuşmak? Herhalde hoşunuza gidiyordur?
Tabii ki mutlu oluyorsun. Benim hayatımda bir şey değişmedi, ben yine yaşamak istediğim hayatı kendimce yaşıyorum. Nerede ne yapmak istiyorsam yapıyorum, nerede oturmak istiyorsam oturuyorum. Kalabalığa da karışıyorum, tramvaya da biniyorum. Ben sadece işimi düzgün yapmaya çalışıyorum. Hayatımda hiçbir şey değişmedi, sadece daha fazla tanınıyorum, o kadar.

ACELECİLİĞİMİ SEVMEM

* Kendinizde en çok sevdiğiniz ya da sevmediğiniz özellikler neler?
İnsan kendini nasıl anlatır ki, bilemiyorum. Benim sevmediğim özelliğim aceleciliğim. Her şey çabuk olsun, hızlı olsun ve her şey düzgün olsun, mümkünse bir şey eksik olmasın isterim. Çok titizim; bu benim ailemden gelen bir özellik. Annem de çok titiz bir kadındır, ben de öyleyim. Çabuk sinirlenebiliyorum. Ama çabuk sönüyor. En sevdiğim özelliğim ise kin tutan biri olmamak. Kimseye karşı kin beslemem...

* Oynamayı çok istediğiniz bir rol var mı?
Böyle bir kısıtlamam ya da tercihim yok. Gerçek olan, bu hayatta var olan ve bana da bir şeyler katabilecek karakterleri oynamak isterim.

* Tiyatro alanında çalıştınız mı?
Çocuk oyunları yaptım.

* Devamı gibi bir proje var mı?
Sonuçta tiyatro, oyuncunun er meydanıdır. Projeler geliyor fakat sadece ona yönlenmem gerektiğine inanıyorum. Diziye başladığımızda gelen teklifler oluyor. Ben haftada dört-beş gün dizi için çalışırken oyunun ezberi ya da provalarıyla ilgilenmek ve bunları düzenli yapabilmek mümkün olmuyor. Önemli olan elimde öncelikle var olan işi düzgün yapabilmek.