kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 21 Temmuz 2008, Pazartesi
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
ABC
HASAN BÜLENT KAHRAMAN

Türkiye'nin son bir yılı

Geçen yıl 22 Temmuz günü sandıktan çıkan sonuç olayları soğukkanlılıkla ve sosyopolitik gelişmelerin ışığında değerlendirenler için şaşırtıcı değildi. Oysa seçimlerin galibi AKP, Türk siyasetinin yapısal olarak diğer kutbunu meydana getiren güç odakları tarafından 'sistem dışı' diye görüldüğü için bu sonuç dikkate alınmadı, değerlendirilme dışı bırakıldı ve Türkiye son bir yıldır yaşadığımız sayısız olumsuz gelişmeyle karşı karşıya geldi. Genel bir toparlama içinde AKP nedir, nereye gelinmiştir sorularını yanıtlayalım.

1. AKP bir tesadüf değildir. AKP bir gecenin içinde ortaya çıkmamıştır. Uzun tarihini Türk Sağı ve AKP isimli kitabımda anlattığım için burada bir kez daha 1960'lara gitmeden sadece yakın tarihe değinecek olursam AKP'yi doğuran ideoloji ve politik pratikler 1991 parlamentosundan başlayarak toplumu etkilemiştir. 1994 seçimlerinde gene aynı politikalar yerel yönetimlerde, üstelik bir daha geriye gitmeksizin, iktidar olmuştur . 2002 seçimleri Türk halkının 1990'lardaki siyasetin kötü yönetiminden intikam almasıydı ve bu tepki AKP'yi iktidara taşıdı.
2. 2007 seçimleri bir genel koalisyondu . 2002-2007 arasında Türkiye'nin iyi yönetilmesine karşı halkın AKP'ye verdiği bir ödüldü. Sadece ekonominin o dönemde gösterdiği performans bile bu sonucu öngörüyordu. Bu ve benzeri algılamaların gücü Karadeniz'in de Güneydoğu'nun da bu parti etrafındaki koalisyona katılmasına yol açıyordu. Türkiye, ve emek çevreleri, Batı ve Batı dışı tercihlerden yana olanlar, kimlik kavramı etrafında politika yapanlar ile bir arada AKP'yi iktidara taşıdı. Bu özünde siyasetin siyaset içinde çözülmesine dönük bir inancın dışavurumuydu.
3. İşler bu noktada çatallaştı. Türk siyasetinin yapısal olarak siyaset dışında kalan güç odakları bu gerçeği algılamak istemedi. Dışlama süreci Nisan 2007'de başlamıştı. Seçimden sonra devam ettirildi. AKP, bürokrasi ve militarizm ekseninde sistem dışı bir parti olarak görüldü. Yukarıda değindiğim güç odakları AKP'nin sistemle uzlaşan ve sistem dışına kaçmış unsurları sisteme dahil eden bir politik aksiyon ve örgüt olduğunu biliyordu ama görmezden geldi.
4. Bu anlayışın temelini gene yukarıda değindiğim kitapta çok uzun boylu anlattığım şekilde sınıf savaşları oluşturuyordu. Türkiye ' köylü savaşları'ndan ' burjuvazi savaşları'na geçmişti. Anadolu sermayesi kentsel sermayeyle yer değiştirmek istiyordu . Bu öteden beri alttan alta sürdürülen bir mücadeleydi. Küreselleşme bu defa Anadolu'nun lehine işlemişti. Anadolu ilk defa üretim yapıyordu. Metropolde yaşayan burjuvazi 2002-2007 arasında elde ettiği olağanüstü kazancı dahi yok sayarak üstüne gelen bu yeni kuvvetten ürktü ve AKP'nin bir başka partiyle aşılabileceğini sanarak daha 2004'ten başlayarak bu partiye karşı kuvvet ve strateji örgütlemeye, bu yönde ittifaklar kurmaya gitti.
5. AKP ise bu dönemde kendisine dönük gerginlik politikasının ateşine benzin döktü . Cumhurbaşkanlığı seçimi, başarılamayan Anayasa değişikliği, Kürtlerle ilişkiler, türban konusundaki adımlar başta olmak üzere büyük dönemeçlerde çok ciddi hatalar yaptı. Hepsinden önemlisi laiklik konusunda toplumun yüzde 45'inin dile getirdiği endişeleri dikkate almadı. Nötralizasyon anlamında değil politik koalisyonları sürdürmek anlamında çok daha uzlaşmacı bir politika izleyebilirdi AKP. Bunu yapmaması büyük bir hatadır.
Bugün Türkiye kutuplu bir siyasetle bölünmüş durumdadır. İktidar partisi kapatılma tehdidiyle yaşamaktadır. Buradan ancak yeniden siyaset üreterek çıkılabilir. O yönde en büyük görev de AKP'ye düşmektedir . Bu ise bir erken seçim ve yeni bir anayasa demektir!