kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 21 Haziran 2008, Cumartesi
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
ABC
GÜRCAN BİLGİÇ

Pes etmeyen mucize adamlar

Futbolcularımız sahaya koşarak değil, yarattıkları mucizelerin omuzlarında çıkıyordu. Hırvatların Avrupa'nın tüm devlerine meydan okuyarak geldikleri noktaya, kalplerini koyarak geldiler. Ve dünkü 90 dakikada "mucizeyi" kulübede, gerektiğinde kullanmak üzere oturtuyorlardı. Maçı dengede tutmak ilk plandı.

BİZDEN FARKLARI YOK
Önceki üç maçta da olduğu gibi yine takım düzenimiz, ilk onbir dizilişimiz, görev anlayışımız değişmişti. Bunda sakatlıkların ve cezalı oyuncularımızın da etkisi vardı. Hamit ve Tuncay orta saha oynuyorlardı. Çıkana kadar Kazım'ın, ve maç içinde Nihat'ın ne oynadığı belli değildi.
Bu kez gözü kara olmak yerine, 'düşün-taşın' aktivitesi içindeydik. Kontrollü oynuyorduk. Hırvatların bizden farkı neydi? Yoktu kısacası. Onların gözünde korku dağları, "Aman bir yanlışlık olmasın" hesapları vardı. Geriden gelip, kazanmayı başaranların son kurbanı olmamak adına, biraz da riske girmeden oynamayı tercih ettiler.

KULÜBEDEKİ 'MUCİZE'
Ama 90 dakikayı damgalayan direkte patlayan bir pozisyonları ve Rüştü'ye takılan müthiş bir frikikleri vardı. Biz Mehmet Topal'ın 35 metreden gönderdiği füze ile avunduk. İkinci pozisyonu arayıp bulamayıp, yine avunduk. Semih'in oyuna girişi, geç gelen bir doğruydu.
Aslında Semih'in kulübede oturan 'mucize' olduğunu öğrenecektik ilerleyen dakikalarda. Uzatmaları yine elimizde tutup, rakibe açık vermeden oynamaya çalışırken, 119'da öne geçti Hırvatlar. Yere yıkılan arkadaşlarını Hamit ile Tuncay kaldırmaya çalışıyordu. "Durun, daha bitmedi" diyecek kadar çılgınlık vardı kafalarında.

HEPSİNE HELAL OLSUN
Ve bunu 119. dakikada gelen golün sevincini şimşek hızıyla yaşayan şımarık teknik adam Bilic'in cebine, aynı hızla sokacak kadar da ileri gittiler. Çek maçını yorumlarken, "Bizim alnımıza yazılmış bir yolumuz, dualarımızla kutsanmış bir de formamız var" demiştim. Kucaklanmayı böylesine hak eden, böylesine alınlarından öpülesi bir takımımız var. Onlar 'pes' etmiyorlar. Onlar, 'mucize' adamlar. Onlar bizim takımımız.
Hepsine helal olsun.