kapat
   
SABAH Gazetesi
 
    Yazarlar
    Günün İçinden
    Ekonomi
    Gündem
    Siyaset
    Dünya
    Spor
    Hava Durumu
    Sarı Sayfalar
    Ana Sayfa
    Dosyalar
    Arşiv
    Euro 2004
  » Günaydın
    Televizyon
    Astroloji
    Magazin
    Sağlık
    Cumartesi
    Aktüel Pazar
    Otomobil
    Sinema
    Çizerler
Bizimcity
Sizinkiler
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
Ne klasik ne dünya müziği 'This is Fahir's Music'
Ne klasik ne dünya müziği 'This is Fahir's Music'
'Beni ne etkiliyor ona bakıyorum'

Ne klasik ne dünya müziği 'This is Fahir's Music'

Fahir Atakoğlu için statü hiç önemli değil... Ünlü piyanist, "Müzik için varım. Koysunlar bir piyano bana, üzerime ışık bile vurmasınlar, ben yeter ki çalayım" dese de, albümleri ABD'deki bazı müzik marketlerde 'Fahir's Music' ismi verilen özel standlarda satışa sunuluyor.

Merakla beklenen Rumelihisarı Konserleri'nin bu yıl ağırlayacağı enönemli konuklarından biri Fahir Atakoğlu. 'Sarı Zeybek', 'Demirkırat','Yükselen Bir Deniz' gibi önemli belgesellerin müziklerine imza atanAtakoğlu, şu sıralar Can Dündar'ın kaleme aldığı 'Yüzyılın Aşkları' ad-lı belgeselin müziklerini hazırlıyor. 'Sarı Zeybek', 'Gözyaşı', 'Dargın De-ğilim', 'Demirkırat', 'Miniatürk', 'Orient', 'Yeşil Ada', 'Fikriye', 'Beyoğ-lu', gibi önemli besteleri olan Atakoğlu'nun yeni projeleri arasında,ABD'de biri müzikal diğeri tiyatro oyunu olmak üzere iki çalışma yeralıyor. Önümüzdeki yıldan itibaren konserlerine görsel öğeler de katma-yı planlayan Atakoğlu, dünyanın en önemli müzisyenlerinden AnthonyJackson, Cliff Almond, Ernie Watson ve Charlie Haden ile birlikte biralbüm hazırlığında... Temmuz ayı başında Açıkhava'da Nilüfer ile birlikte konser verenAtakoğlu için konserin ilginç bir anısı oldu... Şanssızlık o ki, konserinortasında piyanonun pedalı yerinden çıktı... Atakoğlu o an sahnede his-settiklerini şöyle anlatıyor: "Aklıma ilk on saniyede 'acaba piyanonunaltına girsem ve taksam' diye bir düşünce geldi. Ama haydi dedim yap-mayayım... Nilüfer 'Senin pedala mı ihtiyacın var Fahir" dedi ama ben"Birini çağıralım da baktıralım desin diye bekliyordum"...

* Cemal Reşit Rey'in öğrencisi Fahir Atakoğlu müziğe nasıl başladı, eğitimini nerede tamamladı?
Özel piyano dersleri alıyorum, yazıyorum çiziyorum o zamanlarda... Eski bir piyanom vardı. Anneme yalvarmıştım yeni bir piyano alalım diye. O eski akortsuz piyano gitti ve yerine yenisi geldi. 7-8 yaşlarındaydım. Odama koydular o piyanoyu ve bir daha odamdan çıkmadı. Müzik hocam Muzaffer Uz, ben Lise 1'e giderken dedi ki, "Seni Cemal Reşit Rey ile tanıştırayım, bundan sonraki yolun o olmalı". "Ne yazıyorsun, çiziyorsun anlat bakalım" dedi. "Piyano parçaları yazıyorum, beste yapıyorum, betimlemeler yapıyorum, her okuduğumu gördüğümü müziklendiriyorum" dedim. Rey'den ilerleyen zamanlarda piyano ve kompozisyon dersi almaya başladım. Hayat bilgisi gibiydi o dersler. 79 yılı sonunda Londra'ya gittim. Croydon College'da eğitim aldım. Oradaki stüdyolara girdim, orada bir prodüktörle çalıştım. Güney Londra Caz yarışmasına katıldım ve ikinci oldum... Çok değişik deneyimlerim de oldu. Örneğin Wam' diye bir topluluk vardı. George Michael'ın da aralarında olduğu. Onlara çalmıştım. Şans eseri girdiğimiz bir stüdyonun birinde biz, diğerinde o çalışıyordu. George Michael Yunan asıllıdır. Aramızda öyle de bir yakınlık olmuştu. O zamanlar çok çalışan, çok uğraşan insanlardı bakın şimdi nerelere geldiler... Biz de geldik işte... 1984'te Türkiye'ye geldim ve Sezen Aksu ile birlikte çalışmaya başladım.

ŞARKIYI ANLATMAK GEREK
* Döndükten sonra Alinur Velidedeoğlu ile tanışmış, sonra bilinen ve akıllarda kalan reklam müziklerine imza atmışsınız. Bonibon bunlardan biri...
Alinur ile Kartopu'yu yaptık. Türkiye'de ilk yaptığım cingıl odur. Bonibon da var. Cingıl stüdyosuna kendimden bir şey yapmak için ilk kez Alinur'la girmişimdir. Bunun dışında Garo ile askerlik dönemimde kaçıp kaçıp hafta sonları kayıtlar yapıyorduk. O zaman İngilizce sözler yazıyordum, şarkılar yapıyordum. Şarkılarımı söylerdim de. Ama sonradan anladım ki, notayı doğru okumak şarkıcılık demek değil. Kelimeleri hissetmek gerek... Çoğu kişi seslendiriyor şarkıyı. Şarkıyı anlatmak lazım. İyi şarkıcı o oluyor. Sezen'e, Mazhar'a, bir Sertab'a, bir Nilüfer'e, Aşkın Nur Yengi'ye, Levent Yüksel'e baktığımız zaman öyle bir özellik var...

MÜZİK BİR OYUN
* İnsanlar piyanist denince grantuvalet dinlemeye, hatta 'uyumaya' gittikleri, suratsız birini şekillendiriyor kafalarında. Fahir Atakoğlu müziğini verirken gülüyor, kendinden geçiyor, yerinde bile oturamıyor. Müziğinizi verirken ne hissediyorsunuz, nasıl bir coşku bu sizinki?
Diyorsunuz ya suratsız çalıyorlar diye, belki de çok fazla ciddiye alıyorlar... İngilizce'de 'Play music' tanımı iki anlam ifade eder. Play, çalmak demek ama aynı zamanda ikinci anlamı da oynamaktır. Müzik bir oyun. Bir gün biriyle çalabilirsiniz özel bir şey hissedersiniz, başka biri gelir o melodiyi başka türlü çalar. Bunlar olduğu zaman çok heyecanlanıyorum. Üzüldüğüm anlar da var. İçimde ağlıyorsam onu tabii ki sahnede de yansıtıyorum... En son Sertab'la Lal'i söylerken ağlamıştım.

* Sertab Erener ve Nilüfer ile birlikte konser verdiniz. Tek başına sahne alıp tüm bestelerinizi çalmak yerine neden yanınızda bir sanatçıyla birlikte olmayı tercih ettiniz? Bunu dinleyenleriniz mi istiyor?
Sertab ve Nilüfer benim eserlerimi paylaştığım insanlar. Bir de birlikte sahnede olduğunuzda farklı bir duygu yakalıyorsunuz. Ki Sertab'ın başka bir yeri var benim için. Çünkü o ilk kez stüdyoya benim cingılımla girdi. Sertab'ın o zamanlar evli olduğu Aykut arkadaşımdı. 'Eşimin çok güzel sesi var' demişti ve cingılla başlamıştı. Altını çizerek söylüyorum bugünlere gelmişse haketmiştir. Nilüfer'le ise ilk kez bu sene Açıkhava'da ve Antik Tiyatro'da iki konser verdik.

* Nilüfer'in yeni Kayahan'ı gibi bir söylenti vardı sizin için...
Alakası yok. Kayahan varken de ben Nilüfer'le çalışıyordum. Ama Kayahan şarkı yazarıdır. Ben besteciyim. İkimizi kimse aynı kefeye koyamaz. O güzel bir şarkı yazarıdır. Başka bir yönde müziği icra ediyor. Ben beste yapıyorum, söz yazamam mesela...

* Harbiye Açıkhava'da Nilüfer ile sahne aldığınız akşam, bir talihsizlik oldu ve piyanonun ayağı kırıldı. Ecel terleriyle mi bitti konser? Nilüfer, "Senin pedala ihtiyacın mı var Fahir?" dedi ama...
Kırılmadı, ayağı yerinden çıktı. Ama dediğiniz gibi yanlış anlaşıldı, kırıldı sanıldı... Başkasının da başına gelebilirdi. Piyanonun pedalı, çaldığınız notanın kalmasını sağlıyor. Yani nota uzuyor... Çok önemli bir piyanist için yani... Ne yapacaksın? Konserin ortasındasın... Aklıma ilk on saniyede 'acaba kalkıp ben mi yapsam, piyanonun altına girsem ve taksam' diye bir düşünce geldi. Denesem takacağım ama haydi dedim yapmayayım. Notaların kalması için kasmışım kendimi sonra ağrılar hissettim kollarımda... Nilüfer öyle söyledi ama ben 'birini çağıralım da baktıralım' desin diye bekliyordum...

YENİ BİR ALBÜM HAZIRLAYACAK
* Şu anki projeleriniz neler, şu an neler var, yakın gelecekte neler olacak?...
Cemil Ağacıklıoğlu adlı fotoğrafçı bir arkadaşımın hazırladığı kısa filmin müziğini yapıyorum şu an. Amerika'da biri müzikal olmak üzere iki tane tiyatro müziğim var. Bir tanesi BAPA (The Bachelor of Arts in Performing Arts) adlı kuruma hazırladığım Yunan mitolojisi hakkında bir beste olacak. Diğeri ise bir müzikal. Geçen yıl caz festivalinde Anthony Jackson ve Cliff Almond'la beraber çalıştım. Bunlar kendi alanlarında çok önemli insanlar. Ernie Watson ve Charlie Haden geldi İstanbul'a. Dünyada en iyilerdendir bu isimler. Onlarla bir albüm yapacağım. 'Ağır Roman'ı yaptık, 'Nefes Nefese' ve 'Şahmeran' diye iki proje daha var. Koreografisini Aysun Aslan yapacak. Libretto'sunu yazdı bu ikisinin. Şimdi onun balesini yapacağız. Ama klasik bir baleden ziyade Broadway tadında olacak...

* Amerika'da sizi bir Türk müzisyen olarak mı görüyorlar, dünya müziği yapan bir müzisyen olarak mı?
Endüstri sizi bir rafa koymak zorunda. Ben klasiğe de giriyorum, dünya müziğine, sadece Türk müziği için açılan raflara da... Bir müzik markette benim albümlerimin bulunduğu standın başında 'Fahir's Music' yazdıklarını görmüştüm.

Sezen BAŞARAN

DİĞER GÜNAYDIN HABERLERİ
 Ebediyete giden yolda dünyevi bakım hizmeti
 'Sadece göbek atarak sabah programı olmaz'
 Nerede hata yaptınız?
 Üç boyutlu çerezlik
 Bu kitap kadınlara güzelliği vaat ediyor
 Antik kentte zeytinyağı üretilecek
 Anadolu'ya Avrupalı ve Uzakdoğulu akını var
 Xasiork geri çekildi
ESRA CEYHAN
Sesli kirlilik: Gürültü
Neler çekiyorum bilmiyorsunuz.
GÜLSE BİRSEL
Bodrum'un (yeni) sırları!
Sevgili okuyucum,...
AYŞE TÜTER
Meyveli tavuk göğsü
Unu tencereye koyun. Kısık ateşte...
REFİK DURBAŞ
Geçen Yaz Viyana'da
İlk kez gidilen bir şehirde gün...
Masa başındaki risk
Masa başındaki risk
Felçin habercisi olabilecek boyun, omurga, kol ve bacaktaki ağrılar...
Kendinizi yenileyin...
Kendinizi yenileyin...
Araştırmalara göre, kendisine özen gösteren bayanların daha mutlu ve...
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Aktüel Pazar | Sarı Sayfalar | Otomobil | Dosyalar
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.