kapat
14.01.2002
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
banner
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 PAZAR SABAH
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 

Çıplaklardan bıktım

Yeni çıkmış popçu ve pompalanmış çıplak mankenin şöhreti beni rahatsız ediyor. Onlara star muamelesi yapmaktan usandım"diyen Erol Atar tası tarağı toplayıp memleketine döndü. Artık sadece birinci sınıf sanatçılar ve siyasetçilerle çalışacak
Fotoğraf denince Türkiye'de akla gelen ilk isimlerden biri Erol Atar. 35 yıllık meslek hayatında çalışmadığı star yok gibi. Çektiği fotoğraflar her zaman konuşuldu. Her zaman taklit edildi. Erol Atar geçtiğimiz günlerde iş hayatıyla ilgili radikal bir karar aldı. Yeni yetme şöhretlerin kaprislerinden bıktığını söyleyen fotoğrafçı, İstanbul'daki ofisini asistanlarına devredip, memleketi İzmir'e taşındı. Artık 'abi' olduğunu, bundan böyle sadece birinci sınıfı yıldız ve siyasetçiler için kamera arkasına geçeceğini belirten Atar'a bu kararının nedenlerini sorduk. Tüm samimiyetiyle yanıtladı:

"Mesleği bırakmış değilim. Sadece İstanbul'daki işlerimi asistanlarıma emanet ettim. Bu karar almamın sebebi 'çıplakların fotoğrafçısı' olarak anılmak. Çıplak kelimesinden nefret eder duruma geldim. Çünkü ben sanat yapıyorum. Dekolte kullanıyorum. Artık yeni çıkmış manken ve popçunun pompalanmış şöhretiyle uğraşmak, onlara star muamelesi yapmak beni rahatsız ediyor. Birkaç kuruş için kendimi buna zorlayamam. Bir liste hazırladım. Sibel Can, Hülya Avşar, Seda Sayan, Gülben Ergen, Seren Serengil, Bülent Ersoy, Muazzez Ersoy, Muazzez Abacı, Orhan Gencebay. Artık sadece onlarla çalışacağım."

Beni Zeki Müren ve Turgut Özal meşhur etti
Babam fotoğrafçıydı. O felç geçirince, mecburen patron koltuğuna oturmak zorunda kaldım. Daha sonra Ankara Sanat Tiyatrosu'nda kulis fotoğrafları çekmeye başladım. Farklı açılardan değişik ışıklarla çektiğim fotoğraflar herkese enteresan gelince fotoğrafçılığa ısındım. Sonra da 'madem ben bu işi yapacağım, adam gibi yapmalıyım' dedim. Ankara'da fotoğrafçılık yaparken, Paris Kuaför'ün sahibi Hakkı ağabeyimiz, bir gün, 'Pazar günü stüdyoyu açar mısın?' dedi. 'Kim gelecek' diye sordum, 'sürpriz' dedi. Bir de baktım Zeki Müren... Elim ayağım birbirine dolaşarak çektiğim fotoğraflar gazetelerde çarşaf çarşaf yayınlanınca Zeki Müren, sanatçı dostlarını bana göndermeye başladı. Türkiye beni o Zeki Müren fotoğraflarıyla tanımıştır. Daha sonra da zaten İstanbul hayatım başladı. Zeki Müren'den sonra hayatımı değiştiren ikinci isim, Turgut Özal oldu. Onun fotoğraflarını çektikten sonra politikacılar da, fotoğraf çektirmek için bana gelmeye başladılar.

Hülya oldum olası şımarık
Hülya Avşar oldum olası şımarıktı... Ama şımarıklık ona yakışıyor. Ayrıca Hülya işinde çok ciddidir. Çünkü sinema terbiyesiyle bugünlere gelmiş. Şarkıcılık terbiyesi ayrı, sinemacılık terbiyesi ayrıdır. Sinemadan gelen bir kadına dersin ki sabah çekim var, istediğin saatte hazırdır, şarkıcıyı hayatta kaldıramazsın.

Ajda'dan yeni sürprizler bekleyin
Ajda Pekkan en uzun süredir çalıştığım sanatçılardan biri. Bu aralar bir sıçrama yapması gerekiyordu ve Şamdan'da yayınlanan fotoğraflarla bu sıçramayı yaptı. Ajda Pekkan ufak düzeltmelerle kendini güzelleştirebilen bir kadın. Eskiden kendine güvensizdi ama bu kez çok kararlı bir kadın gördüm karşımda. Önümüzdeki haftalarda çok enteresan, çok iddialı yeni fotoğrafları çıkacak ve herkes çok şaşıracak.

Hep geç kalır
Bülent Ersoy'un ritmine bir türlü ayak uyduramam. Geç kalma hastalığı var. Öğleyin 12'de söz verir, gece 23'de gelir. Randevu verdiği saatte gitmem stüdyoya, çünkü bilirim ki söylediği saatte gelmeyecek.

Seda büyük bir hata yaptı
Bana gelen söz dinleyecek, dediklerimi yapacak. Yalaklığa tahammülüm yok. Menajerleri, kuaförleri de istemem çekimde. Onlar sanatçıyı yanlış yönlendirebiliyorlar. Mesela danışmanları Seda Sayan'a, seni Marilyn Monroe yapalım demişler. O da uymuş. Bence çok büyük bir hata. Hiç hoş olmadı.

Kendisiyle barışık değil
Yıllardır Seren'le çalışırım. Kendinden hoşnut olduğunu hiç görmedim. Kendini hep kilolu, alaturka bulur. Ağır makyaj yapar. Seren'le çalışırken, karşısına bir ayna koyarım, bakıp poz verir.

Dilara ÇAM



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır