kapat
14.01.2002
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
banner
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 PAZAR SABAH
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Şampiyonluk rüya değil!

Daum "rüya" diye diye, takımını gerçek şampiyonluğun kızgın potası içine sokuverdi.

Büyük hatalar yapılmaz, talihsizlikler üşüşmezse, bu takım şampiyon olur!

Her şeyden önce, Beşiktaş'ın kadrosuna ve takım ruhuna bakmam bunu söylememe yetiyor.

Abartmak huyum değildir; elbette Nihat'ın gidişinin yaratacağı eksiği biliyorum.

Kaleciler konusundaki "bilinmezliğin" kabak tadı verdiğini de biliyorum.

Mart'taki kongrenin takıma yapacağı etkileri de hesaba katıyorum.

Daum'un hâlâ "transfer" diye bağırdığını ve ortalığın bir türlü süt liman hale gelemediğinin de (zaten bundan umudumu kestim!) farkındayım.

Ama geçen yıllarla kıyasladığımda görüyorum ki, Beşiktaş'ın fazlası çok, eksiği az...

Beşiktaş yedekleriyle bile hazır ve kaliteli bir takım.

Şampiyonluğun skorla ve üç puanla geldiğini göz önüne alırsak, Beşiktaş'ın kaliteli gol ayaklarının hem taraftara hem de takıma güven verdiği böyle bir dönemin uzun zamandır özleminin çekildiğini de kabul etmeliyiz.

İlk yarıda takımın benim tarafımdan da, öteki yorumcular tarafından da en çok eleştirilen adamı Baya'nın aynı zamanda asist kralı olması sözünü ettiğim takım formunun en açık örneği...

Kohl patırtısız gürültüsüz biçimde koşan, çekişen, hırslı birtakım yarattı.

Sinan Engin insani konulardaki eksiği gediği tıkamaktaki becerisini dosta düşmana kabul ettirdi.

Daum bir taraftan akıl almaz problemler üretmesine karşın, 10. haftada düş kırıklıkları içinde olan bir takımı derleyip toparlamasını bilerek iyi bir teknik direktör olduğunu bir kez daha gösterdi.

Demek ki, hedef şampiyonluk ve bu asla rüya değil!

***
Ayrıca unutulmamalı ki, lig şampiyonunun belirlenmesinde sadece alınan puanlar değil, rakiplerin kaybettiği puanlar da büyük rol oynuyor.

Ne demek istiyorum?
Şimdi ikinci yarı başlarken rakiplerinin içinde yüzdükleri "dertler" nedeniyle de, şampiyonluk mücadelesinde Beşiktaş'ın şansının yüksek olduğunu söylemek istiyorum.

Galatasaray Avrupa'da üst üste çok güçlü ve hem zihin hem de fiziksel bakımdan yıpratıcı rakiplerle oynayacak. (Galatasaray tam olarak toparlanıncaya kadar Beşiktaş Üsküdar'ı geçebilir! Unutulmamalı ki, Trabzon karşılaşmasından Galatasaray derbisine kadar yedi hafta var. Bu da önemli bir fikstür avantajı....)

Fenerbahçe'ye gelince, ilk haftalar iyi sonuçlar alınsa da, sezon ortasında teknik adam değiştirmenin olumsuz etkileri eninde sonunda ortaya çıkacaktır.

***
Önemli nokta şu: İkinci yarıda gelecek puan kayıpları bir felaket olarak değerlendirilmemeli...

Beşiktaş geçmiş yıllarda olduğu gibi, başarısız maçlara bakıp hemen "güzel ikincilikler"e gönül indirip yarıştan vazgeçmeye kalkmamalı!

Baya'yı anlamalıyız
Beşiktaş çok uzun süredir vazgeçilmez sanılan Ahmet Dursun'suz oynamadı mı?

Hatta Fevzi'ye bir türlü güvenemeyen Daum'a göre haftalarca "kalecisiz" oynamadı mı Beşiktaş?

Şimdi Zübeyr Baya üç dört maçta oynayamayacak diye kopan gürültüde hem tuhaflık var, hem de biraz ayıp oluyor?

Nasıl mı ayıp oluyor?

Inter'deki Emre veya Okan'ın Aston Villa'daki Alpay'ın Milli Takım'a çağırılınca "Ben teknik direktörüme söz verdim, o yüzden gelmeyeceğim" dediklerini düşünün bir!..

Nasıl ortalık karışırdı.

Nasıl "vatana ihanet" türünden laflar, "milli görevden kaçmak" yorumları peş peşe sıralanırdı, bir düşünün!

Biraz sakin olmak gerekiyor Baya konusunda...

Önce kendimize bakmak., sonra Baya'nın yaptığını değerlendirmek yolunu seçmeliyiz.

Hani Baya "Tunus'un gözbebeği"ydi...

Eğer öyleyse, bu futbolcunun ülkesinin önemli maçlarına gitmesini de anlamak gerekir.

Profesyonellik konusuna gelince, bu konuda sözleşmelere sokulmuş maddelerin pek de geçerliği yok, bunu da bilelim. Futbolcunun kulübü bırakmadığı için Milli Takımı'na gelmemesini kendi federasyonu gurur sorunu yapar da FİFA'ya şikayet ederse; kulüp kaybeder, federasyon kazanır...

Lorant disiplini
Fenerbahçe üzerine haberlerde kullanılan dil ve mantığın Fenerbahçe taraftarını hafife aldığını düşünmeye başladım.

Beyler, F.Bahçe taraftarı aldı başını gitti, (arada bir internet sitelerine bakın bari!) sizse yerinizde sayıyorsunuz!

Werner Lorant Alman olduğu için disiplinliymiş!

İngiliz, İtalyan olsa disiplinsiz mi olacak? Zeman'ın disiplinini tefrika yapan siz değil miydiniz?

Bunlar boş laf ve demode işler...

Lorant'a da yazık olacak ve asıl yapmak istediği anlaşıla- mayacak bu gidişle!



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır