kapat
14.01.2002
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
banner
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 PAZAR SABAH
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Irak oyunu..

Amerika Saddam'ın mutlaka devrilmesini istiyor. Aksi halde terör operasyonunun yarım kalacağını düşünüyor.

Washington Afganistan operasyonuna başlarken Avrupalı ortaklarını işbirliğine çağırdı. Mırın kırın görünce tek başına işi bitirdi.

Ama Irak Taliban rejimi gibi değil.

Burada savaşın bedeli daha ağır olacaktır.

Ve Bush yönetiminin mutlaka Türkiye'ye ihtiyacı var.

Ecevit'in Washington'u ziyareti sırasında bu işbirliği, Türkiye'nin ekonomik beklentileri şantaj konusu yapılarak dayatılmayacak, sabırlı bir diplomasi izlenecek.

Türkiye, şartlarını kendi koyduğu bir oyunda müdahaleci taraf durumuna kendiliğinden düşecektir. Hesap bu..

Ankara, Irak'ı üçe bölen bir sonuç doğmamasını şart koşuyor. Saddam arkasında bir Şii devlet (Güney) ve bir Kürt devleti (Kuzey) asla bırakmamalı.

Bir de Körfez Savaşı'nda 40 milyar dolar kayba uğrayan Türkiye, benzer bir ekonomik fatura ile karşı karşıya kalmamalı.

Ankara'nın kaygılarını haksız bulmadığı için ABD tarafı Ecevit'e "Müdahale nedenlerini ortadan kaldıracak uzlaşmaya Saddam'ı siz razı edin" diyecek.

Türkiye bu çabalara önceden talip olduğu için öneriyi reddetme imkânına sahip değildir.

Irak, BM kararlarına uymuyor ve silâh gözlemcilerini ülkeye sokmuyor. Bu durum, Saddam'ın kitle imha silâhlarını üretmeye devam ettiği şüphesini arttırıyor. Ve ABD, teröristler eliyle bu silâhların kullanılacağı korkusuyla tehdide son vermek istiyor.

Washington, değil Türkiye'nin uyarısı ile, hiç bir koşulda Saddam'ın uzlaşmaya razı olmayacağından emin olduğu için Ankara'nın bu aracılık rolünü üstlenmesini istiyor görünecektir.

Amaç bir yandan Türkiye'ye "Günah benden gitti" dedirtecek bir rahatlığı kazandırmak, ama asıl Saddam tehdidine karşı bu sayede bizi taraf hale getirmektir.

Türkiye, Irak'ı hedef alan bir askeri operasyonun bu yıl gerçekleşeceğini hesap ederek politikalarını örmelidir.

Lider sultası..
"Reform yasalarını liderler sultasına mı borçluyuz?"

Murat Yetkin dünkü yazısında böyle sormuş ama aslında "Borçlu değil miyiz?" demeye getiriyor. Doğrudur..

Üç yıl bile dolmadan bu meclis 353 yasa ve Anayasa değişikliği yaptı.

Türkiye bu çapta temizlik ve düzeltmeyi sadece askeri darbe yönetimlerinin baskıcı sessizliğinde yapabiliyordu. Reform niteliği ağır basan bu yasalar şimdi şikâyet ettiğimiz "lider sultası" sayesinde çıktı.

Bu durum, "şerden çıkmış hayır" olarak talihin hoş bir cilvesi sayılabilir ama asla "lider sultası"nı sevmemizin ve değiştirmekten vazgeçmemizin sebebi olamaz.

Lider sultasını ilk kez hayra kullanmaları, koalisyon liderlerinin sevabı ve onurudur.

Ama siyasetin geleceği, elli yılda bir görülen bir istisnaya endeksli kalamaz.

Meclis, doğruları lider baskısı ile değil, kendi aklı ve vicdanı ile gören bir çoğunluğa kavuşmalı. İmkân verilirse millet bunu yapar..

Lider sultasından beklediğimiz son hizmet, Seçim ve Partiler yasalarını değiştirmesidir!



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır