kapat
14.01.2002
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
banner
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 PAZAR SABAH
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 

İki çocuğun katilleri

Eminönü'nde çöken binanın enkazı altında kalıp ölen 2 çocuğun katili kim? Ailenin fakirliği mi? Çaresizliği mi? Yoksa o binanın çökmeden önce yıkılmasına izin vermeyen Anıtlar Kurulu üyeleri mi?

İstanbul'da o bina gibi binlercesi var... Yalnız Beyoğlu'nda sahipsiz, yıkılma tehlikesi olan 300'ün üzerinde eski bina bulunuyor... Bunlar ne yıkılabiliyor, ne de yapılabiliyor...

Çünkü yıkmak isteyenlerin de, tamir etmeye girişenlerin karşısına Anıtlar Kurulu dikiliyor:

- Dokunamazsın!

- Neden?

- Çünkü o tarihi eser!

- Peki ne yapacağım?

- Röleve çıkaracaksın... Bize başvuracaksın.. İnceleyeceğiz ve aslına uygun olarak ya yeniden yıkılıp yapılmasına, ya da tamirine izin vereceğiz... Aksi halde mahkemeye gidersin... Tarihi eserlerle ilgili işlenen suçların tecili, paraya çevrilmesi de yok içeri girersin..

***
Röleve dediğiniz öyle kağıdı kalemi ele alıp herkesin çizip çıkaracağı bir şey olsa tamam... Uzmanını bulacaksınız en az 5-6 milyar liraya anlaşacaksınız... O yapının her noktasının fotoğraflarını çekecek... O yapının aslını çizecek... Kapı tokmaklarını, tavan kenarlarını, merdivenlerin kaç santim genişliğinde olduğunu çıkaracak... Sonra bu, bir dosya ile Anıtlar Kurulu'na sunulacak...

Anıtlar Kurulu'nda görev yapanların hemen hemen tamamı üniversitelerde öğretim üyeleri... Hepsinin işi gücü var... 10 günde bir toplanacaklar, ancak bir dosyaya bakacaklar... Sadece İstanbul'da bekleyen on binlerce dosya var... Yıllarca bekle ki sıra gelecek...

Ama hayat durmuyor... Projesi Anıtlar Kurulu'nda olan eski ve metruk eve gariban bir aile sığınıyor... Ev çöküyor, 2 çocuk ölüyor...

İstanbul'da aynı risk altında yaşayan en az 25 bin kişi var...

***
Dedenizden babanıza, ondan da size kalmış eski bir evde oturuyorsunuz... Kiremitler kırılmış, yağmur üzerinize yağıyor... Gelin görün ki; çatıyı aktaramazsınız.... Kırılan kiremitlerin yerine yenilerini koyamazsınız...

Eğer yanılıp bunu izin almadan yaparsanız yandınız! Cezaevine kapatılırsınız...

***
SON SÖZ: Sormak istiyorum: dünyanın neresinde korurken yok eden bir sistem var... Koruma adı altında yıkma öngörülüyor?

DoğalKAZ mıyız?
Doğalkaz yerine konulan İstanbullular, Ankaralılar, İzmitliler, Eskişehirliler, Bursalılar, ne oranda kazıklandığınızı, soyulduğunuzu anlamak istiyorsanız bir yıl önceki fatura ile bugünkü faturayı karşılaştırın... Ben yaptım, inanın şaştım...

Oturduğum apartmana 2001 yılı ocak ayında İGDAŞ tarafından 1 milyar 300 milyon liralık doğalgaz faturası gönderilmiş...

Bu yılın ocak ayında gelen fatura ise 4.5 milyar liralık.. Yani 3.5 misli daha fazla...

Enerji Bakanı ile Botaş Genel Müdürü'nün belediye başkanları ile yaptıkları kayıkçı kavgası beni ilgilendirmiyor...

Ben kombide yanan paralarıma acıyorum...

Nazım'a ihanet!
Kimse kusura bakmasın, biz millet olarak frene basmayı bilmeyiz... Eskilerin deyişi ile ifratla tefridi birbirine karıştırırız.. Yani "Vur" denildi mi öldürürüz!

Bunun son örneğini gazetelerde Nazım Hikmet'le ilgili çıkan haberlerde görüyoruz... Doğumunun 100'üncü yıldönümünde Nazım'ın şairliğinin büyüklüğünden sözedilmiyor... Şiirleri yayınlanmıyor...

Aşkları tefrika ediliyor... Büyük şairin ne kadar zampara olduğu hatırlatılıyor... Vera ile evliyken birlikte olduğu gizli sevgilisinin fotoğrafları basılıyor.. Onun hayatında iz bırakan 6 kadın sıralanıyor... Kısacası; Nazım Hikmet sevgi adamı değil, uçkuruna düşkün biri yapılıyor...

Yazık!

Nazım Hikmet tabii ki aşklar yaşadı... Tabii ki sevdi, sevildi.. Aksi olsa o şiirleri, o destanları kağıda dökebilir miydi? Bir sevgi insanı olmasa o kadınları sevebilir miydi?

Ama medyaya bakarsanız; Nazım Hikmet elinden uçanla kaçan kurtulan bir zampara...

O kadarcık!

Fıkra

Heykel
Yıllardır biri erkek biri dişi iki heykel yan yana parkta duruyormuş... Bir gün bir melek, "Sizler örnek ve iyi birer heykel olduğunu ispatladınız.. Bu yüzden ben de size özel bir hediye vereceğim.. Yarım saat için sizi canlandıracağım.. Bu süre içinde istediğinizi yapabilirsiniz" demiş...

Melek ellerini çırpar çırpmaz heykeller canlanmış, birbirlerinin ellerinden tutarak çalılıkların arkasına koşmuş... Çalılıklar sallanmış, kıkırdaşmalar, kahkahalar duyulmuş.. 15 dakika sonra ikisi de çalılıklardan çıkmışlar.. İkisinin de yüzünde geniş bir tebessüm varmış..

"15 dakikanız daha var" demiş melek, gözlerini anlamlı anlamlı kırparak...

Dişi heykelin yüzündeki tebessüm artmış ve erkek heykele dönüp seslenmiş:

"Harika! Ama bu sefer güvercini sen tut ben sıçcam kafasına..."

Kırmızı kart
Televizyon programında "Erkek kaçamak yaparsa çapkın, kadın yaparsa o.... olur, diyen İbrahim Tatlıses'e...

ALKIŞ
Osmanlı kalesini yıkan Suudiler'e "Kâbeyi de biz yaptık... Hadi onu da yıkın görelim" diyen Murat Bardakçı'yı kutluyorum...

Halkın sütunu

Karanlıktayız
3 Aydır elektriksiz oturuyoruz... Elektrik 48 saat geliyor, 72 saat gidiyor... Sebebini soruyoruz hava şartları olduğu söyleniyor.. Anlaşılan o ki; suçlu hava... Mağdurlar; bizler.. Eksik hizmet veren ise Elektrik İdaresi... Milenyumda olmamıza rağmen bizi karanlıkta bırakanların dikkatine sunuyoruz...

(Parlamenterler ve Jetkent

sakinleri...)

Hay ağzını ÖPEYİM!
Önemli görevleri alanların "Bırakır giderim" demesi devlet adamlığıyla bağdaşmaz... (MHP lideri Devlet Bahçeli)

DOĞRU SÖZ
Gözlerinizi hedefinizden ayırırsanız, engelleri görmeye başlarsınız...

Milli saraylarımızda bikinili kadınlar defile yapıyor.. Bu görüntüler saraya yakışmıyor... Bunun engellenmesi lazım... (Meclis İdare Amiri Ahmet Çakar)



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır