kapat
14.01.2002
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
banner
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 PAZAR SABAH
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Sanayi kabuk değiştirmeli

Yapı Kredi Genel Müdür Başyardımcısı Hasan Ersel, sanayinin katma değeri yüksek ürünlere yönelmesi gerektiğini söyledi. Ersel'in örnek ülkesi ise Brezilya...

Bir yılı geride bırakıp yeni bir yıla başladığımız bugünlerde ekonomik krizin hangi aşamasındayız? Nereden gelip nereye doğru gidiyoruz?

2002 yolu oturtma yılının ilki olacak. 2002'ye geldiğimiz noktada kabaca bazı eksiklikler olabilir ama yasal çerçeve oluşturulmuş. Artık kuralların nasıl uygulanacağı önem kazanıyor. 2001 bir anlamda zordu, 2002 de başka bir anlamda zor. 2002'de uygulamalara yönelik adımların nasıl atılacağı sorusu gündeme gelecek.

*Kim ne yapacak bu uygulama içerisinde? Kime hangi görevler düşüyor?

Bundan sonra siyasi otoriteden beklediğimiz, çıkardığı kanunları bozucu davranışlara girmemesidir. İkinci noktada ise bürokrasi var. Bürokratlar sonuçta 'böyle yap' diye talimat verilince öyle yapmak durumundalar. Ama sanayici, tüccar, küçük esnaf var. Onlara emir verilemez. O tarafa yönelmelerini sağlamak lazım. İşte orada iki şey çok önemli. Bir tanesi, bu politikaların saygınlığı, yani kredibilite sorunu. Bu iş bu yola gidiyor dersiniz, insanlar da bunu anlar ve oraya gider. Ama oraya gidiyor mu gitmiyor mu kuşkun olursa, durur. Durursa da reformlar istenen sonucu yaratmaz. Ben şu andaki kredibilitenin yeterli olmadığını düşünüyorum.

ASIL İŞ BUNDAN SONRA
Ayrıca uygulama anında bir çok problemler çıkacaktır. Farklı dertlere çözüm bulurken birini kayırıyormuş durumuna da düşmemek lazım. Mesela bankalarla ilgili bir düzenleme yaptığımızı düşünelim. İki bankanın ihtiyaçları farklı olabilir. İllaki tek reçete çıkartıp her bankaya aynı şey söylenemez. Şeffaflık sağlanabilir ve olay tartışılabilir ama bundan sonra bir dantel gibi çok ince işlerle uğraşılacak. Buralarda hata yapılması halinde işin rayından çıkabileceğini de unutmamak lazım.

* Bu uygulama sonunda ortaya nasıl bir ekonomik yapı çıkacak? Nasıl bir ekonomiye geçmiş olacağız? Dünyada nasıl rekabet edebileceğiz?

Şimdi yeni yapının benim gördüğüm en önemli tarafı, her birimiz için sıkıntıya düşersen "arkanda devlet var" olayının bitmiş olduğudur. Dolayısıyla sıkıntıya düşmemek herkesin kendisinde artık. Herkes kendi kararını doğru alacak ki, yürüyebilsin, sıkıntıya düşmesin. Fakat bunu istediğimizden çok emin değilim, problem orada. Bu geçiş nasıl sağlanacak. Çünkü bu geçişi karar alıcılar istemiyorlarsa, toplum pekala direnebilir, geçmeyebilir. Geçilmek istenen yerde herkesin daha iyi durumu olacağını gösterebilmek gerekiyor.

KATMA DEĞER YARATALIM
* Rekabetçi yapıya geçerken toplum katmanlarına düşen görev nedir? İç pazara satış kadar dış pazara satış yapılmalı mı?

Şimdi Türkiye'nin şu sorunu kafasında çözmesi lazım. Dünyada bir küreselleşme olmuştur, bu yaşanıyor. Bundan memnun olsak da olmasak da yaşanıyor. Burada Türkiye'nin çok ciddi bir zafiyeti var. Türkiye mal çeşitlemesi yapabilen bir ülke ama bir Brezilya da değil, madenden yolcu uçağına kadar şeyler yapamıyor. Katma değeri yüksek alanlarda ihracat yapmakta zayıf bir ülke. Bu, sanayinin yeniden yapılandırılmasını gerektiriyor. Bizim gibi bir ekonomide bu tür bir yeniden yapılanma süreci de rekabet olgusunun oturmasıyla olur. Şirketler için dışarıda beceremediğinde içeriye dönüp yaşamanın kalkması lazım. 'Dışarıda başarılıyım içeride de başarılıyım, çünkü ben iyi bir firmayım' demek başka. Dışarıda satamayıp içerde 'rekabetten de korunduk, idare ediyoruz' demek başka.

Bu yeni dönem yeni yatırımlar yapmayı gerektiriyor. Gelişmek ne demektir? Bu konuda düşünmek, teknoloji geliştirmek, ya da gelişmiş teknolojiyi adapte etmek. Bu da nitelikli işgücü gerektirir. Nüfusun genç olması mı önemlidir, yoksa becerikli olması mı? Bana ikincisi çok önemli gibi geliyor. Genç nüfusumuzla fazla övünüyoruz.

2002 İSTİKRAR YILI OLMALI
* Türkiye olarak ekonomide veya sanayide yeni dönemde nasıl bir stratejimizin olması gerekiyor?

Rekabetin oluştuğu bir ortam yaratmak lazım. Ben şimdi bir şey yapıyorum ama onu iyi yapamıyorum aslında. Ama kimse çıkıp da sen bunu kötü yapıyorsun demiyor. Bunun oluşması lazım. Buna 1980'lerde başladık. Ama 1990'larda devam ettiremedik. Buna devam etmemiz gerekiyor. Girilen yolda Türkiye'yi etkileyen iki olay var. Birincisi, IMF ile stand-by anlaşması ve onun getireceği kurumsal değişimler. Bir de Avrupa Birliği ile yapılan görüşmeler. Onun kurallarını kabul ediyoruz. Orada da işin özü rekabetçi ortam. Bu ikisini yan yana koyduğumuz zaman, Türkiye'nin bu rekabetçi ortamı kurmak için neleri yapması gerektiği ortada. Eğer şu ana kadar yapılanlara bakarsak siyasi irade bu yönde gidelim diyor. Şu anda ister iş adamı olsun ister öğrenci olsun 'önümüzdeki üç beş yılı nasıl planlamayı düşünüyorsun?' diye sorarsanız şaka ettiğinizi sanır. Halbuki o ufku verebilmeniz lazım. 3-5 yıla bakabilmeniz lazım ki yatırım stratejisi olsun. Ben onun için 2002 yılında inşallah bu konuda büyük başarı sağlanır, ortalıkta istikrar sağlanır. Etrafı görür hale geliriz. Bu herkes için iyi olur.

Hizmet sektörü İstİhdama çare olmaz
* Sizce Türkiye'nin en önemli sorunu nedir ve bu sorun nasıl çözülür?

Türkiye'nin ciddi bir sorunu vardır, o da istihdamdır. Bu giderek daha yoğunlaşacaktır. Türkiye'de siyasiler hep hata yaptığı için kamu sektöründe istihdam artmadı. Kamuda istihdam artmasının nedeni işsizlik sorununa en kolay çözüm olmasıydı. İstihdam nedeniyle herhangi bir siyasinin başının ağrımamış olması mümkün değildir. Bu bir. İkincisi, Türkiye'de şu ana kadar emek fazlasını tutan bir tarım sektörü vardı. Bir süre sonra bu insanlar kentlere gelip iş arayacaklar. Bu insanlara iş bulmamız lazım. Nüfus artışı da yüksek. Buna karşılık Türkiye'deki sermaye birikimi ve dünyadaki teknolojinin seyri bu kadar büyük bir nüfusa iş bulmakta zorlanıyor. Çünkü şunu da söyleyemezsiniz bir firmaya; 'hem dünya ölçeğinde etkin olup onlar gibi mal sat, rekabetçi ol, hem de onların kullandığı etkin teknolojiyi kullanma.' Onun için bazı somut projeler üzerinde çalışmak lazım. Hizmet sektürünü geliştirerek de bu mesele çözülemez. Türkiye'de bir şekilde sanayi istihdamını arttırmak gerekir. Tabi ki sanayi geliştikçe onun yanında hizmet faaliyetlerini de geliştirir, o da kaliteli istihdam yaratır.

Türkiye nitelikli istihdam yaratmak zorundadır. Bu Türkiye'nin küresel ekonomiyle birleşme biçimiyle çelişebilir. Yani orayla birleşmek için yapacağımız faaliyetlerin gerektirdiği istihdam ülkedeki insanları tatmin etmeyebilir. Bu işin çözümünü şimdiden düşünmek lazım.

Bu endüstrinin kabuk değiştirmesi gerektiğini bence herkes kabul ediyor. Büyük firmalara bakın. 10 yıl evvel ağırlıklı olarak neredeydiler şimdi neredeler. Dışarıyı algılamayan bir sanayici topluluğu ile karşı karşıya değiliz. Bunun hızlanması için bir şeyler yapılmalı.



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır