kapat
14.01.2002
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
banner
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 GALOP
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 PAZAR SABAH
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Malta eriğinin dediğine bak

Çok utanarak da olsa söyleyeceğim: Ben size bu yazıyı Malta'dan yazıyorum. Hani şu Sicilya'nın altındaki, Tunus'un üstündeki minik güzel adadan. Biz Türkler'den vize istemeyen tek Avrupa ülkesinden. Biletinizi alıp elinizi kolunuzu sallaya sallaya gelebileceğiniz yerden. İnsan olarak gidip insan olarak geri geldiğimiz, itilip kakılmadığımız tek yurtdışı yer. Bu bile öpüp başımıza koymamız için yeter. Bir Türk bundan sonra ne bekler ki bu dünyadan zaten? IMF para versin bir, konsolosluklar önünde beklemeyelim iki. Eskiden olsa bir de Eurovizyon puan versin isterdik ki; Malta bu konuda bizi defalarca mahçup etmiş yegane ülkedir.

Doğal olarak uykusuzum çünkü sabahın köründe geliniyor Malta'ya. Tarife öyle. Uçak sıfır beşte. Eh beşteki uçak için üçte geliyorsun havaalanına... Üçe kadar uyuyup kalkmak da delikanlıyı bozar. Mecburen böyle biraz yorgun ve uykusuz iniliyor bu şövalye adasına. Tabii işinden evine erkenden gidip, saati üçe kurup, hakikaten de o saatte kalkmayı başarıp, bir de üstüne duş alıp tra la la la diye havaalanına gelenler hariç. Onlar zar zar zar konuştu durdu uçakta. İki dakika uyutmadılar. Hepsini saptadım. Hepsinden intikam alacağım. Pis disiplin hastaları.

Otel odasına girdiğimden beri yapmadığım arsızlık kalmadı. Saatlerce banyo yaptım, havluları yere attım, mini bardaki çikolataları yedim (şuna niye çukulata diyemiyoruz? Kim ama kim konuşurken "çikolata" der?), bütün eşyalarımı oraya buraya dağıttım, dolaplardaki ekstra battaniyeleri indirdim, havlu terlikleri ayağıma geçirdim, dikiş setini, ayakkabı cilasını kullandım, olmadı valizime attım. Arsızlık değil belki de manasız bir sahiplenme. Otel odasını eve çevirmek. Ben burada kırk yıldır yaşıyorum havalarına girmek... Otel odasında hakkımız olan ve olmayanı bilmiyorum ki. Kül tablası alıp götürmek ayıp ama odayı darmadağın etmek de ayıp mı? Havluları yere atmak da mesela olmayacak şey mi? Oda temizleyicileri kime en çok küfrediyor? Şimdiye kadar buldukları en korkunç oda ne kadar korkunçmuş? Unutulmuş en tuhaf eşya neymiş? Kalan insanın artıklarına göre bir kişilik, meslek, cinsiyet tahmini yapıyorlar mı? Bir otel odası temizleyicisinin en büyük hayali nedir? Otelde müşteri olarak kalmak olabilir mi? Otel personeli müşteriden nefret eder mi? Biliyor muyuz? Bilmiyoruz. Bu yüzden yaptığım her şey arsızlık da olabilir, müşteri hakkı da...

ARAPÇA'DAN BOZMA DİL
Şimdi Malta'ya gün doğmakta. Bu saate kadar Malta hakkında öğrendiğim tek şey çok hoş, çok melez bir dilleri olduğu. Yapısı tamamen Arapça. Ama kelimelerin sadece yüzde 60'ı Arapça, geriye kalanı İngilizce ve İtalyanca. Bizim Osmanlıca'yı hatırlattı bana. Çünkü onlar da Arapça kelimelerden ihtiyaca göre kelime türetmişler ve başı Arapça sonu başka bir lisanda tamlamalar, kelimeler çıkmış. Bunu da pek sevdim.

Yok bir şey daha biliyorum. Katolik oldukları için katiyen boşanamıyorlar. Şimdiye kadar Malta'da kimse boşanmamış. Çünkü hepsi kilise evliliği yapmış. O nedenle kilisenin kuralları geçerli. Peki ne yapıyorlar evliliği devam ettirmek istemediklerinde? Ayrılıp başkalarıyla yaşıyorlar! Gizlemeden etmeden çünkü bulunabilen tek çözüm bu olmuş ve kimse de karşı çıkmıyormuş.

BENİM KOCAM TÜRK
Bir de tarihlerindeki en mühim hadise bizimkilerin burayı kuşatması olmuş. Büyük kuşatma diye andıkları o yıllar Maltalılar'ı pek etkilemiş. (Eurovizyonda buna rağmen bize puan veriyorlardı. Demek ki kinci insanlar değiller.) Osmanlıyı yenip kuşatmayı kaldıran şövalye en büyük usta diye anılıyor. Da gel de adını hatırla şimdi... Yine bilgi vermedim size... Neyse... Turgut Reis'i bizden başka bir de Maltalılar biliyor. Uçak dergisinde gördüm, bir galeride Maltalı bir ressamın yaptığı kocaman bir yağlıboya resmi bile var. Portresi değil tabii. Turgut Reis'in ölümünü konu edinmiş bir kompozisyon. Bu kuşatma sırasında bizimkiler Gozo adasında kim var kim yok hepsini memlekete getirmiş ve esir olarak pazarda satmış. "Ben şimdiye kadar hiç bir Maltalıyla tanışmamıştım" dediğim bir Maltalı "Hiç emin olma, bir Gozoluyla bile evli olabilirsin" dedi. "Benim kocam Türktür, Türk kalacaktır, sen ne diyorsun be! Malta Eriği!" diyecektim ama ortam müsait değildi. Malta eriği de niye Malta eriğiymiş; burayı bilen Türkler'den çözen yok. Burada da varmış ama tek tük.

Şimdilik durum budur. Haftaya yaşar da sağ kalırsak Malta maceralarımızı anlatırız inşallah.



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır