kapat
14.01.2002
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
banner
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 GALOP
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 PAZAR SABAH
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 

Teoman'ın yaşam destek ünitesi

Teoman'ın son albümü Gönülçelen, erotik bir parçayla magazin haberi oldu: "Dokunuyorum ellerine/ Aralanmış bacaklarına/ Eğilip ıslak ağzına/ Ağzımı dayıyorum son kez..." diye giden Soluk Soluğa, yoksa Deniz Akkaya için mi yazılmıştı? Reddetti Teoman.

Öykülü şarkılar yapan Teoman'ın bu dizelerinden çok, parçanın sonundaki, aşka ve sekse mefase koyan Lemanvari espri hoştu: "Bazen bir içki şisesi/ Yaşam destek ünitesi..."

Bence albümdeki en ilginç parça Zamparanın Ölümü. Girişte, sanatçının vokalisti Pamela Spence'in söylediği bir bölüm var. 28 yaşındaki Spence, Amerikalı baba ve Türk annenin kızı. Almanya doğumlu. Tiyatro (Ankara Konservatuarı) mezunu. Panic Attack grubunun iki solistinden biri. Spence'e niye taktın, derseniz: Ses telleri rakı ve Samsun ile örselenmiş, kayış tenli Bodrumperest kadınların değil de... Sek votka, filtresiz Gaulloise ve tek gecelik aşklarla hayat tecrübesini çabucak kazanmış Beyoğlu kızlarının sesiyle söylüyor repliğini: "... hadi gelin uyuyun koynumda eğer çok isterseniz/ ben uyanmadan giderseniz; beni memnun edersiniz."

"On yedi, on yedi..." gibi akılda kalan nakaratları olmayan Gönülçelen, şarkı sözleri üzerine "kafa yormak" (Aktüel'in müzik yazarı Murat Tunalı'ya sevgilerle) müzik isteyenler için...

ENTELLİĞİ KOLAY MI SANDIN?

Bazıları entel olmayı dış görünüşten (yuvarlak tel gözlük, keçi sakal, heybe, cepte Nietzsche filan) ibaret sanır. Olur mu öyle şey? Bunun sineması var, kafesi var, paneli var... Oralarda görünmezsen olmaz!

Entellik hizmeti veren son merkez İstiklal Caddesi'nde açıldı: Karşı Sanat Çalışmaları. Hani Agah Özgüç'ün Türkan Şoray sergisinin açıldığı yer (Elhamra Pasajı, 258/253). Karşı'yı, psikanalize giriş seminerleri de veren İskender Savaşır yönetiyor. Aslı Erdoğan'ın koordine ettiği edebiyat sohbetleri yapılıyor. Oruç Aruoba filozofları, Fatmagül Berktay kadınları anlatıyor. Film atölyesi de var.

Arada askeri tarih uzmanı Cem Kum'un dersleri de oluyor ki benim favorimdir. Çok iyi anlatır hoca. Onun yıllar önce Bilar'da verdiği gaz hâlâ sürüyor. Daha geçenlerde iki ciltlik Hitler'in Generalleri Anlatıyor'u (Kastaş Yay.) bitirdim: Guderian'ın uzun süre dikkate alınmayan tank savaşı teorileri... Çöl Kaplanı Rommel'in düşmanı olan İngilizler'i bile hayran bırakan kurnazlıkları...

(Ara not: Rakibinin fotoğraflarını çalışma odasına asan General Montgomery, Rommel efsanesini bitirmek için elinden geleni yapmıştı. Başardığı söylenebilir: Hem yakıtsız kalan Rommel'i yendi, hem de giyim tarihine 'mont' kelimesini armağan etti.)

Velhasıl Karşı'de çok ilginç şeyler öğrenebilirsiniz. Bunun için de belli bir ücreti ödemenin yarısıra, az buçuk mürekkep yalamanız gerekir. Entelliğin kolay olmadığını söylemiştim!

ÜSTÜMÜZDEN 2002 GEÇTİ

Benim en sevdiğim 'Pazarlama İletişimi Dergisi' olan MediaCat, 2002'de 10'uncu yılını kutluyor. Bu nedenle 12 ayın kapaklarını ünlü reklamcılar yapacak. Ocak sayısınınkini Hulusi Derici (M.A.R.K.A ajans) tasarlamış: Üstümüzden 2001 Geçti.

Zeki Triko için yaptığı plajdaki Atatürk'lü Güneşi Özledik kampanyası ile 28 Şubat döneminin yıldızı olan Derici, "Bu kötü yılın bitip; yeni bir yılın, yeni umutlarla başladığını mizahi bir yaklaşımla vermek istedim" diyor. Belli ki "Bir kereden bir şey olmaz" diye düşünmüş de... Eğer 2002 de kötü giderse, gelecek sefer dudağına ruj süren bir adam mı koyacak? (1960'larda Esquire'ın kapaklarını tasarlayan ABD'li reklamcı George Lois'e saygıyla!)

YUMRUK HAVAYA!

Futbol üzerine birbiri ardına nefis kitaplar çıkıyor. Son örnek: 'Taraftarın Senle...' (İletişim). 'Monşer'inden holiganına, taraftarın ruh ve eylem halini anlatmak için Murat Toklucu hem gözlemiş, hem okumuş, hem de konuyla ilgili 80 kişiyle konuşmuş. İşte Hıncal Abi'nin anlattığı olay: "Galatasaray bayan voleybol takımının Anadolu yakısında maçı var. Başkan son anda haber alıp şube yöneticisini arıyor: 'Aman amigolar gitsin, kızlara tezahürat yapsın.' Yönetici de GS amigosunu bulup bilet paralarını veriyor. Ama GS amigosuna zor geliyor karşıya gitmek. O da Fenerbahçe amigosunu arayıp, 'Maça gidip bağırın' diyor. Öbürü kabul ediyor. Adamlarını toplayıp maça gidiyor ve iki saat GS lehine tezahürat yapıyor. Paraları kırışıyorlar. Kavga çıksa, kavga da ederlerdi herhalde." Şaşırdınız mı? Ohooo, bu da bir şey mi; daha ne olaylar var kitapta! (Benim örneğimi biliyorsunuz: Mahalle arkadaşı BJK'lilerle maçı izleyip, sarı-lacivertlileri döven hasta Fenerli bir holigan genç tanımıştım zamanında...)

MUAZZEZ ERSOY: DİKKAT!

İtiraf.com'cular, ad vermeyip, 'Nostalji Kraliçesi' dedikleri Ersoy'a... Fanlarına ters ve soğuk davrandığı... Sağda solda küfürlü konuştuğu... Dizi çekimlerinde korkunç kaprisler yapıp, hakaretler ettiği için fena halde kızgınlar. TV ve gazetelere yansımayan olayların internetteki serbest dolaşımı hayran kitlesini erozyona uğratıyor.ff

TİŞÖRT YAZISI

Tipim değilsin ama hadi idare edelim.

MARSHALL MCLUHAN:

Söylediğim her şeyle aynı fikirde olmak zorunda değilim.



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır