kapat
14.01.2002
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
banner
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 GALOP
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 PAZAR SABAH
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 

Böyle SON'a can kurban

'Son' Levent Kırca için iyi bir başlangıç. Oyun düzeyi ve müziği de birinci sınıf. Türk seyircinin 'Vizontele' kadar ilgi göstereceği kesin. Biraz da kısa bir 'son' olsaydı!..

Levent Kırca sinemaya olan sevgisini hiç saklamadı. Yönetmenlik tutkusunu da... Yıllardır Türkiye'nin ulusal komedyeni statüsüne erişmiş olan ve halkımızın gönlünde apayrı bir yere sahip bulunan sanatçı, işte uzun emek ve uğraşlarla gerçekleştirdiği ilk filmiyle karşımızda... Doğrusu filme giderken kimi korkularım vardı. "Olacak O Kadar" hoş bir programdı, konsepti de ilginçti. Ama sinema o tür "skeçlerle yürüyen" bir anlatıma uygun değildi, bir sinema filmi bütünlük taşımak ve eşsiz bir yapıt olmak zorundaydı. Bir TV dizisinin herhangi bir bölümü değil.

Korkularımın önemli bölümünü giderdi film... Film boyunca şaşırdım, hayran oldum ve hayli güldüm. Şaşırdım: Öncelikle, aslında bildik bir konuya ekibin getirdiği taze ve dinamik anlatıma... Yeşilçam'da (özellikle eski Yeşilçam'da) bir filmin yapılışı üzerine bildiklerimiz ya da kestirdiklerimiz vardı. Üstelik, başarısız bir filmden, yapımcının allayıp pullayıp bir gişe şampiyonu çıkarması teması sinemada az işlenmemişti: Blake Edwards'ın "S.O.B. - O... Çocuğu"nda yapımcı filmi 'erotik bölümler' ekleyerek kurtarır. Robert Altman'ın "Oyuncu"sunda ise tüm Hollywood'u yardıma çağırıp parlak bir final ekleterek...

İSTANBUL SANKİ MASAL KENTİ
Kırca bu klasik konuya karşın, özgün bir film ortaya koymuş. Beklenebileceği gibi skeçlere dayalı olmayan, ama yine de sık sık kendi içinde kusursuz komedi bölüm- lerinin sanki bir mozaik havası verdiği... Ve de hayran oldum; ömrü küçücük stüdyolarda dizi çekmekle geçen sanatçı, bu kez fırsat bulunca dış mekânlara kanatlanmış, İstanbul'u olağanüstü biçimde kullanarak, karşımıza sanki efsanevi bir masal kenti koymuş...

Yer yer biraz da sıkıldım çünkü film çok uzundu. Özellikle finale doğru biraz kısaltmak gerekiyor. Aslında üç buçuk saatlik asıl film korunup, ilerde birkaç bölümlük popüler bir TV dizisi haline getirilebilir. Ama sinema filmi olarak, yapıt gerçekten de aşırı uzun duruyor ve kimi tekrarlar içeriyor.

Doğrusu, hayli güldüm. Eski yıldız Necla Fidan'ın işadamı sevgilisinin parasıyla yeniden yıldız olma çabalarına, gariban figüran Selim'in cansiperâne gayretlerine, anadan doğma üçkağıtçı Kerem'in manevralarına, müflis yönetmen-yapımcı Kâmil'in şaşırtıcı yönetmenliğine, eski 'kapak yıldızı' Ferid'in eksantrik davranışlarına...

Kısacası "Son", Kırca ve ekibi için iyi bir başlangıç. Bu, eleştirmenin filmle seyirci arasına fazla girmemesi gereken kendine özgü yapımlardan... Oyun düzeyi (özellikle kadın oyuncular), görüntüleri ve müziği de birinci sınıf. Bırakalım, Türk sinemaseveri bu filmi kendisi değerlendirsin ve tadına varsın. Tıpkı "Vizontele"de olduğu gibi...

ÖDÜL ŞAMPİYONU BİR BAŞYAPIT

Evlat acısının şiirsel anlatımı
İtalyan Woody Allen'ı Nanni Moretti'den 'Oğul Odası' tarifsiz bir acıya görkemli bir sinemasal karşılık bulmuş. Bu ödül şampiyonu filmi kaçırmayın

Ah, işte seyri de, konusunu özetlemesi de zor filmlerden... Zor, çünkü insanoğlunun başına gelebilecek en büyük felaketlerden birini, hatta birincisini anlatan bir film. Ana-babalar çok iyi anlayacaktır:

Bir evladın, yetişkin bir oğlun birden hayatımızdan çekip gitmesi, ölüm denen gizemli ülkeye öngörülmemiş bir yolculuk ve geride kalanların hiçbir biçimde teselli bulmaz acıları... Tanrı hiçbir ailenin başına vermesin!..

GÜZEL MORANTE BAŞROLDE
Kendisine İtalyan Woody Allen'i dedirten küçük, alaycı ve özyaşamsal konularla büyük ilgi çeken Nanni Moretti, ilk kez bu denli ciddi ve hüzünlü bir konuya el atıyor. Ve şaşılacak bir başarıyla bu işten sıyrılıyor.

Bunda baş etken, zaten onun bilinen sinemacı kimliği. Yani, yaşamın içindeki en küçük olayları keskin bir gözle saptama ve hayatın özünü bulup çıkarma yeteneği.

Moretti burda da filmi bir melodram haline getirmiyor. Ama binbir ayrıntıyla, oya gibi işlenmiş küçük izlenim ve gözlemlerle, büyük bir acıyı en inanılır biçimde anlatıyor. Büyük hıçkırıklara değil, sürekli bir hüzne yol açan incelik başyapıtı bir filmle...

Baş rollerde kendisi ve dünyanın en güzel kadınlarından biri saydığım Laura Morante muhteşem... Dile getirilmesi bile olanaksız bir acıya görkemli bir sinemasal karşılık bulmayı başaran bu önemli ve ödül şampiyonu filmi kaçırmayın derim. Eğer bu konuya dayanamayacak aşırı hassas bir kalbiniz yoksa...

OĞUL ODASI
(La Stanza del Figlio) ****

* Yönetmen: Nanni Moretti

* Senaryo: Linda Ferri, N. Moretti, Heidrun Schleef

* Görüntü: Giuseppe Lanci

* Müzik: Nicola Piovani

* Oyuncular: Nanni Moretti, Laura Morante, Jasmine Trinca

* İtalyan yapımı.

YILDIZ TABLOSU
SON KALE ***

ZIRTAPOZ ***

SONUNA KADAR **

ERKEĞİN GÖZYAŞLARI *



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır