|
 |
 |
 |
 |
| Uzmanlara göre korku koalisyonu tehlikeli seçenek
|
|
Parti liderleri seçimden önceki son günü de ülkeyi dolaşarak geçirdi. Genelde herkes Merkel'in başbakan olmasını bekliyor. Tek istisna Schröder'in dostu, bir dönem milletvekilliği yapmış işadamı Heino Wiese. Cuma gecesi Sosyal Demokratlar Schröder'i Şansölye olarak muhtemelen son kez dinledi. Öncesinde konuşan ünlü romancı Gunther Grass yağmura rağmen alanı dolduran binlerce kişiyi coşturdu. Schröder kısık sesiyle bile etkileyiciydi. "Biz barış isteyen bir ülkeyiz. ABD'nin her politikasına destek veremeyiz" dediğinde alkış ve ıslıklar yükseldi. Irak politikası nedeniyle ABD'ye duyulan hiddete rağmen, konuştuğum gözlemciler öfkenin Amerika'dan çok Bush'a olduğunu vurguladı. Dolayısıyla Merkel'in başa geçtikten sonraki birinci dış politika önceliğinin bu ilişkileri düzeltmek olacağında hemfikirler. Alman toplumu varolan ekonomik kuralları, sosyal güvenlik sistemini, vergi yapısını sürdürmenin mümkün olmadığına inanmış görünüyor.
GÜVENCE GİDERSE? Yani reformların uygulanması gereğini anlıyor ve destek veriyorlar. Reformların ne denli köklü olacağı, hangi hızla hayata geçirileceği hakkında ise kaygılar var. Hem reform isteyen, hem de güvencelerini kaybetmekten korkan toplumun bu nedenle CDU/CSUSPD koalisyonunu tercih ettiği anlaşılıyor. Büyük koalisyonun reformları daha fazla zamana yayarak, sosyal güvenceleri fazla zedelemeden hayata geçirebileceğine inanılıyor. Büyük koalisyon 1966- 1969 arasında denenmiş ve toplumsal bellekte olumlu izbırakmış. Ancak ardından Almanya'daki gençlik hareketlerinin yükseldiğini, şiddete başvuran örgütlenmelerin palazlandığını da hatırlayanlar var. Bu nedenle bazı gözlemciler büyük koalisyon karşısında etkili bir muhalefet bulunmayacak olması nedeniyle bu ihtimalle ilgili kaygı besliyor.
TÜRKİYE DEĞİŞİKLİĞİ Hangi koalisyon kurulursa kurulsun, reformları daha ısrarlı şekilde devreye sokacak bir Almanya'nın gücünün artacağına hemen herkes inanıyor. Almanya'nın AB'ye çeki düzen verme niyeti olup olmadığı bu bağlamda önem kazanıyor. Konuştuğum tüm gözlemcilerin hemfikir olduğu nokta ise Fransa ile ilişkilerin daha da sıkılaştırılacağı ve AB içinde Fransa- Almanya ekseninin güçleneceği. SPD'nin genel sekreter yardımcısı ve dış politika bölümü başkanı Achim Post ile konuşuyoruz. Partisinin Türkiye politikasının şekillenmesinde kilit rol oynamış kişilerden biri. CDU-FPD koalisyonunu önleyebileceklerine inanıyor. Yani büyük koalisyon kurulabileceğini düşünüyor. Konuştuğum kişilerin hepsi Türkiye meselesine bakışın iki büyük parti arasındaki en büyük fark olduğunda hemfikir. Genelde sağ eğilimliler üyeliğe soğuk bakıyor. SPD'liler genelde Kızıl-Yeşil koalisyonunun Türkiye poltikasının stratejik düşünce ürünü olduğunu savunuyor. Ancak en ateşli Türkiye yanlıları bile bir sonraki hükümetin bu politikaları savunacağını kesinlikle söyleyemiyor. Bugünkü seçimin sonucu ne olursa olsun Almanya'nın Türkiye politikasında Türkiye'nin hoşuna gitmeyecek değişiklikler olması ihtimali yüksek.
|
|
|
|
|
|
 |
|
 |
|