Sınav provası
Elbette koca koca meseleler karşısında şahsi hayat ayrıntılarımızın bir önemi yok... Ama dün tanık olduğum, bir baba olarak onca anne ve babayla kapısında beklediğim bir prova vardı. İlköğretimden kurslar ve sınavlar marifetiyle Anadolu Liseleri, kolejler, "iyi bir lise"ye kapağı atması istenen, beklenen binlerce çocuk Özel Dershaneler Birliği'nin toplu sınavına katılmıştı. Bilenlere, çok ilgilenip bu işlerin raconunu öğrenenlere göre, bu "çok ciddi bir prova" idi. Baştan söyleyeyim; biz tamamen aynı duygular içinde değildik. Daha ilkokula başlarken "kura şansı" ile benim de mezun olduğum "iyi ve parasız bir devlet okulu"na giren kızım, kendi çabalarıyla, zaten oranın lisesine devam hakkını elde etmiş gibiydi. O yüzden, ne dershane, ne test üstüne test yörüngesine girmek zorunda kaldı. Muhtemelen bu "prova" da ona, birlikte katıldığı onca çocukla aynı heyecanı vermemiştir; muhtemelen, okulda notları gayet iyi olduğu halde, testli sınavda zaten şu anda yüksek bir seviye de tutturamaz.
Zaten bu konudaki cehaletimiz, komik biçimde, birbirini izleyen aksiliklerle epeyce ortaya çıkmıştı. Önce, Anadolu Liseleri sınavı için form almaya çalıştığımız bir "kolej"de sanki oranın öğrencisiymiş gibi kayıt oldu. İptal edene kadar canımız çıktı. Sonra, bu kez aynı kolejden aldığımız Özel Okullar sınavı giriş belgesini ben kaybettim. Her yeri arayıp taradıktan ve günler geçtikten sonra nereye koymuş olabileceğim aklıma geldi. Bulduk. Bu arada, dünkü Özel Dershaneler Birliği sınavı için ilgisinin olmadığı bir dershaneden kayıt yaptırmıştık. Elimize aldığımız "prova sınav" kağıdında mayıs ayına randevu verilmişti. Ne zaman ki, sınavın dün olduğunu öğrendik; şaşırdık. Aynı kuruluş ve aynı sınav adına bize verilen giriş kartında "8 Mayıs" yazarken, geçen hafta birden fark ettik ki, aynı konumdaki tüm çocukların benzer kağıtlarında "10 Nisan" yazıyordu. Neden sonra fark ettik ki, liseyi gelecek sene görecek kızımı kaydettirdiğimiz sınav lise giriş provası değil, üniversite giriş provası imiş! Apar topar son anda düzeltildi de, dünkü sınava katılabildi.
Bizim durumumuz bu açıdan hem şanslı, hem garip ama... Genel durum öyle değil. Bu sistemde; 1. Maddi imkanı olmayanlar yahut epeyce kısıtlı olanlar zaten büyük ölçüde devre dışı kalıyor. Onlar açısından iş mucizelere ve mucizevi çocuklara kalıyor. 2. İmkanı olanların harcadığı dershane, özel öğretmen paraları bir ayda birkaç milyar eski TL'yi buluyor. 3. Bu paralarla da elbette beklentilerin, ideallerin, hedeflerin garantisi yok. Diyelim ki kazanıldı, Anadolu Liseleri bir yana, bir özel okul kazanıldı. Yıllık 10 milyar (eski TL), bazen onu katlayan ödemeler söz konusu. Çocuk sayısı ile de çarpılarak tabii. 4. Okulda öğretim, eğitimle, doğrudan oradaki başarıyla da ilgisi olmayan, neredeyse "okul"u manasızlaştıran bir "test teknik, taktik ve çalışma ile becerisi" meselesi bu. 5. Devletin kamusal eğitim yükümlülüklerini hem törpüleyen, hem de kaynak ve ilgi yetersizliklerini mazur gösteren; ama bu arada, devlet okullarındaki milyonlarca çocuğu safra haline getiren bir facia var ortada. 6. Facianın öteki yüzü, eğitim öğretim hakkının adil ve eşit bir hak değil, çocukların da "piyasada yatırım malı" haline geldiği bir imtiyaz ve ticaret konusu olması. Görebildiğim anne baba yüzleri, biraz umut, çokça endişe doluydu. Çocukların omuzları çökmüştü sanki. Umutlu, mutlu ve adil bir toplum sınavından çoktan çakmıştık da, durmadan bütünlemeye giriyor gibiydik.
|