Medeniyetçilik ve bağnazlık
Çin, Mısır, Hint, İslam ve Batı.. Bir çırpıda sayabileceğimiz bu medeniyetler ve diğer medeniyet adresleri, insanlık üzerine söz söylemek isteyen herkesin bir şekilde dolaşması gereken vadilerdir. Bu medeniyet vadileri ile temas etmeden düşünce faaliyetinde bulunmak imkânsızdır. Yeryüzünün zenginliği de buradan kaynaklanır. Farklı medeniyet vadileri, insanlığa çeşitli olaylar karşısında farklı tecrübeler yoluyla değişik bakış açıları sunarlar. İndirgemecilikten korkmadan konuşursak, kültür medeniyetin özünü oluştururken, medeniyet de kültürün somutlaşmış halini gösterir. Bu nedenle her medeniyet, insanlık ve hayata dair köklü ve farklı bir duruş demektir.
*** Bugün ise insanlığın önündeki en büyük problem, tek bir medeniyetin tecrübesine ve bakış açısına mahkedilmeye çalışılmasıdır. Küreselleşme olgusu, kültürlerin ve medeniyetlerin eşit bir biçimde diyaloğunu artırmıyor ve insanların birbirlerini gerçekten daha çok tanımalarına olanak tanımıyor. Küreselleşme, tek bir medeniyet şemasının sonucu olan teknoloji sayesinde, tek bir kültürü diğerlerinin önüne geçirme dinamiği üretiyor. Bu da farklı tecrübe vadilerinde yaşayan insanların gerçek halleriyle tanışmalarına ve konuşmalarına imkân sağlamıyor. Tek bir kültürün aynasında kırılan görüntüleri yüzünden, birbirlerini, fotoğrafları yerine illüstrasyonları yoluyla bilmelerine yol açıyor. Farklı mutfaklar üzerine her gün yüzlerce yazı yayınlanıyor, ama o mutfakların arkasındaki kültürel dinamiklerin gerçek farklılığına ve o kültürün taşıyıcısı olan insanların gerçek insanlık hallerine temas edebilecek bir derinlik üretilemiyor. Küreselleşme, medeniyetlerin harman olmasına, kültürlerin ritmik bir bütünlük oluşturmasına ve farklı insanlık hallerinin derin temasına zemin olamıyor, tam tersine tüm bu alanlar giderek daha çok kısırlaşıyor.. İnsanoğlunun medeniyet perspektifinin ve kültür bilincinin giderek tek tipleşmesi, insanlık durumu hakkındaki bakışının da zayıflaması anlamına gelir. Siyaset başta olmak üzere tüm kritik toplumsal faaliyetler bundan olumsuz etkilenir. Nitekim siyaset düşüncesinde giderek artan oranda görülen yüzeyselleşme bunun örneğidir. Yeni ve yaratıcı düşünceler konusunda giderek daha çorak bir yer haline geliyor dünya.
*** Özellikle AB temelinde tartışmalar yapılırken, medeniyet perspektifine çok dikkat etmek ve özen göstermek gerekir.. Türkiye'nin AB'ye katılım sürecini engellemeye çalışan çevrelerde tüm dünyayı tek bir medeniyetten ibaret görme anlayışının çok yoğun olduğu görülüyor. Bütün bir medeniyet tarihinin binlerce yıllık serüveni içinde toplam ömrü beş dakikaya karşılık gelen bir medeniyeti, bütün insanlığın ulaştığı son ve tek aşama gibi algılamak, insanlığı anlamak konusunda ciddi zaaflar içerir. Zaten bu çevrelerin ürettiği ve Batı medeniyetini tek medeniyet gibi dayatma mantığı, Hıristiyanlığı AB Anayasası'nın temeli yapmaya çalışma bağnazlığını doğurdu. Bu çevrelerin düşünceleri insanlığın çocukluk hastalıklarının nüksetmesinden öte bir şeye karşılık gelmez. Diğer medeniyet vadileriyle eşit temelde ilişki kurma düşüncesine yaslanmayan bir medeniyetçilik, bağnazlığın ikiz kardeşidir..
|