kapat
Anasayfa
|
E-gazete
|
Sarı Sayfalar
|
Arşiv
|
Üye Ol
|
Üye Girişi
|
English
|
Kırmızı Alarm
  
6 Şubat 2009, Cuma
Sabah
 
Spor Günaydın Ekler Dosyalar Servisler Multimedya Astroloji Kültür-Sanat İşte İnsan Emlak Çocuk Yazarlar Çizerler
Gündem Siyaset Ekonomi Yaşam Dünya Teknoloji Turizm Otomobil
 
24 Saat
24 Saat
Film sinema tarihinin ilk animasyon belgeseli kabul ediliyor.

Unutmak o kadar kolay olsa!

ESİN KÜÇÜKTEPEPINAR - SİNEMA
05.02.2009
Animasyon belgesel Beşir'le Vals bize insanın katlanamayacağı gerçekleri hiç yaşanmamış kabul ederek derin bir reddediş içine girmenin ne denli kolay olduğunun altını çiziyor..
Hafıza bazen fena bir şey. Hatırlasan bir türlü, hatırlamasan başka türlü. Malum, psikoanalizin 'babası' Doktor Freud da hatırlamanın epey 'oyuncaklı' bir şey olduğunun altını çizmişti zaten. Bu hafta vizyona giren Beşir'le Vals özetle, bastırılmış duygular üzerinden ilerleyerek savaşın bir kabus olduğunu söylüyor açıkça. Zaten İsrailli yönetmen Ari Folman'ın kişisel deneyimlerinden yola çıkarak kotardığı film, terapi aracı olarak sinemanın işlevini kullanması açısından gayet ilginç. Dolayısıyla İsrail'in 1982'deki Lübnan işgalini 'hatırlarken' kullandığı animasyon tekniği düşler ve kabusların sembolünü çözmenin ne denli oyuncaklı bir şey olduğunu vurguluyor ve elbette ki çizgilerin bulanıklığı da savaşın akla mantığa sığmayacak denli gerçeküstü vahşetini hatırlamayı kolaylaştırıyor. Vahşi bir saldırganlıkla koşuşan köpeklerle sembolleşen bir kabusla açılan film, başta yönetmen olmak üzere birlikte savaşa katıldığı tüm arkadaşlarının istenmeyen anıları nasıl bastırdıkları ve hatırlamadıkları üzerine gelişiyor. Savaşla ilgili hiçbir anısının olmadığını farkeden Folman, film boyunca görüştüğü eski silah arkadaşları aracılığıyla 'gerçeğe' ulaşmaya çalışıyor. O, hatırlamadığı için hiç yaşanmadığını farzediyor. Bu ilginç animasyonbelgesel bize insanın katlanamayacağı gerçekleri nasıl da uydurup kaydırıp değiştirdiğini, en önemlisi de bu gerçeklerin hiç yaşanmamış kabul ederek derin bir reddediş içine girmenin ne denli kolay olduğunun altını çiziyor.

ŞATİLA KATLİAMI
Peki 1982'de ne olmuştu? Film, terapi seansı kıvamında ve polisiye soruşturma ritminde ileri ve geri dönüşlerle ilerlerken bölgedeki travmanın kaynağını Lübnan'ın seçimlerden galip çıkan Hıristiyan lider Beşir Gemayel'in suikastina bağlıyor. Filme adını veren 'Beşir'le Vals' meselesi ise İsrail devletinin içinde yaşadığı cehennem ortamına bir açıklama getiriyor kendince. Beşir'le Vals bölgedeki savaş ve çatışmalarla ilgili çok yönlü bir harita çizmek hedefinde değil. Bu kadar hatırlama çabasının sonucunda Filistinli sivillerin yokedildiği Sabra ve Şatila katliamına ulaşan film, 'biz değil Falanjistler yaptı' diyerek bölgedeki 60 yıllık açmazın en kanlı olaylarından birinden vicdanı temiz olarak sıyrılamıyor elbet. Çünkü bu olayı 2. Dünya Savaşı'ndaki Yahudi katliamına bağlama erdemini göstererek, seyirci kalmanın da en az eylemin kendisi kadar suç olabileceğini itiraf ediyor.
Orijiral Adı: Vals Im Bashir Yönetmen: Ari Folman Süresi: 90 dakika