kapat
Anasayfa
|
E-gazete
|
Sarı Sayfalar
|
Arşiv
|
Üye Ol
|
Üye Girişi
|
English
|
Kırmızı Alarm
  
26 Ocak 2009, Pazartesi
Sabah
 
Haberler Spor Günaydın Ekler Dosyalar Servisler Multimedya Astroloji Kültür-Sanat İşte İnsan Emlak Çocuk Çizerler
Sabah Günaydın Cuma Cumartesi Pazar Buzz
 
24 Saat
24 Saat
Günaydın  
ŞİRİN SEVER

Bu kadar absürdlük fazla

* Kurtlar Vadisi'nde 'Kılıç' karakteriyle tanınan oyuncu Atilla Olgaç; Kıbrıs Barış Herakatı sırasında esir bir Rum askeri dahil dokuz kişi öldürdüğünü anlattı. Anasından emdiği sütün burnundan geleceğini anlayınca da, ertesi gün çıktı "Bütün anlattıklarım senaryoydu, bunu açıklamak isterken reklam dönüşü program bitti" dedi. Yersen! Durup dururken gündemi değiştir, kriz çıkar, sonra çıkıp 'şaka yaptıııım' de! Nitekim Rum yönetimi açıklamalar karşısında 'sarsıldıklarını' beyan etti, Rum basını 'şok' ifadeleriyle çıktı, hukukçular 'esir öldürülmesinde zaman aşımı olmadığını' açıkladı, resmen ortalık karıştı. Bütün bunlar olurken Atilla Olgaç'ın yalan söylediğini iddia eden bir görgü tanığı hortladı; 'Onun savaşmaktan korktuğunu, mutfakta patates soyduğunu' açıkladı. Bu nasıl iş ya? Şayet görgü tanığı Olgaç'ı kurtarmak için 'atmıyorsa' sormak isterim: Bir insan kendine neden bunu yapar? Neden durup dururken dokuz kişi öldürdüğünü; bu yüzden et yiyemediğini, kan göremediği yalanını söyler! Kurtlar Vadisi'nin etkisinde fazla kalmış olması bile durumu kurtarmaz!
* Hep söylerim, ölümün nerede geleceği, seni yakalayacağı hiç belli olmaz; kader ne yazdıysa sana, odur. Düşen uçaktan sağ çıkabilirsin ama yolda yürürken kafana saksı düşebilir, ölebilirsin! İkinci şık da ancak Türkiye'de yaşıyorsan başına gelebilir tabii. Alın işte! Beyoğlu'nda yürürken, beşinci kattan çerçevesiyle birlikte cam düşüyor üniversite öğrencisi Ece'nin de aralarında olduğu altı kişinin başına; olacak iş mi şimdi? Ama oluyor inanılmaz olan ve o altı kişiye denk geliyor. Ece yoğun bakımda şimdi, bir mucize gerekiyor. Umarım kurtulur; kader ona bu kadar erken bir ölüm yazmamıştır inşallah.
* Şarkıcı Gülşen -ona artık ünlü Türk düşünürü de diyebiliriz- durmuş durmuş ünlü bir vecize patlatmış: "Saygın olmak için maalesef çok çirkin olmak gerekiyor, bir insan güzelse bunun üretkenliğinin önüne geçtiğini, çirkinlerin ise bir yer sahibi olduğunu düşünüyorum" demiş. Yani ne demiş, bir daha okudum, döndüm heceleyip bir daha okudum ama anlamadım. 'Güzelim ama saygın değilim' mi diyor, 'güzelim o nedenle üretemiyorum' mu diyor, anlayan biri bana anlatabilir mi lütfen?