kapat
Anasayfa
|
E-gazete
|
Sarı Sayfalar
|
Arşiv
|
Üye Ol
|
Üye Girişi
|
English
|
Kırmızı Alarm
  
25 Ocak 2009, Pazar
Sabah
 
Haberler Spor Günaydın Dosyalar Servisler Multimedya Astroloji Kültür-Sanat İşte İnsan Emlak Çocuk Yazarlar Çizerler
Günaydın Cuma Cumartesi Pazar Emlak Buzz
 
24 Saat
24 Saat

Romancı cesareti hakkında görüşler

23.01.2009
AKADEMİSYEN HASAN BÜLENT KAHRAMAN:
ROMANCININ HAYALGÜCÜNÜ KÜÇÜMSEMEYİN
"Bu konu Türkiye'de üzerinde yeterince durulmuş bir konu değil... Romanın ya da daha geniş anlamda edebiyatın sosyo-kültürel ve siyasal yapının değişimine katkısı yeteri kadar bilinmiyor. Edebiyatın Türkiye'de derin ve sessiz bir gücü var. Romanın kamusal alanda onu tartışan bir nitelikle ve işlevle doğması. Tanzimat da bu doğumun rahmi. Şimdi beğenmediğimiz o Tanzimat romanını farklı bir gözle okursak ne kadar farklı ve önemli bir yerde durduğunu görebiliriz. Türkiye'de siyasal dönüşümün öncüleri siyasal düşünürler değil siyaset yapan ve yazan şairlerdir. Namık Kemal, Tevfik Fikret, Mehmet Akif, Nazım Hikmet, Attila İlhan hem güçlü şiirler yazmış hem de belli ideolojilerin güçlü savunucları olmuştur. Öteden beri üstünde durduğum bir şey var: Muhayyilenin gücü. Çok etkili bir güçtür o ve siyasetin, toplumsal bilincin, hatta yapılan bir çok araştırmadan biliyoruz ki, bilimin gücünden bile yüksektir. Muhayyile sezer, tasarlar ve ifade eder. Akıllı toplumların yaptığı bu 'deli saçmaları'nın ardına düşmektir. Türkiye bunun tersini yaptı ve bugüne kadar şairlerini hapse tıktı."

ROMANCI BUKET UZUNER:
CESUR HAYALLER KURMALIYIZ

"Devlet veya başka adlarla 'otorite' denen iktidar, tarihte daima insan topluluklarını kontrol altında tutmaya çalışmıştır... Kendi doğası içinde iktidar bunu yapmak zorundadır, ancak doğada karşıtlar daima yan yanadır. Eğer devrimci, yenilikçi fikirlere sahip olan bireyler ortaya çıkıp, 'bize dayatılan ayıp, günah ve yasaklardan başka, daha eşit ve güzel bir dünya var!' demeyi göze almasalardı belki kölelik hala devam ediyor olurdu. Edebiyatta daha cesur söylemlere gereksindiğimiz, daha cesur hayaller kurabilmeye tam da gereksindiğimiz zamanlardayız."

AKADEMİSYEN MURAT BELGE:
SANAT, GÖREVİNİ YAPMIYOR

"Romanların siyasi cesaret açısından çok da ileride olduğunu düşünmüyorum. Kürt meselesi çok işlenmiştir mesela. Konuyu işleyenler Kürtlerdi ve konuyu zaten kendi sorunu olarak görmek zorunda olanlardı. Ermeni kıyımı meselesinde ise bunu bir Türk olarak anlatmak ile Ermeni olarak anlatmak farklı diye düşünüyorum. Biz sonuçta olayın sorumlusu olarak yaşananları anlatmak durumundayız. Talat Paşa'nın defterlerinden bir milyon kişi yok olduğu anlaşılıyor. Bu çok ciddi bir olay. Ermeni kıyımının az yazılmış olması bana daha anlamlı geliyor. Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Kemal Tahir hepsi romanlarında bu olaylara gönderme yapmışlardır. Ermeni kıyımının insan psikolojisini nasıl etkilediğini kimse bir romanın temel sorunu olarak ortaya koymadı. Elif Şafak'ın girişimi var elbette. O da Ermeni kıyımı meselesi hakkındaki gerçekler öğrenildikten sonra çıkmıştır. Kar romancıların cesareti konusuna daha iyi uyan bir örnek. Orhan Pamuk kendisinin dahil olmadığı bir kesimin psikolojisini anlama çabasına girdi. Niye kizdiklarini ve neye kizdiklarini anlamaya çalıştı. Ama bu sorunlar karşısında sanatın gereğini çok fazla yapmadığını düşünüyorum. Sanat Türkiye'de olayların anlaşılmasına değil anlaşılmamasına katkıda bulunmuştur daha çok."

YAZAR MÜGE İPLİKÇİ:
ROMANLAR BİZE EŞSİZ ANAHTARLAR SUNUYOR
"Ben de edebiyatın günümüze yönelik etkisini önemsiyorum doğrusu... Postmodern bir düşünür olarak algılanıp dışlanıyor gerçi ama Fredrick Jameson edebiyata umut veren bir rol biçmişti ve ben bunu yerinde ve anlamlı buluyorum. Çünkü edebiyat bence ummadığımız bir zamanda hayatı kısıtlayan birçok kapı için eşsiz anahtarlar sunabilir bizlere."

ELEŞTİRMEN
SEMİH GÜMÜŞ: AZINLIKLARI ANLATTIK, AMA...
"Bizim toplumsal kültürümüz geleneksel ve gelenekten gelip onun dışına çıkma konusunda adamakıllı korkak olduğu için, azınlık sorunlarıyla ve Kürt sorunuyla hesaplaşmasını yapamadı. Bizim edebiyatımızda yazarların insani duyarlığı kendiliğinden demokrat ve ilericidir ve azınlıkları toplumsal hayatımızın doğal parçası olarak görmüştür. Özellikle Sait Faik'ten başlayarak, pek çok öykü yazarımız azınlık kültürünü kendiliğinden konu etmiştir. Gene de Kürt sorunuyla Ermeni sorununu farklı... Yakın geçmişe kadar ikisine de pek yaklaşamadı edebiyatımız. Yazdığı kadarıyla da, örtülü bir gerçeklik olarak dile getirdi. Ertelediği bu sorunlarla şimdi daha çok içiçe edebiyatımız."
Haberin fotoğrafları