kapat
E-gazete
|
Hava Durumu
|
Sarı Sayfalar
|
Arşiv
|
English
|
Üye Ol
|
Üye Girişi
14 Eylül 2008, Pazar
Sabah
 
Haberler Spor Günaydın Dosyalar Servisler Multimedya Astroloji Kültür-Sanat İşte İnsan Çocuk Kulübü Yazarlar Çizerler
Günaydın Cuma Cumartesi Pazar Emlak
 
24 Saat
24 Saat
Amerika’da yaşayan Prof. Dr. Vamık Volkan, son dönemde Türkiye’nin komşularıyla ilişkileri konusunda fikirlerine başvurulan etkili isimlerden....

Ermeni toplumsal kimliğini anlamalıyız

FİGEN YANIK
05.09.2008
Geçtiğimiz ay Cumhurbaşkanı Gül ile Çankaya Köşkü'nde yaptıkları özel görüşmede 'düşmanların yan yana yaşatılmasının metotları' hakkında bilgi veren psikiyatrist Prof. Dr. Vamık Volkan, "Ermenilerle görüşürken psikopolitikten yararlanmak gerekiyor," diyor..
Kimlik çatışmaları üzerine yaptığı çalışmalarla bütün dünyada tanınan ve "Türkiye'yi geldiğim zaman mahalle baskısını üzerimde hissediyorum,'' sözleriyle dikkat çeken Prof. Dr. Vamık Volkan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, Ermenistan'a ziyareti öncesinde görüşüp fikirlerini aldığı önemli isimlerden biri... 27 ülkede yaptığı psikopolitik araştırmalar ve barış çabaları üzerine birkaç kez Nobel Barış Ödülü'de aday gösterilen Prof. Volkan'a tatilini geçirmek için Kıbrıs'ta bulunduğu sırada ulaştık... Prof. Dr. Volkan, Cumhurbaşkanı Gül ile yaptıkları çok özel görüşme hakkında bilgi verirken, bu görüşmelerin devam edeceğini de açıkladı.

- Cumhurbaşkanı Gül ile Çankaya Köşkü'ndeki beş saat sürdüğü açıklanan özel görüşmeniz oldukça dikkat çekti ama neler konuştuğunuz hâlâ sır gibi saklanıyor. Sadece toplantının ana temasının "Düşmanların yan yana yaşatılmasının metotları nedir?" olduğu açıklandı. Neler konuştunuz?
- Cumhurbaşkanı Gül'e benim psikopolitik alanda 1979'dan beri yaptıklarım hakkında bilgi vermişler. O da benimle tanışmak istemiş. Gül beni çok iyi karşıladı. İkimiz yalnız öğle yemeği yedik. Yemekte birçok konudan söz ettik. Örneğin, Gürcistan- Güney Osetya, Kıbrıs, Türkiye'de birlik ve beraberlik yaratma, Türk dış politikasında 'savunma' pozisyonuna düşüp düşmeme... Din ve siyaset konusu konuşulmadı. Ayrılırken Gül, gelecekte tekrar görüşmemizi ümit ettiğini söyledi. Köşkten memnun olarak ayrıldım. Sayın Gül ile buluşmadan önce görüşmenin 45 dakika olacağı söylenmişti. Fakat ikimizin beraber olduğu öğle yemeği çok daha uzun sürdü. Cumhurbaşkanıyla görüştükten sonra yüksek sorumluluk taşıyan bürokratlar ve Sayın Gül'e yakın olduklarını anladığım başka kişilerle de beş saat görüştüm.

- Onlarla hangi konuları konuştunuz?
- Bilhassa 'kimlik' kavramı ve 'kimlik çatışmaları' ile ilişkili toplumsal psikolojik süreçler üzerinde odaklandık. Sonra da bu kavramların Türkiye'deki iç ve dış siyaset konularını incelemede yardımı olup olmayacağı tartışıldı.

- Cumhurbaşkanı Gül'ün Ermenistan'a gitmesini nasıl karşılıyorsunuz?
- Sayın Gül'ün Ermenistan'a gitmeyi düşünmesini iyi karşılıyorum. Türkiye- Ermenistan ilişkilerinin yüksek diplomatik çevrelerde görüşülmesinin, bu konunun bitmez tükenmez şekilde gayriresmi olarak tartışılmasından çok daha iyi olacağına inanıyorum. Böyle görüşmeler olursa yine 'toplumsal kimlik' kavramını iyice incelememiz gerekecek. Yıllar önce Türk- Ermenistan Uyuşma Komitesi'nin (TARC) Türkiye temsilcileri arasındaydım. Amerikan yöneticisinin beceriksizliği nedeniyle iki-iki buçuk yıl bu komitede çalıştıktan sonra komiteden istifa eden ilk Türk temsilci oldum. Bu arada Ermeni 'toplumsal kimliği' hakkında daha yakından bilgi edinebildim. Ermenilerle görüşürken politik psikolojinin ortaya çıkarttıklarından gelebilecek yardımın inkar edilmemesini temenni ederim.

- Uluslararası ilişkilerde Türkiye'nin hep 'savunmada' kaldığını ileri sürüyorsunuz. Öneriniz ne?
- Çok kabiliyetli ve etkili olan birçok Türk diplomat tanıyorum. Fakat nedense benim Amerika'da gözlediğim Türk diplomasisinin Ermeni veya Yunan lobilerine karşı tavrının çok defa 'savunma' pozisyonunda olduğudur. Bu pozisyonda olunca bizi dinlemek isteyenlerin sayıları çok azalıyor. Sayın Gül ile konuşurken onun Türkiye diplomasisinde 'savunma pozisyonunu' çok iyi anladığını ve bunu değiştirmek istediğini duydum.

- Türkiye'nin sizce şu dönemde coğrafi açıdan en önemli sorunu Rusya mı, Ermenistan mı, Irak mı? Ya da başka bir ülke/ülkeler mi?
- Bugünlerde en çok konuşulan konu Gürcistan'da olup bitenler. Kimlik Adına Öldürmek kitabımda, Gürcistan'daki etnik problemlerin birçok yönünü anlatmıştım. Gürcüler ve Güney Osetyalılar arasında uyum sağlamak için altı yıl oralara gidip gelmiştim. Gürcistan Cumhurbaşkanı Saakaşvili kumar oynadı ve kaybetti. Dışarıdan onu kışkırtanların olup olmadığını bilmiyorum. Gövde gösterisi yapmaları için Ruslara büyük bir fırsat verildi. Rusların yaptıklarını değiştirmek için hiçbir kuvvet yok. Dünyada yeni bir siyasi durum ortaya çıkmış bulunuyor. Ruslar, Türklerin Gürcistan'a yardım ettiklerini söyleyerek Türklere kızmış durumdaydılar. Sayın Gül'le görüştüğümüz gün Başbakan Erdoğan'ın önce Rusya ve daha sonra Tiflis'e gitmesini dengeli bir politika yürüteceğimizin başlangıcı olarak algıladım. Bugünlerde en çok konuşulan ikinci konu Amerika'daki cumhurbaşkanlığı seçimleridir. Yeni Amerikan cumhurbaşkanı, karşısında yeni bir Rusya bulacaktır. Bu nedenle kimin yeni Amerika cumhurbaşkanı olacağı, Amerika-Rusya ve diğer milletler arası ilişkileri çok etkileyecektir. Türkiye'nin bunu da göz önünde tutarak şimdiden Amerika'nın yakın gelecekteki cumhurbaşkanı ile nasıl etkili bir bağlantı kurulacağını planlaması çok önemlidir. Amerika'da kimin cumhurbaşkanı olacağı, Irak'ta gelişecek olayları da çok etkileyecektir.
Haberin fotoğrafları