kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 26 Nisan 2008, Cumartesi
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
ABC

İçten bir kahkaha, şifa demek

FİGEN YANIK
19.04.2008
Stres, mide sorunları, uykusuzlukla baş etmek için gün içinde ne kadar güldüğünüze dikkat edin. Çünkü güldükçe mutluluk hormonu salgılıyor, stresten arınıyorsunuz. Hindistan'dan Avrupa'ya kadar pek çok ülkede artık gülme yogası yapılıyor..
"Dünyanın bu haline bakıp bir de gülecek miyiz?" diyenlere bakılırsa, gülmeyi rafa kaldıranların hatırlamaya pek de niyetleri yok. Ama nedensiz ağrılardan, uykusuzluktan, gerginliklerden söz etmenin sonu gelmiyor. Araştırmalara göre çocuklar günde 300-400 kere gülüyor. Çünkü onların doğasında, gülmek ve mutlu olmak kendiliğinden var. Büyükler ise günde belki 15 kez gülüyorlar, o da gerçekten gülebilirlerse... Gülmenin önemi önce Hindistan'daki kulüplerde keşfedilmiş. Bu kulüplere gelenler gülmeyi en baştan öğreniyor, içten kahkahalar atmaya başlıyor. Çünkü 'gülmek' Hindistan'da 'şifa' demek. Uzmanlara göre de güldükçe mutluluk hormonu salgılanıyor, sağlıklı ve mutlu bir bedenle ruha sahip olunuyor. Yoga sessizlik içinde yapılır diye öğrensek de gülme yogasındaki egzersizlerde sesli-sessiz gülme, kalpten gülme, aslan gülmesi gibi çalışmalar yapılıyor.

TÜRKLER GÜLMEYİ UNUTMUŞ

Artık Türkiye'de de gülme yogasıyla şifa arayanların sayısı artıyor. 35 yıl Almanya'da yaşadıktan sonra Marmaris'e yerleşen ve çalışmalarını burada açtığı Anahatha Yoga Evi'nde sürdüren Hatun Çelebi de gülme yogasının önemini keşfedenlerden... Türklerin stres yüzünden kendilerine zaman ayırmayı ve gülmeyi unuttuklarını gözlemleyip, Hindistan'da eğitimini aldığı 'gülme yogası' çalışmalarıyla isteyenlerin daha sağlıklı olmalarına yardımcı olan Çelebi, "Marmaris'e ilk geldiğim zamanlarda 'Bu kadar güzel bir yerde insanlar nasıl oluyor da bu kadar dağınık ve stres altındalar?' diye şaşırdım," diyor ve ekliyor; "Çoğu kişi, yarım saat bile kendine zaman ayırıp, deniz kenarında bir çay içmeye gitmiyordu; bu güzelliğin tadını ve keyfini bilmiyordu. Böyle güzel bir tatil yöresinde doğayla iç içeyken bunu başaramamaları, kendilerine zaman ayıramamaları bana yogayla tanışmaya daha çok gereksinimleri olduğunu düşündürdü. Ben hep halkımızın Almanlara göre çok daha fazla ve çok daha rahat gülebildiğini düşünürdüm. Fakat öyle değil. Bir yıldır yaptığım gözlemlere dayanarak şunları söyleyebilirim; evet insanlar gülüyormuş gibi davranıyor fakat içten değil ve çok alaylı bir şekilde, dürüst olmadan gülüyorlar. Bu da onların kendilerinden emin olmadığını gösteriyor." Hindistan ve Berlin'de katıldığı gülme yogası çalışmalarını kendi merkezinde de uygulayan Çelebi, öğrencilerine ilk derste öncelikle maskelerini çıkarmalarını öneriyor; "Günümüz insanı şık ve karizmatik görünme uğruna doğal duygularını bastırıp, ona ait olmayan kalıplara bürününce, gülme duygusunu da bastırdı. Gülen bir insanın toplumda fazla ciddiye alınmaması kuşkusu, derinlerde bir yerde vardır. Oysa insan doğal olabildiğince kabul görmelidir toplumda. Gülme dürtüsü de bu doğallığın bir parçasıdır. Anne, baba, öğretmen, iş kadını veya işadamı olarak takınılan kalıplar, insanların gülmesine engel oluyor. Öncelikle gülme yogasının kalıplarımızı aşıp, özgürleşmemizde büyük faydası var. Yani toplumun ve ailenin koyduğu kurallar, ayıplar uğruna duygularımızı bastırıp gülmeye korkar oluyoruz." Hatun Çelebi 4 Mayıs Dünya Gülme Günü'nde saat 14.00'te İstanbul'da Fenerbahçe Kalamış Parkı'nda ücretsiz gülme yogası kursu verecek.