kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 13 Nisan 2008, Pazar
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
ABC
Taş binaya girince etrafınızı aniden serin bir hava sarıyor. Yerdeki yumuşak toprak ise her an kayacakmış gibi.

Ağırnaslılar Sinan'ın evine sahip çıktı

BEDİA C. GÜZELCE
Dünyanın en iyi beş mimarından biri olarak kabul edilen Mimar Sinan'ın büyüdüğü Ağırnas Köyü'nde yaşayanların çoğu, tıpkı Sinan ve onun torunları gibi taş işçiliği yapıyor. Yörenin bu özelliği korunmaya çalışılırken, Mimar Sinan'ın yaşadığı ev de müze haline getirildi..
Rum, Ermeni ve Türk ailelerden oluşan Ağırnas Köyü'nde 1489'da doğan Mimar Sinan'ın böylesine ölümsüz eserler yaratmasında, belki de bu kültürlerarası iletişimin katkısı büyüktü. O, Ağırnas sokaklarından gelen çekiç ve keski sesleriyle büyüdü. Sonunda hayatı boyunca üzerinden geçtiği topraklarda bu sesleri duymaya, duyurmaya devam etti. Kayseri merkezine 20 dakikalık mesafedeki Ağırnas'ın nüfusu şu an yaklaşık 3 bin. Artık bir belediye olan bu yerleşime, daha adımınızı atar atmaz etrafınızı taş evler, Arnavut kaldırımı sokaklar ve hem Sinan'ın hem de daha sonra onunla aynı mesleği yapan torunlarının inşa ettiği çeşmeler, camiler sarıyor. Ağırnaslılar, ziyarete gelen turistlerin neden burada olduklarını oldukça iyi biliyor ve gerek Sinan'ın eserlerini gerekse diğer taş yapıları çok iyi sahipleniyor. Küçük bütçelerle geçimlerini sağlamaya çalışan halkın yarısından fazlası, tıpkı Sinan'ın torunları gibi taş işçiliği yapıyor. Sokak aralarında Sinan'ın duyduğu çekiç sesleri, bu nedenle bugün hâlâ yükseliyor. Buralarda yine çocuklar dolaşıyor. Üstelik bazılarının adı da Sinan... Buna rağmen Ağırnas için hakkı teslim edilmiş bir yer ya da kurtarılmış bir bölge demek bundan kısa süre öncesine kadar pek mümkün değildi. Sürekli değişen bakanlıklar ve yerel yönetimler, halkın bilinçlenmesi ve devlet erkanının bu konuya eğilme sürecini uzattı. Bölgede ilk çalışmaları, Atatürk'ün manevi kızı ve tarihçi Prof. Dr. Afet İnan gerçekleştirdi. Ardından ÇEKÜL'ün (Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı) 1990'dan bu yana yürüttüğü yoğun çalışmalar sonucunda yöre halkı da hem bizzat projelerin içerisinde yer alıyor hem de sürdürülebilirliğini sağlıyor. Sinan'ın doğup büyüdüğü sanılan ev, mimarlar, restoratörler ve farklı disiplinlerdeki uzmanların gönüllü çalışmaları sonucunda bir kültür alanı haline getirildi. Müze olarak kullanılan Mimar Sinan'ın evi, bundan böyle yıl boyunca ziyarete açık olacak. Ağırnaslılar, bu eve kendi evlerinden daha çok ihtimam gösteriyor, bakımını hiçbir karşılık beklemeden yapıyorlar. Erciyes Üniversitesi, ÇEKÜL ve Ağırnas Belediyesi'nin ortak çalışmaları, Anadolu'da taş işçiliğinin en özgün örneklerini bir araya getiren yerleşme için bundan sonra da devam edecek. Dünya çapında Sinan'ı Anma Günü olarak belirlenen 9 Nisan ve takip eden haftada, bundan böyle Sinan'ın müze evinde toplanılacak. Mimar Sinan evinin yanı sıra 1857'de inşa edilen Agios Prokopios Kilisesi ile 1911'de ilkokul olarak inşa edilen ancak şu anda Belediye Binası olarak kullanılan yapı ve hemen arkasındaki Sinan'ın çıraklık okulu da restorasyon görerek, gezilebilir hale gelmiş.

SİNAN'IN EVİNDE YÜRÜMEK
Prof. Dr. Afet İnan'ın ilk çalışmalarından bu yana Sinan'ın doğduğu ev olarak bilinen yer hakkında bugün hâlâ şüpheler var. Ama Ağırnaslılar buranın Sinan'ın evi olduğunu büyük dedelerinden, onlar da kendi dedelerinden duymuşlar. Öyle ki, Sinan'ın yakın zamana kadar burada yaşayan torunları Ahmet Öztaş, İzmir'e taşınmış ve burayı satmak zorunda kalmış. Uzun süre boş kalan ve etrafı harabeye dönen evi torunlarından satın alan Ağırnas Belediyesi, burayı yeniden yaşanır hale getirmiş. Belediye'ye destek veren Multi Turk Mall ve ÇEKÜL, Sinan'a Saygı Projesi kapsamında bir dizi çalışma başlatmış. İlerleyen aylarda proje tamamlandığında ev, içerisinde kitaplık, Mimar Sinan eserleri arşivi, sergi, dinlenme, toplantı mekânları ve açık, yarı açık alanlarıyla işlevsel bir hale gelecek. Evin bugünkü halini görmek ve etkilenmemek pek mümkün değil. Alçak kapısından içeri girer girmez sizi karşılayan tonozlu tavan, ahşap hatıllarla desteklenmiş. Taş bina olduğu için etrafınızı birden bire serin bir hava sarıyor. Bu nedenle yanınıza hırka almak, evin en alt katlarında daha uzun kalabilmeyi sağlıyor. Tabandaki yumuşak ve nemli toprak, zaman zaman ayağınızın altından kayacak gibi olsa da, dikkatli adımlar bu sorunu tamamen ortadan kaldırıyor. Mimar Sinan'ın Osmanlı sınırları içerisindeki eserlerinin yakın zamanda çekilmiş fotoğraflarının yer aldığı mağara evde, bir yandan bölgenin coğrafi yapısını keşfederken bir yandan da Sinan'ın farklı eserlerini izleyerek onun ruhuna yakınlaşma imkânı veriyor. Sade ışıklandırması ile bir tarih yolculuğundaymışsınız hissini veren ev, birçok iç mağaraya ve yeraltı deposuna açılıyor. Küçük basamaklardan inerken, Sinan'ı buradaki duvarlarda belki de elinde bir çöp ile ilk çizimlerini yaptığını düşünmek heyecan veriyor. Söylenene göre bu evin Kapadokya'ya kadar açılan yeraltı şehirleriyle bağlantısı varmış.
Haberin fotoğrafları