kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 23 Ekim 2007, Salı
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
Kanal 1
ABC
NAZLI ILICAK

Sabrın taştığı noktadayız

Vatanseverlik yarışı, elim gelişmelere yol açabilir. İktidarı ellerinde bulunduranlar, daha az vatansever oldukları için değil ama, ağır bir sorumluluk taşıdıklarından dolayı duygusal davranamazlar.
Maalesef, Hakkari saldırısından sonra, Kuzey Irak'a operasyon, -eğer elebaşılar Türkiye'ye teslim edilmez ve PKK kampları kapatılmazsa- kaçınılmaz görünüyor; Erdoğan Hükûmeti'nin iyi niyetli çabaları sonuç vermedi. 22 Temmuz seçimleri öncesinde, AK Parti, Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın çağrılarını, muhalefetin suçlamalarını, şehitlerimizin cenaze törenlerindeki hakaretleri göğüsledi, terör üzerinden oy avcılığı yapanlara karşı barışçıl çözümü tercih etti; hatta, ülkemizin bataklığa sürüklenmemesi için, halkın da sabrını zorladı.
Artık sabır taşı çatladı.
Operasyonun, sadece teröristlerle sınırlı kalamayacağı
anlaşılıyor. Tezkere müzakereleri sırasında, hem MHP hem CHP, Irak Bölgesel Kürt yönetiminin de hedef alınması gereği üzerinde durmuştu. Terör zirvesinin ardından, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün yaptığı basın açıklamasında da bu niyetin izleri görünüyor. Açıklamada, "Türkiye, Irak' ın toprak bütünlüğüne saygılı olmakla birlikte, teröre yardım ve yataklık yapılmasına müsamaha göstermeyecek, bölünmez bütünlüğü ile vatandaşlarını korumak için gereken bedel ne ise ödemekten kaçınmayacaktır" deniliyor.
Teröre yardım ve yataklık yapanlar, işin ciddiyetini anlamaktan uzak. Hem Talabani'nin, hem de Barzani'nin beyanlarını dikkatle dinledim. Barzani, hâlâ, "Türkiye, barış planı sunsun, eğer PKK kabul etmezse o zaman biz PKK'ya terör örgütü diyebiliriz" şeklinde konuşuyor. Türk devleti PKK ile masaya oturup barış planını mı müzakere edecek?
Talabani ise, lâf kalabalığından medet umuyor: "PKK'yı siyasi bir parti olarak kalıp şiddeti durdurmaya çağırıyoruz... Onları tutuklayamayız; kendi bölgelerinde; bizim yetki alanımızda değil... Tek bir Kürt' ü vermeyiz."
Talabani'nin, Kuzey Irak'taki PKK'lıları, tutuklama yetkileri olmadığını itiraf etmesi, Türkiye'nin sınır ötesi harekâtına haklılık kazandırmıyor mu? Ayrıca, "tek bir Kürt'ü vermeyiz" ne demek? Biz onları, Kürt oldukları için değil, milletimizin bütünlüğüne kastettikleri, gencecik evlâtlarımıza acımasızca kıydıkları için istiyoruz.
Talabani ve Barzani'nin diplomatik nezaketten uzak konuşmalarını duyunca, onlara, "devlet adamı" değil "aşiret reisi" diyenlere hak verdim.
Sadece sözün bittiği değil, sabrın taştığı noktadayız.