kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 17 Ağustos 2007, Cuma
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
Kanal 1
ABC

Deprem şehitleri anıldı

Yeni Haber
Marmara Depremi'nde yaşamlarını yitirenler, İzmit, Gölcük ve Adapazarı'nda düzenlenen törenlerle anıldı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, 17 Ağustos 1999 tarihinde merkez üssü Gölcük olan 7.4 büyüklüğündeki depremde ölenler için Kocaeli Fuar Alanı'nda anma etkinliği düzenledi.

Güneş Sahnesi'nde düzenlenen anma etkinliği, deprem şehitleri anısına 1 dakikalık saygı duruşu ve ardından İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı.

Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu ve Saraybahçe Belediye Başkanı Halil Vehbi Yenice'nin de katıldığı anma etkinliğinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı Konya Türk Tasavvuf Musikisi Topluluğu'nca konser ve sema gösterisi düzenlendi.

Kuran-ı Kerim de okunduğu anma etkinliğinde bir konuşma yapan Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, depremde vefat edenleri rahmetle andıklarını söyledi.

DEPREMZEDELER FENERLERLE YÜRÜDÜ

Kocaeli Depremzedeler Derneği, kimi sivil toplum örgütleri ve sendika temsilcileri de depremde ölenleri andı.

Merkez Bankası Kocaeli Şubesi önünde toplanan depremzedeler, ''İzmit uyuma, depremi unutma, unutturma'' sloganı atarak ve düdük çalarak Anıtpark'a yürüdü.

Fenerlerle yaklaşık 2 kilometre yürüyen depremzedeler, daha sonra Anıtpark'taki Deprem Anıtı önünde saat 03.02'de bir dakika saygı duruşunda bulundu.

Kocaeli Depremzedeler Derneği Başkanı Nurcan Taşpınar, burada yaptığı konuşmada, Marmara Depremi'nin üzerinden 8 yıl geçmesine karşın hala yitirdikleri yakınlarını unutamadıklarını söyledi.

Öte yandan, 5 bin 383 kişinin yaşamını yitirdiği Gölcük'te de deprem şehitleri için anma töreni düzenledi.

Gölcük Belediyesi'nce düzenlenen anma etkinlikleri kapsamında fotoğraf sergisi açıldı. Kavaklı kıyısında toplanan depremzedeler, daha sonra meşalelerle yürüdü.

ADAPAZARI

Marmara Depremi'nde yaşamlarını yitirenler, Adapazarı'nda, depremin yaşandığı saat 03.02'de anıldı.

Depremde 12 yaşındaki kızı Tuğba'yı yitiren acılı anne Firdevs Akgül (45), kızının fotoğrafına sarılarak gözyaşı döktü. Akgül, kızının daha ömrünün baharında hayata gözlerini yumduğunu belirterek, şunları söyledi:

''Kaçak yapılaşma nedeniyle kaybettim ben kızımı. 2 katlı bir evde oturuyorduk ama yolun karşısındaki 5 katlı apartman bizim üzerimize yıkıldı. Ailece enkazda kaldık. Maalesef kızımızı kaybettik. Oğlum, eşim ve ben enkazdan yaralı olarak kurtulduk.

İşin en acı olan yanı ne biliyor musunuz? Biz sesimizi ne kadar duyurmaya çalışsak da acımız dinmiyor. Kiracı olduğumuz için hak sahibi ve ev sahibi de olamadık. Ben hala prefabrikte yaşıyorum, en acısı da bu benim için. Başbakanımıza aylar öncesinde mektup da yazdım, cevap bile verilmedi. Prefabrikte çok kötü bir ortamda yaşıyorum. Oğlum şu anda 16 yaşında, bu kötü ortamda onu nasıl yetiştirebilirim bilmiyorum. Çocuğumun hayatı mahvoluyor. Bizimki zaten mahvoldu. Bu gece aşırı yoğun duygular içindeyim. Kızımı kaybetmemin üzerinden 8 yıl geçti, çok üzgünüm.''

Sakarya Sivil Savunma ekiplerinin de katıldığı Atatürk Kültür Merkezi önündeki törene katılan yaklaşık 30 kişilik grup, depremde ölenler için saygı duruşunda bulundu.

GÖLCÜK'TE DEPREM ŞEHİTLERİ ANILDI

Marmara depreminin merkez üssü Gölcük'te, ''deprem şehitleri'' törenle anıldı.

Marmara depreminin 8. yılında, Gölcük Belediyesi ile Gölcük Müftülüğü 17 Ağustos Deprem Şehitliği'nde anma töreni düzenledi.

Gölcük Belediye Başkanı Mehmet Ellibeş, törende yaptığı konuşmada, 17 Ağustos depremini unutmalarının mümkün olmadığını belirterek, ''Depremi unutmak gibi bir niyetimiz de yok'' dedi.

Geride kalanların birbirine sıkı sıkı sarılarak, destek vererek, kenetlenerek yaşamlarını sürdürmesi gerektiğini ifade eden Ellibeş, ''O günü düşünerek yaşayamayız. Geride kalanlar el ele, kol kola, gönül gönüle, yarınların daha sağlıklı olması için, daha güzel, huzurlu ve mutlu olması için çalışmalı, çalışmalıyız ve bugüne kadar da çalıştık. Sizler de çalıştınız. En büyüğü halkımız çalıştı, destek verdi gayret gösterdi. Biz de dersimizi aldık. Yarınlarımızın imarını yaptık, yapmaya da devam edeceğiz.''

Türkiye'nin değişik yerlerinden gelen vatandaşlar, 17 Ağustos Deprem Şehitliği'nde yakınlarının mezarını ziyaret ettiler. Mezarlıkları temizleyip, dua eden vatandaşlardan bazıları gözyaşlarına engel olamadı.Daha sonra şehitlikte mevlit okutuldu ve katılanlara etli pilav ikram edildi.

DEPREMDE ÖLEN 420 PERSONEL, DONANMA KOMUTANLIĞINDA TÖRENLE ANILDI

Donanma Komutanlığında, 17 Ağustos 1999 Marmara depreminde ölen 420 personel törenle anıldı.

Deprem Şehitleri Anıtı'ndaki tören, Donanma Komutanlığı Hava Filo Üs Komutanı Tümamiral Bülent Bostanoğlu'nun anıta çelenk koyması, saygı duruşunun ardından saygı atışının yapılması ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı.

Deniz Yarbay Bora Midilli, yaptığı konuşmada, ağustos ayının, Donanma için yeni atılımların, terfilerin yapıldığı ay olduğunu ve depremin olduğu gün de devir teslim töreninin yapıldığını anımsattı.

Depremde 420 personelin yaşamını yitirdiğini, birçok binanın da yıkıldığını anlatan Yarbay Midilli, azimli ve hırslı çalışmayla, deprem öncesinden daha iyi duruma gelindiğini belirtti.Midilli, şunları kaydetti:

''Depremin üzerinden tam 8 yıl geçmesine rağmen acıları hala hatıralarımızda. Bu depremde resmi rakamlara göre 19 bin 297 vatandaşımız ölmüş, 48 bin civarında vatandaşımız yaralanmış, 300 bin civarında konut ve 150 bin iş yeri hasar görmüştür. Ayrıca hayatını kaybeden binlerce vatandaşımızın yanında gönüllerini denizlere vermiş 420 Deniz Kuvvetleri personeli de ne yazık ki aramızdan ayrılmıştır.

Bugün yapılan merasim töreninde acılarımız yeniden tazelenirken o günleri bir daha yaşamamayı canıgönülden temenni ediyorum. Bu büyük depremin ardından büyük bir seferberlik başlatılmıştır. Türk ulusu, tarihindeki en büyük dayanışma örneklerinden birini göstererek, ulusça birlik olmayı tüm dünyaya göstermiştir.

Marmara depreminin ardından ülke olarak başlattığımız seferberliğe katkıda bulunmak için yardımımıza koşan ayni ve maddi katkılar sağlayan 90'dan fazla ülkenin, kendi yaşamlarını da tehlikeye atarak arama ve kurtarma faaliyetlerine katılan ekiplerin, depremzedelerin yaraların sarılmasına yardımcı olan uluslararası kuruluşların ve sivil toplum örgütlerinin gösterdiği dayanışmayı Türk halkı hiçbir zaman unutmayacaktır.''

420 ARKADAŞIMIZI BİZDEN AYIRDI

Konuşmanın ardından Hava Filo Üs Komutanı Tümamiral Bülent Bostanoğlu, anıt defterine günün anlam ve önemini belirten düşüncelerini yazdı. Tümamiral Bostanoğlu, anıt defterine, şunları yazdı:

''Değerli silah arkadaşlarımızı ve onların aile fertlerini kaybettiğimiz 17 Ağustos depremi, içinde bulunduğumuz yüzyılda ulusumuz ve özellikle donanmamız açısından karşı karşıya kaldığımız en büyük felakettir.Bu felaket tüm yurdumuzu kedere boğmuş, 420 silah arkadaşımızı bizden ayırmış, yüreklerimizde unutulmaz yaralar açmıştır. Ancak, deprem sonrası tüm personelimizin gösterdiği olağanüstü çaba ve gayretler ile açılan yaraların süratle sarılması tek tesellimiz olmuştur.17 Ağustos depreminden bugüne 8 yıl geçmiştir. Fakat Deniz Kuvvetlerimize cesaret ve feragatle unutulmayacak hizmetler vermiş silah arkadaşlarımız ve onların hatıraları hiç unutulmamıştır. Onların aziz hatıraları hafızalarımızda ve kalplerimizde layık oldukları mümtaz yeri almaya sonsuza kadar devam edecektir.''

Bostanoğlu, anı defterinin imzalamasının ardından, depremde ölenlerin yakınlarının yanına giderek onlara başsağlığı diledi.

Törenin ardından, depremde ölenlerin yakınları, anıta karanfil bıraktıktı, gözyaşı döktü. Bu arada anıtın önünde fenalaşan Cafer Güvercin, ambulansa alınarak tedavi edildi.

TOPTAN: 17 AĞUSTOS BİZE SORUMLULUKLARIMIZI SÜREKLİ HATIRLATAN BİR TARİH OLMALIDIR

TBMM Başkanı Köksal Toptan, ''17 Ağustos, depremle yaşamayı öğrenebilmemiz için bize sorumluluklarımızı sürekli hatırlatan bir tarih olmalıdır'' dedi.

Toptan, 17 Ağustos 1999'da meydana gelen Marmara Depreminin 8. yılı nedeniyle yayınladığı mesajda, aradan geçen süreye rağmen depremin zihinlerdeki tazeliğini koruduğunu belirtti.

Herkesi derinden yaralayan Marmara depreminin ardından, felaketin acısını gidermek ve yaraları sarmak için devletin ve milletin gönüllü bir seferberlik başlattığına dikkati çeken Toptan, depremden sonra halkın gösterdiği büyük dayanışma ve duyarlılığın tüm dünyaya örnek olduğunu ifade etti.TBMM Başkanı Toptan, mesajında şunları kaydetti:

''Geride yalnızca yıkım ve acı bırakan felaketler, genellikle anımsanmak istenmez. Ancak 17 Ağustos, depremle yaşamayı öğrenebilmemiz için bize sorumluluklarımızı sürekli hatırlatan bir tarih olmalıdır. Millet olarak, ülkemizin deprem kuşağında bulunduğu gerçeğini hiç unutmadan depreme her an hazırlıklı olmamız, hayati önem taşımaktadır.

Depremleri en az can ve mal kaybıyla atlatabilmek için bu alandaki eksikliklerimizin tespit edilmesi, gerekli önlemlerin alınması ve etkili denetim mekanizmalarının hayata geçirilmesi kaçınılmazdır. Bu konuda başta kamu kurumları ve yerel yönetimler olmak üzere tüm milletimize büyük görevler düşmektedir.

Milletimizin benzer felaketleri bir daha yaşamaması temennisiyle depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza bir kez daha Allah'tan rahmet, yakınlarına ve tüm milletimize başsağlığı dileklerimi iletiyorum.''

İZMİR AFET DERNEĞİ: YAŞANAN BUNCA FELAKETE RAĞMEN HALA TEKNİĞİNE UYGUN OLMAYAN BİNALAR YAPILIYOR

İzmir Afet Derneğinden, yaşanan deprem felaketlerine rağmen, hala tekniğine uygun olmayan binaların yapıldığı bildirildi.

İzmir Afet Derneğinden yapılan yazılı açıklamada, 17 Ağustos 1999 tarihinde Marmara Bölgesi'nde meydana gelen depremde, resmi kayıtlara göre 17 bin 480 vatandaşın hayatını kaybettiği, 43 bin 953 kişinin yaralandığı, 377 bin 879 konut ve iş yerinin hasara uğradığı hatırlatıldı.

Bu büyük acının, bugün aynı duygularla hissedildiğine yer verilen açıklamada, şöyle denildi:

''Toplumun afetlere karşı hazırlıklı olması bakımından gerek resmi makamlar, gerek sivil toplum kuruluşlarınca, geçen 8 yılda yoğun çalışmalar yapıldığı hepimizce bilinmektedir. Ancak yaşanan bunca felakete rağmen hala tekniğine uygun olmayan binaların yapıldığı görülmektedir. Yıkıcı etkisi olmayan depremlerde mevcut binaların bazılarında kuşku uyandıracak derecede çatlakların oluştuğu basın organlarında çıkan haberlerde izlenmiştir. Bu tür binalar mutlaka depreme dayanıklılık testinden geçirilmeli, gerekiyorsa güçlendirme yapılmalıdır.''

Açıklamada, bütün vatandaşların, kaymakamlıklarca açılan temel afet bilincine yönelik eğitim çalışmalarına katılmaları, ayrıca sağlık sorunu bulunmayanların, toplum afet gönüllülüğü sistemine dahil olarak, yaşadığı mahallede gönüllülük hizmeti görevi alması gerektiği bildirildi.

TMMOB ŞEHİR PLANCILARI ODASI: ÇAĞDAŞ BİR 'RİSK YÖNETİM SİSTEMİ' OLUŞTURULMALI

17 Ağustos depreminin 8. yıldönümü dolayısıyla açıklama yapan TMMOB Şehir Plancıları Odası Yönetim Kurulu, risklerin bertaraf edilmesi için çağdaş bir 'risk yönetim sistemi' oluşturulması, bölgesel ve kentsel ölçeklerde ''sakınım planları'' hazırlanması gerektiğini bildirdi.

TMMOB Şehir Plancıları Odası Yönetim Kurulu'nun yaptığı yazılı açıklamada,''17 Ağustos Depremi'nden uzaklaşıldıkça, büyük Marmara Depremi'ne yaklaşıldığı'' belirtilerek, ''1999 depremlerinden bu yana risklerin azaltılması için yerel ölçekte birkaç olumlu çabanın dışında merkezi ve yerel yönetimlerin ciddi bir girişimde bulunmadıkları'' ifade edildi.

''Dünya Bankası'na borçlanıp güdümüne girilerek, parçacı projelerle göstermelik uygulamalar yapıldığı'' savunulan açıklamada, şunlar kaydedildi:

''Diğer yandan Hükümet bu sene sanki deprem tehlikesi ortadan kalkmış ve riskler yok edilmiş gibi davranarak, Ulusal Deprem Konseyi'ni (UDK) kapatmıştır. Deprem Zararlarını Azaltma Ulusal Stratejisi çalışmasıyla UDK, deprem tehlikesi karşısında Bakanlıkların, DPT'nin yapamadığı uyarıları ve alınması gerekli önlemleri ve öncelikli eylemleri tanımlamıştır. Afet sorunlarına karşı bağımsız bir ulusal kurum olan UDK'nın kapatılması talihsiz bir girişim olmuştur.''

Kentlerdeki insan hayatı üzerinde ''güvensiz yapı ve kentsel doku riskleri'', ''tehlikeli kullanım riskleri'', ''kullanımlar ile yapılar arasındaki uyumsuzluk riskleri'', ''açık alan yetersizliklerinin oluşturduğu riskler'', ''ulaşım sistemindeki yetersizliklerin oluşturduğu riskler'' gibi bir takım riskler bulunduğu anlatılan açıklamada, ''Bu risklere bir de merkezi ve yerel yönetimlerin afet ve şehircilik sorunlarını çözmekteki kapasite yetersizliklerinden oluşan riskleri ve eskimiş afet ve imar mevzuatının zafiyetlerinden oluşan riskleri de eklemek gerekir'' denildi.

Açıklamada, risklerin bertaraf edilebilmesi için Türkiye'de çağdaş bir ''risk yönetim'' sisteminin oluşturulması ve yerleşmelerimizin risklerden arındırılması için bölgesel ve kentsel ölçeklerde acil olarak ''sakınım planları''nın hazırlanması gerektiği vurgulandı.

Şehircilik Reformu'nun da kaçılınmaz olduğu belirtilen açıklamada, afet tehlikesinin yarattığı sorunların temelden çözümünün ancak Şehircilik Reformu kapsamında ülkesel, bölgesel ve kentsel ölçeklerde risk yönetimi modellerinin oluşturulması ve şehircilik kurumlarının, yasal çerçevenin ve mali olanakların yeniden yapılandırılması ile mümkün olacağı kaydedildi.

(AA)